27 Şubat 2011 Pazar

Günde Kaç Saat Uyumak Gerekir?


Günde sekiz saat uyumak tabii ki çok tehlikelidir.

Günde sekiz saat ya da daha fazla uyuyan yetişkinler, günde 6-7 saat uyuyanlara göre daha genç yaşta ölmektedir.

California Üniversitesi'nden Profesör Daniel Kripke'nin 2004'te 1,1 milyon insan üzerinde yaptığı altı yıllık bir araştırma, günde sekiz saat ya da daha fazla (ya da dört saatten az) uyuyan insanların daha büyük bir kısmının, bu altı yıl içinde öldüğünü gösterdi.

Yetersiz uykunun kısa süreli IQ, hafıza ve mantıklı düşünme yetisi kaybına neden olduğunu iddia etmek için yeterli kanıt vardır.

Leonardo Da Vinci hayatının neredeyse yarısını uyuyarak geçirmiştir. Einstein gibi o da gün içinde şekerlemeler yapardı, fakat onun şekerlemeleri dört saatte bir 15 dakikaydı. Büyük sözlük bilimcisi Dr. Johnson'ın öğleden önce uyandığı pek görülmemiştir. Fransız filozof Pascal da gününün çoğunu yatakta uyuklayarak geçirirdi.

Diğer taraftan uzun yaşamalarıyla ünlü olan filler günde sadece iki saat uyur. Koalalar günde 22 saat uyur, ama sadece on yıl yaşarlar. Karıncalar daha önce de bahsedildiği gibi, günde sadece birkaç dakika uyur.

Ortalam bir insanın uykuya dalışı yedi dakika sürer. Normal, sağlıklı bir insan her gece uykusundan 15 ila 35 kez uyanır.

Şu ana kadar tanımlanmış 84 farklı uyuma bozukluğu vardır, bunlardan bazıları insomnia, aşırı horlama, narkolepsi, apnoea ve huzursuz bacak sendromudur.

Meydana gelen trafik kazalarının önemli bir kısmı sürücülerin uyumasından kaynaklanır. Bunu engellemenin en iyi yolu saçınızdan bir tutamı sun-roofa sıkıştırmaktır. Diğer yöntemse elma yemektir. Bu, sindirimi uyararak azar azar enerji yayılımını sağlar ve kısa süreli bir etkisi olan kahve çarpmasından daha etkili olur.

Cahillikler Kitabı, John Lloyd-John Mitchinson, S:204

21 Şubat 2011 Pazartesi

Kırkayağın kaç ayağı vardır?

Kırk değil. Yüz de değil...

İngilizce de kırkayak anlamına gelen "centipede" kelimesi Latincede "yüz ayak" anlamına gelen centipeda'dan gelmektedir. Kırkayaklar yüz yılı aşkın bir süredir kapsamlı bir biçimde incelenmelerine karşın tam olarak yüz ayağa sahip bir deneğe rastlanmamıştır.

Bazılarının daha fazla, bazılarının daha az ayağı vardır. Yüze en yakın ayak sayısına sahip olanı 1999'da keşfedilmiştir. Bu kırkayağın 96 ayağı vardı ve diğer kırkayaklardan, ayak çifti çift sayı olan tek tür olmasıyla ayrılıyordu : Yani 48 çift ayağı vardı.

Diğer bütün kırkayaklar tek sayılı ayak çiftlerine sahiptir; bunların ayak sayıları 15 çiftle 191 çift arasında değişir.

Cahillikler Kitabı, John Lloyd-John Mitchinson, s: 68

17 Şubat 2011 Perşembe

Veryansın...


Bundan yaklaşık 2-3 hafta önce hayatıma anlam katmak adına bu blogu hazırlamaya kadar vermiştim. Büyük bir şevkle kısacık bir sürede hazırladım ve yine aynı şevkle (ya da gazla) tanıdıklarıma, daha doğrusu sevdiklerime mail atarak bunu onlara duyurdum... O aşamadan sonra bana beklemek ve de tabi paylaşmak adına "Hayata Dokunacak Satırlar" yazmak kalıyordu... Bekledim, yazdım, bekledim, yazdım.... Ve sonuç neredeyse bir hiç... Sağolsun google istatistikler diye bir sayfa hazırlamış, blogunuza hangi gün, saat kaçta, kaç kez girilmiş görebiliyorsunuz. Ben benim "popüler" blogumun muhteşem istatistik eğrisini de koyuyorum bu kaydın başına... 'Endüstri Mühendisi' olduk, Sermet Hoca'dan yıllarca istatistik dersi aldık dostlar, yorumlayabilirsiniz sanırım benim 'eğrimi' (Bu arada belirtmek isterim ki kendi girişlerinizi görmenizi engelleyen bir seçenek de var. Ancak ben üç bilgisayarımdan sadece birini engelleyebiliyorum; yani eğrimdeki bu girişlerin bir çoğu diğer iki bilgisayarımdan kendi girişlerim. ne hoş değil mi :)) neyse velhasılkelam hevesim kırılıyor git gide... Ya ben beklentileri yüksek bir insanım, ya işim gücüm yok bomboş bir hayatım var ki bunlarla uğraşıyorum, ya hayatıma anlam katma çabalarım anlaşılmıyor ya da kimsenin umrunda değilim... Ben bu dört 'olasılık'tan hangisinin daha olası olduğunu biliyorum ama bana kalsın...

Sözün özü, umarım sizler benim gibi anlam arayışına girmezsiniz; yani hayatınız zaten halihazırda anlamlıdır. Çünkü arayışa girdiğinizde kimse yardımcı olmak için kılını kıpırdatmıyor. Acı ama gerçek...

11 Şubat 2011 Cuma

Bittiiii :(


Her güzel şey gibi Millenium serisi de sonlandı. Bir haftadır soluksuz okuduğum Lisbeth Salander'in öyküsü nihayete erdi. Önceki kitapları okurken hep kendimi avutmuştum nasılsa bir tane daha var diye. O yüzden son kitabı hem bitirmek istedim; hem de hiç bitmemesini, sayfalarına sayfa eklenmesini arzuladım.
Steig Larrson Lisbeth'inin bu kadar ilgi göreceğini, edebiyat dünyasının asi bir fenomeni haline geleceğini göremeden gitmiş bu hayattan. Ama kitabını okuyanların hayatına Lisbeth'i ve kitabın diğer karakterlerini kazıdı :) Keşke erkenden veda etmeseydi de, hayatımıza yeni Lisbethler, Mikaeller, skandallar ve entrikalar kazandırsaydı...

10 Şubat 2011 Perşembe

Kadınlar ve Aşk

"Biz kadınlar zamanın geçişini erkeklerin bedenimize gösterdikleri ilgiyle orantılı olarak ölçüyoruz. Bir kadın için arzulanmanın en önemli şey olduğunu düşünürüm. Ben bu bariyeri geçtim, artık çok az adam bana bakmak için başını çeviriyor.Bir kadının yaşamındaki bu zor dönem için biricik yanıt aşktır.
Bir adam ancak biz arzularken aşk dolu gözlerle bakıyorsa ve bedenimiz bakacak daha güzeller varken onun için özel bir alana dönüşmüşse, aşk biz kadınları nasıl kaygılandırmaz ki?
Bu bedenlerin aşkla birleşmesi eşine rastlanmaz bir şeye dönüşür ve hem erkek, hem de kadın kendilerini huzur ve evrenle uyum içinde hissederler, bu birleşme duygusu bize yalnız olmadığımızı gösterir.
Yaşamımda bu varsa, erkeklerin dönüp bana bakmalarının önemi yoktur. Çünkü bana aşık gözlerle bakan bir adam vardır. Bir adamın gözleri benim için aşk doludur. Zaten ben de başka adamı arzulamam. Sevdiğimiz birinin yanında yaşlanmanın önemi yoktur, zamanın geçişine karşın, yaşamını paylaşmak için tüm kadınların arasından beni seçmiş olan biri vardır.
Bedenin yaşlanmasının bir önemi olmamasnı ancak sevgi sağlayabilir..."
Yola Sensiz Devam Etmek, Jorge Bucay- Silvia Salinas, S:122,123