8 Mayıs 2012 Salı

İncir Kuşları - Sinan Akyüz

Dün Sinan Akyüz'ün son kitabı İncir Kuşları'nı bitirdim ve kitabı okurken hissettiğim o utanç duygusu kitabı bitirdiğimde de peşimi bırakmadı... Meğer yakın tarihte, bundan sadece 20 yıl önce, 1992-1995 yılları arasında hemen şuracıkta bir soykırım yaşanmış; yüzbinlerce insan öldürülmüş; yüzlerce kadına seri tecavüzler yapılmış ve biz 'sözde' dğnya devletleri bu yaşananlara seyirci kalmışız... O yıllarda yaşım henüz 5 olmasına rağmen kendimi bile suçladım kitap bittiğinde sanki olanların sorumlusu benmişim, elimde müdahale şansı varmış da etmemişimcesine...

Ormanda tecavüzcülerinden biri olan Çetnik askerinden kaçarken başlıyoruz Suada'nın hikayesine; o kaçarken bir el sliah sesi duyuluyor; Suada donup kalıyor ve biz hikayenin en başına dönüyoruz. Adı gibi güzel olan Suada Sarayevo'da konservatuar okuyan bir Boşnak kızı; en büyük hayali başarılı bir piyanist olup dünyanın konserler verebilmek... Günün birinde kendisi gibi konservatuarda okuyan Tarık'la tanışıyor ve büyük aşkları böylece başlıyor. Birbirlerine bakmaya, dokunmaya, sevmeye kıyamayan bu iki genç günlerini geçirirken Bosna'da savaş kazanları fokurdamaya başlıyor. Hırvatlar ve Sırplar silahlanıyor; Bosnalılara karşı cephe alıyor; isyan, ayaklanma haberleri bir bir gelmeye başlıyor. Savaş Suada'yı ailesinin yanına gidip, bir daha da dönemediği baba ocağında yakalıyor. Önce bahçelerine atılan bir bomba ile; sonrasında da annesinin ve eniştesinin ölümüne sebep olan bir Çetnik baskınıyla... Suada ve iki ablası esir kamplarından birisine götürülüyor ve Suada orada savaştan da acı bir gerçekle tanışıyor; konservatuarda aşkına karşılık vermeyip aşağıladığı Sırp Vukadin işgal kuvvetlerin başında ve Suada'nın burada olmasının sebebi... Suada o günden sonra nefret ettiği Vukadin'in kapatması olarak yaşıyor; ablalarına gözünün önünde onlarca adam tecavüz ediyor; buna dayanamayan bir ablası kendisini öldürtüyor; Suada da bunların hepsine tanık oluyor. Vukadin'in emriyle bir asker tarafından başka bir kampa sevkedilirken askerin elinden kaçmayı başarıyor; ama her yeri Sırp ve Çetniklerle çevrili topraklarda yine yakalanıyor, yine bir kampa götürülüyor ve bu kez ona onlarca kişi ardı ardına tecavüz ediyor. Bu şekilde geçirdiği yaklaşık iki yılın ardından artık yaşama umudu kalmayan Suada, nihayet dualarına karşılık buluyor; ama iyi anlamda mı kötü anlamda mı???

Kitabı yarıladığımda Bosna savaşıyla ilgili internetten biraz araştırma yaptım; ama çok yakın tarihte yaşandığı için çok kaynak yok; sadece wikipediadan savaşın siyasi nedenlerini öğrenebildim... kitabın yazarı Sinan Akyüz gibi beni de en çok şaşırtan şeylerden biri Avrupa'daki diğer devletlerin ve özellikle Birleşmiş Milletler'in neden bu vahşete seyirci kaldığı? Görevi dünya barışını sağlamak olan bu topluluğun Bosna'daki savaş görevlisi komutanın bu savaşı bitirmek kayıpları en aza indirgemek yerine Suada'ya tecavüz etmesi nasıl açıklanabilir?

Bosna'ya bu kadar şaşırıyorum, ama 2000'li yılların başından beri Irak'ta, Suriye'de, Filistin'de yaşananların da bundan bir farkı yoktur. Savaş dünyanın -maalesef ki- gerçeği ve savaşlar da en çok yarayı kadın ve çocuklar alıyor. Yani savaşta da barışta da kadının adı yok!!!

Bu da Bosna'daki savaşın ne kadar vuruc, öldürücü olduğunu gösteren 10 dakikalık bir kısa film. Sabredip izleyin derim... Ben kitabın üstüne filmi de izleyince dağıldım... Gerçekten diyecek bir şey yok :(



13 yorum:

  1. Bazen hem bu kadar yakın, hemde bu kadar yakınızmızda ne vahşetler oluyor dimi Hamidem? bu kitabı okumadım ama arkadaşım öyle incelikle anlatmıştıki, daha o anlatırken ağlamaya başlamıştım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok etkilendim canım bende, dedim ya dağıldım :((

      Sil
  2. dedıgın gıbı gercekten cok etkıleyıcı ımıs...ben bınlerce tecavuz oldugunu duymustum ne dıyelım herhalde ınsanların rayından cıktıgı donemın baslangıcı sayabılırız

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aynen öyle canım dünyada dengeler pamuk ipliğine bağlı, yarın ne olacağımız belli değil maalesef...

      Sil
  3. Ne tesadüf aynı zamanda okumuşuz kitabı bende dün yayınlamıştım bloğumda, gerçekten içler acısı bir durum allah kimseye birdaha böyle şeyler yaşatmasın.

    Benimde yorumumu merak edersen; http://tullyslittleworld.blogspot.com/2012/05/incir-kuslar-sinan-akyuz.html

    Sevgilerle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hemen okudum canım hemen hemen aynı şeyleri yazmışız :)

      Sil
  4. canım kesin alıp okuyacam bende gelinlk die gttiğim zng.tan 3 kitapla döndüm Hande Altaylı kahperengi tavisye ederm kuzmm;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. canım ya evet o da listede alasım var...

      Sil
  5. benim yüreğim dayanmaz ya bu kitabı okumaya:((

    YanıtlaSil
  6. ben okuyamammm o kıtabı:(( cok fenaaaa:((((((((

    YanıtlaSil
  7. Benim de şu an okuyabileceğim bir kitap değil sanırım canım ama okumak isterim mutlaka :)

    YanıtlaSil

"In three words I can sum up everything I've learned about life: It goes on"
Robert Frost