26 Şubat 2012 Pazar

Rumeli Hisarı'nda Masalsı Bir Aşk Hikayesi!

"Eski aşklar Yeşilçam'da kaldı" lafı klişe olmaya yüz tutmuşken, fırtınalı sevdalar, çekişmeli ilişkiler günümüzde hem magazin basınında hem de yakın çevremizde -buna kendimiz de dahil- karşımıza bolca çıkıyor. Sevgilimizi elimizden almak isteyen dış mihraplar yoğun şekilde çalışırken bize de biricik aşklarımızı elimizde tutmak için yapmamız gereken çok iş düşüyor. Bu konuya nereden geldiğimi açıklıyorum!

8x4 yeni deodorantları Beauty ve Beast için muhteşem bir project mapping uygulaması daha yapmış. Gösterinin hikayesi kısaca şöyle: romantik bir aşk hikayesi kötü niyetli bir ejderhanın tehdidi altına giriyor. Kahraman erkeğimiz çekici kokusunun da yardımıyla güzel kızı kurtarıyor ve hikaye mutlu bir şekilde sona eriyor.

8x4 dünyasını Facebook'tan takip etmek isteyenler; http://www.facebook.com/8x4Turkiye

Bir bumads advertorial içeriğidir.

19 Şubat 2012 Pazar

Pazar keyfii...

Bol bol dinlenmeye ihtiyacımız olan br haftasonuydu bu... Geçen hafta Eskişehir'e gitmiştik; haliyle dinlenemeden bir hafta daha işe gidince vücutlar iflas etti. Hafta başından beri "haftasonu deli gibi uyuyalım, dinlenelim tamam mı" diyerek sözler verdik birbirimize; ve öyle de oldu... Dün güzeelll bir temizlik yaptık evimizde, bal dök yala oldu valla :)

Bugün de yine güzel bir uyku çektikten sonra, keyifli bir pazar kahvaltısı yaptık. Haftasonları sadece kahvaltı için bile sevilir değil mi? Çalışan modern köleler olarak biz; poğaça, tost ve sandviçlerle doyunuyoruz haftaiçleri :( Neyse moralimizi bozmayalım :) Emekliliğe saklıyoruz iştahımızı, yaklaşık 17 yıl kaldı :D

Kahvaltıdan sonra film film keyfi iyi gider diyerek, Drive'ı izledik. Başrolde Ryan Gosling ve Carey Mulligan oynuyor. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, Carey Mulligan iki hafta önce izlediğimiz şu anda da hala vizyonda olan Shame'de de başroldeki kadın oyuncuydu. Sanırsam Hollywood'un parlayan kadın oyuncularından. Çok naif ve gerçekçi oynuyor; iki filmde de çok başarılı buldum kendisini, takibe değer...











Filme dönecek olursak, Driver(Ryan Gosling) filmlerdeki hızlı takip ya da kaza sahnelerinde araç kullanıp dublorlük yapan; aynı zamanda da hırsızlara soygun sonrasında olay yerinden kaçmaları için yardım eden yalnız, melankolik bir delikanlı. Irene(Carey Mulligan) komşusu, oğluyla birlikte yan dairede yaşıyor; eşi hapishanede. Irene'nin kocası hapishaneden çıkana kadar Driver'la arasında duygusal yakınlaşma oluyor. Irene'nin kocası Standard Gabriel hapisten çıkar çıkmaz belaya bulaşıyor, Irene'yi ve küçük oğlunu korumak isteyen Driver Standard'a soygunda yardım etmeye karar veriyor. Ancak soygun sırasında ikiliye tuzak kuruluyor ve Standard vuruluyor. Driver Irene'yi kötü adamlardan korumak adına birkaç kişiyi öldürüyor ve sonrasında da Irene'nin hayatından çıkıyor.

Diyalog sayısı az olan bir filmdi; ama Ryan yine her zamanki gibi mükemmeldi. Zaten artık Brad falan elini eteğini çekmeli yerini Ryan gibilerine bırakmalı değil mi :) Bu arada filmdeki beni mutlu eden bir sürpriz de Bryan Cranston'dı; yani nam-ı diğer Walter White :) Onu görünce Breaking Bad'im depreşti yahuuu :)



Neyse millet çok yazdım, sabredip sonuna kadar okuduysanız teşekkürler :))

Haydı ben kaçtım, sizlere iyi haftalar şimdiden :))

18 Şubat 2012 Cumartesi

Fenerbahçem, bale ve mim :))

Hellooo everyonee :)) Nasılsınız bakeeemmm... Ben çok mutluyum şikeee şikee 4-2 yendik kadın ve çocuklarımızın takımımızı yalnız bırakmadığı maçta :) Maça damgasını Emre ve Alex vurdu, bir de Alex'in oğlu Felipecikk :) Yani kısaca Alex öyle EMRE'tti :))

Dün de baleye gittik biliyorsunuz; fotoğraf çekimi yasak olduğu için hiiiç fotoğraf neyin yok paylaşabileceğim... Ama düşüncelerimi aktarayım kısaca: Bir kere Moskova Balesi ekibi harika, muhteşem profesyoneller harika dans ediyorlar ve zor bir sanat olan baleyi icra ederken mimikleri çok sahici... Kuğu Gölü'ne gelince, Black Swan'i anımsadım, kafamda bir yandan da filmi oynattım. Çok beğendik; ama devamlı olarak izleyeceğimiz bir sanat dalı değil itiraf ediyorum :) 

Neyse bu postumu kalan son mimi de yaparak sonlandırıyorum :) Sevdacım beni mimlemişti uzun zaman önce; ancak vakit geliyor :)) Esen kalın gençler :))

Senin yanında her gün görebileceğimiz 5 şey??
Telefonum, kitabım, cüzdanım, süt ve Tadım bar

Nadiren giydiğin şeyler?
Boğazlı kazak, tayt, tulum, topuklu ayakkabı

Günde birkaç kez yaptığın/gerek duyduğun şeyler?
twitter ve facebook hesaplarıma bakmak, tweetler atmak, bloguma bakmak

Bağımlı olduğun şeyler?
Kesinlikle twitter...

Hayatta vazgeçmek istemediğin şeyler?
ailem, sağlığım ve kitap okumak...

İlk aklına gelen blogger isimleri?
Tubitos, fashionozge, betwinus, wearasmile, gussinn

En sevdiğin kozmetik ürünleri?
Allık, göz kalemi ve rimel

Hobilerin?
Kitap okumak, evimde zaman geçirmek, uyumaaak :))

2 Şubat 2012 Perşembe

Message receieved???



Adamın işi varmış, Ankara'ya gidiyormuş, tam uçağa binerken kulağında birses:
"-Binme, bu uçak düşecek..."
Dönmüş, bakmış, kimse yok, ama içine de bir kurt düşmüş, binmemiş...
İkinci uçağı beklerken kara haber ulaşmış:
"-Uçak düştü kurtulan olmadı..."
Koşmuş Haydarpaşa'ya, bilet almış, tam trene binecek, aynı ses kulağında;
"-Binme bu trene, raydan çıkacak..."
Dönmüş, bakmış yine kimse yok,trene binmemiş, gelmiş eve...
Sabah gazeteyi açınca tüyleri ürpermiş;
"-Tren Eskişehir'de raydan çıktı, şu kadar ölü, şu kadar yaralı..."
Koşup otobüse bilet almış, tam binerken yine o ses;
"-Freni patlayacak..."
Dönmüş yine kimse yok...
Dayanamamış, bağırmış:
"-Sen kimsin yahu?..."
"-Ben senin altıncı hissinim..."
Adam iyice kızmış:
"-Ulan evlenirken neredeydin?..."
O ses yine dalgalanarak söylenmiş;
"-Büyük kazalara karışmıyoruz...":):):)

Ne dersiniz bana mesaj mı veriyor dersiniz??



Dilosun Kayfesinin harika kitap çekilişi için buraya
What's Next'in Nishmark çekilişi için de buraya...