30 Eylül 2012 Pazar

Okuma Köşesi

Kitap kurdu bloggerlar için bir mimmiş bu ve sevgili Düş Kızım beni de atlamamış sağolsun... Ne yapıyormuşuz peki? Okuma köşemizi diğer blogcanlarla paylaşıyormuşuz.

İyi güzel hoş da, valla benim okuma köşem yok. İşe gidiş geliş servis aracındaki koltuğu saymazsak tabii :p Ben genelde okumalarımın %90'ını serviste yapıyorum. Ama tabii evde de yatmadan önce uykum gelsin deyu en rahat koltuğumuza kıvrılıp kedi gibi biraz daha okuyorum. Bildiğiniz üçlü koltuğa büzüştüğüm için orası köşe sayılmaz dedim ve koltuğumuzun önünde ayaklarımızı uzatmaktan tutun da dergilik, bilgisayarlık hatta bazen birinin uyuduğu sandıklı pufumuzun bu köşesini çekiverdim(uufff amma uzun cümle kurdum, bi b*k anlamadınız biliyorum ama boşverin bu köşe okuma köşesi diyelim :p)

Mimlemeye gelince, Sevdanın Dünyası ve yapmadıysa On the road :))


27 Eylül 2012 Perşembe

Kısa Kısa_2

Ne bitmez bi hafta değil mi? Twittera da yazmıştım, "yıl olmuş 2012, hala işe geliyoruz" diye; işte şu an o kafadayım. Perşembe olmasa valla bileklerimi keserdim, bit be hafta aaaa...

Geçen Hakkımda Hayırlısı dedim, postta biraz ketumluk yapmışım sanırım, herkes kendince bir şey anlamış. Gelen yorumlar, mailler ve aldığım tepkiler doğrultusunda kamuoyunun %90'i iş değiştirdiğimi, %5'i hamile kalmaya karar verdiğimi ve son %5'lik kesim bohçamı toplayıp Enrique'ye kaçmaya karar verdiğimi sanmış. Gönül ister ki son %5'lik kesim haklı olsun :) Ama sevgili okurlarım, hiçbiriniz bilemediniz. İş değiştirmiyorum, hala kocamlayım ve çocuk yapmaya karar verirsem Allah aşkına neden bunu bloga yazayım yahuuuuu!!!! 

Dün akşam Kuzey Güney izliyorum, Zeynep(Merve Boluğur) intikam için Sinaner Holding'e iş başvurusunda bulundu, işe alındı falan. Cemrecim de bunu öğrenince baya şaşırdı. Basketçiden bozma holding patronu Cem'in odasında bu üçü konuşuyorlar. Zeynep havalı havalı işte ben fayans desenleri tasarlıcam, şöyle olacak böyle olacak diye anlatıyor. Cem de ona göz kırpıyor falan. Sonra kalktı ben artık gideyim diye, patronumuz da sordu "haftaya mı başlıyorsun işe" diye. Zeynep'in verdiği cevap "Hmmm evet haftaya, şimdi sigorta ile ilgili evrakları hazırlamam lazım onları halledeceğim" dedi..... Ve evet Zeynepcim bütün o havan, afran tafran sigorta b*kuna söndü gitti... Sevgili senaristler, diziyi gerçekçi yapacaksınız anladım da, kız o kadar havasını attı sigorta muhabbetini niye yazıyosunuz kızın metnine!!! Hayır madem yazdınız o sahneleri de çekseydiniz, "2000 TL + yemek, sigorta, akbil" deyu....

Dün canım Düş Kızı'mın sevdiceği Ogre benim Biscolata Carlos yazıma misilleme bi yazı ve videoyla karşılık verdi. Hemen erkek dayanışmasına bağladılar. Neymiiiş "elle sıkılmış" portakal suyuymuş... Hadi be ordan... Hiiiiç kıskanmadık. Forever Carlos yani hıııhhhhhhh!!!

Bu akşam ehliyet kursuna yazılıyorum, savulun İstanbul trafiği ben geliyorum :p (Ama hala araba yok, bi sürede daha rahatsınız merak etmeyin :p)

Biz Japon ırkını minik, çevik ve akıllı bilirdik. Onlar da bozmuş. Ahanda kanıtı, alınlarına slikon donut bastırıyolarmış, yeni akımmış. Vücutlarına  bi delik daha eklemeye karar vermişler; sanırım "kafa s*kmek" deyimini artık deyim olmaktan çıkarıp gerçek anlama kavuşturalım demişler. De gedin be manyaklar!!! (Kaynak: Milliyet)


Ve son olarak bugün benim sevgili görümcem Ecemciğimin doğum günü... Bi de burdan kutlayayım da yengelik vazifemi katmerli yerine getirip beyimin ailesi katında bonus puanlar toplayayım :p Bebekim, ikinci kardeşim, erimin bacısı, sevgili görümcem iyi ki doğdun nice mutlu yıllaraaaaaa :)))


26 Eylül 2012 Çarşamba

Gel de katil olma!!!


Bu ülkede bi işe kalkışmak çok meşakatli bir şey sayın okur. Bunu evlenirken tecrübe etmiştim ama bir yıl geçti tabi unutmuşum, bugünlerde yine bi koşuşturmaca işine girince anladım ki en iyisi işe girişmemek...

Efenim ehliyet alayım artık, araba almamız yakındır -inşallah- öyle beyim beni gezdirsin tadında kontes kadınlardan olmayayım, kariyerimi de yapayım arabamı da kullanırım havasına gireyim dedim. Demez olaydım... Önce eve yakın ehliyet kursu araştır, hepsini ara fiyat al, her biri alakasız şeyler anlatsın, hatta biri saniyede 8684727 kelime konuşarak senin konuşmana izin bile vermesin... Hah tamam kursa karar verdik, şimdi de belgeleri hazırla bakalım...

Yok diplomanın fotokopisinin aslının noter onaylı tasdikli halinin...... diye uzayıp giden belgeden tutun da, adliyeden sabıka kaydına kadar her şeyi istiyorlar. Ama işte bende hata, sen 18'ini geçen her Türk ergeni gibi reşit olmanın tadını yaşamak adına gidip ehliyet almazsan, vay efendim TOEFL alayım, ay dur açıköğretim işletme okuyayım diye artizliklerle uğraşırsan bu yaşta işten izin alamaz koşturur durursun öğle aralarında belge peşinde...

Ben şunu anlamıyorum, bundan 5-10 yıl önce sen TCKN diye bi olay çıkardın, tüm bilgilerimiz o numara altında. Bunda mutabık mıyız? Ok. Şimdi ben sana kimliğimin fotokopisini versem ve sen oradan devlet kurumu olarak sorgulasan ebemin annesinin sabıkasına kadar herşeyi öğrensen ve beni uğraştırmasan olmaz mı? Hadi hadi kabul et olur... Ama mal olduğun için, bürokrasiyi çok sevdiğin için, kırtasiye sizler için cicili bicili defterler-kalemler değil de kağıt kullanımı anlamına geldiği için aynı devlete ait 8382812805 kurumdan teker teker belge toplamak lazım...

Ha bi de her yerden de alamıyosun belgeleri. Mesela sabıka kaydını öyle eskisi gibi bilimum adliyeden alamıyormuşsun efendim. Birçok adliye Çağlayan Adliyesine taşındığı için oradan alınıyor sadece(avrupa yakası için tabi bu) O devasa sarayda(!) buluyorsun, kuyruğa giriyorsun da alıyorsun sabıka kaydını. 12-13 arası öğle arası yapıyomuş amcalar, bilginiz olsun. Bu benim işime geldi ama bunu bilerek gidin kapıda kalmayın!!

İnsan bu devlette temiz olduğunu kanıtlamaya çalışırken katil olacak yani sözün özü bu sevgili okur... İşin gücün yok uğraş dur o evrak bu imza diye...

En son evlenmekten vazgeçecektim nikah işlemleri için, bugün sabıka kaydını alamasaydım ehliyet falan almıcaktım yeminle. Kocam getirsin götürsün der, yan koltukta g*t büyütürdüm umrumda da olmazdı.

PS: 4.paragraftaki 'Sen' öznesinin karşılığı 'Devlet'tir. Bilgilerinize,

25 Eylül 2012 Salı

Hakkımda hayırlısı...


Hiç beklemediğim bir gelişmenin gerçekleştiği bi gün oldu bugün benim için. Sabretmek, hazmetmek gerekliymiş bir kez daha yaşayarak öğrendim. Hayatımda bir kez daha bir şeyler değişiyor, bu sefer benim de gönüllü olduğum şekilde.

İnşallah aldığım bu karar hayırlı bir karardır, Allah yanımda olur, benim yüzümü kara çıkarmaz. Ve her şeyden önemlisi iyi insanlarla karşılaştırır.

Tanrım!
Bana değiştiremediğim şeyleri kabul etmek için
Sükunet,
Değiştirebileceğim şeyler için
Cesaret
Ve bunu ayırt edebilmem için
Akıl ver...!!!

Bu sözü, çok sevdiğim, bana hep güzel tavsiyelerde bulunan twitter arkadaşım Umut'un(@2_UMTS_2) benim çok buhranlı dönemimde okumam için tavsiye ettiği Dale Carnegie'nin Üzülmeyi Bırak Yaşamaya Bak adlı kitabında okumuş ve işte yaşadığım buhranlı dönemde kendime 'fener' yapmıştım.

O zamanlar değiştiremiyordum bazı şeyler için, Sükunet sahibi oldum,
Bugün değiştirebilme fırsatım oldu, bi Cesaret bir karar aldım.

Hakkımda hayırlısı....


21 Eylül 2012 Cuma

Biscolata Carlos bizim eve gelirse......

Yarın işyerinden kızlar bana evim ve evliliğim için hayırlı olsun’a geliyorlar. Evet, evleneli bir yılı geçti ama haspalarım ancak toplaşıp gelebiliyorlar. Eeee hatunlar olarak toplanacağımız için kocaya dedim, sen başının çaresine bak; git altgeçitlerde tinercilerle mi takılcan, hipodromda at yarışı mı izlicen, kahvehanede taş mı oynıcan evden uzaklaş dedim. O da bu guzide tekliflerimi reddederek arkadaşına gideceğini, orada bira içip oyun oynayacaklarını söyledi. Ben de efendi gibi oynayın oyununuzu kafanızı kırarım dedim. Neyse efendim neymiş o biz kızlar toplanınca beni uyarmıyormuş. Dedim uyarmalısın, napcamız hiiiç belli olmaz…

Bu sohbeti yarın gelecek arkadaşlarımdan birine anlattım öğle arasında, dedim biz kızlar olarak hiç tehlikeli değiliz toplulukça, adam sallamıyo bile. O da o zaman biz de eve biscolata erkeklerini çağıralım dedi ve filmlerdeki gibi ekran buğulandı, hayal kurma sahnesine geçildi…


Evet eve biscolatagillerin Carlos’unu çağırmıştık, beş kızdık. Adamı eve atışımızın da –pardon çağırışımızın- bahanesi bize biscolata yapmayı öğretmesiydi. Buraya kadar her şey fantastik ve güzel, ama bakın Biscolatagillerin Carlos ve biz beş Türk kızı bir kabul gününde bir araya gelirse ne oluyor…

Arkadaş 1: Bu kaslar gerçek mi Carlos? İğne falan yaptırarak olmadı di mi? Sen çalıştın yaptın?
Arkadaş 2: Vayyy vay vay vay baklavalara bak allahııımmm?
Arkadaş 3: Kız arkadaşın var mı Carlos? Çıktığın felan? Yüzük de yok gerçi parmağında.

-          -Bu arada adam biscolatanın hamurunu karmakla meşgul-

Ben: Carlos, bu böyle mi yapılıyo? Pek çok yağ kattın ya sen ona? Kim yicek o kadar yağlı şeyi?
Arkadaş 1: Sen bizi şişmanlatmaya mı çalışıyosun Carlos? Diyetteyim, kepekli undan yap diye baştan söylemiştim sana oysa ki!!!
Arkadaş 4:Pek kalorili bu ya, iki yumurta az gelmesin, az daha şeker koy tatlıca olsun.
Ben: Merdane öyle mi tutulur Carlos, böyle mi öğrettiler sana? Ayyy ayyy ver şunu bana!! Bak böyle yapacaksın!!!
Arkadaş 2: Offf offf her yeri de batırmışsın çekil allahını seversen? Seni mutfağa sokanda kabahat. İki kere iş.
Arkadaş 3: Kendi işini kendin yapacaksın kardeş, ne anlasın bu tüysüz, börekten kurabiyeden. Anca hava.
Ben: Git sen içerde otur, gözüm görmesin. Bu lavabonun hali ne? Ayyyyyyy bunlar sudan geçirilmeden bulaşık makinesine konur mu Allah cezanı vermesin.
Arkadaş 4: Boşver kardeş boşver, erkek kısmının mutfakta işi ne zaten. Biz şimdi girişiveririz kurabiyeyi de hallederiz, bulaşıkları da.Sen hiiç merak etme...

Ya gördünüz, havalı Carlos’u kedi ettik yolladık salona. Sanırım bundan sonra biscolata yapmaya tövbe eder, hatta ağzına bile koymaz…

Ve biz 50 kız bir arada bile olsak, çapkınlık falan yapamayız. Genlerimizde yok baksana, ilik gibi adamlarda bile kusur buluruz, yerin dibine sokarız :)


Herkese mutlu haftasonları ve bana da şimdiden kolay gelsin :p
 

Sitem - Nihal Yeğinobalı

Bu sıralar hiçbir şeye doğru düzgün vakit bulamıyorum. Sonbahar geldi, günler kısaldı diye belki de... Ne tam olarak ders çalışabiliyorum ne de defterime yazdığım yapılmasın gereken işler listesini eritebiliyorum. Size de böyle oluyor mu, yoksa sadece bana mı zaman'ın garezi?

Daha henüz 80'lerde Çocuk Olmak ve 90'lar Kitabı'nı sizlere tanıtmaya elim ermedi mesela; evde gözümün önünde bir yerde iki kitap da masumca bekliyorlar. Geçen hafta pazar günü yapacağım'dan bu hafta pazar gününe ertelendi tarafımca.

Yaklaşık yarım saat önce bitirdiğim Sitem'in de kaderi onlar gibi olmasın diye bir an önce yazayım dedim. Sonra damlaya damlaya göl olacak, altından kalkamayacağım... Kitapla ilgili arka kapak yazısı dışında ekstra bir şey yazmayacağım; zira kapak yazısı oldukça merak uyandırıcı :)


Arka Kapak:
Çocuktular, yeniyetmeydiler. Sıcak bir yaz günü, tenha Yeşilce kırsalının gizli bir bahçesinde bir kadının, âşığı tarafından öldürüldüğünü görüp kaçtılar. Tanık oldukları sahnenin cinayet değil, sevişme olduğunu öğrenince kanlarını tutuşturup zihinlerini kamaştıran ateş, onları erken olgunlaştırıp şehvet ve sevginin çıkmaz sokaklarına sürükleyecek ve sonradan, bu şehvet ve sevgilerin çarpıştığı yerde gerçek bir tutku cinayeti işlenecekti. Katilin kim olduğunu yalnızca iki genç kız biliyordu ve ikisi de ona âşıktılar. Onun sırrını saklamak için talep ettikleri sevda diyetini katil ödeyecek miydi, yoksa onlara mı ödetecekti ? Cinsellikle ilk tanışmanın ve başa çıkmaya çabalamanın sarsıntısını simgeleyen şaşırtıcı kurgusu ve giderek artan heyecan temposuyla bir psikolojik ve erotik gerilim romanı, Sitem. Beri yandan gerçekçi toplumsal dokusu ve yaşayan kişileriyle ´dönem romanı´ndan da tatlar sunuyor ve doğa tanımlamalarını duygusal gerilimlerle dokuyarak ´küçük kent´ ve ´kır´ atmosferini roman kişilerinden biri yapıp çıkıyor. Nihal Yeğinobalı´nın Mazi Kalbimde bir Yaradır adlı romanı da Can Yayınları arasında çıkmıştı. 

Çizilen Cümleler:

"Elimizdekilerin kıymetini elimizdeyken bilmesini öğrensek..." sy: 58

"...Ama tevekkeli demezler, birini çok sevmeyin, sonra Allah kıskanır da elinizden alır diye..." sy: 38

"Nefret aşkın arka yüzüdür." sy:294

"Demek ki sen, hangi nedenle olursa olsun, bir yerde, herkesten ve hepimizden daha çok, onun geçmişiymişsin Cenan..." sy: 357

Dipnot: Nihal Yeğinobalı elli yıl önce yazdığı Genç Kızlar adlı romanı o zaman için erotizm dozunun yüksek olduğunu düşünmüş ve yayınevine kitabı Vincent Eving adında yabancı bir yazarın yazdığını ve kendisinin de bunu çevirdiğini söyleyerek vermiştir. Sonrasında Genç Kızlar romanı yıllarca yazarı Vincent Eving, çevirmeni Nihal Yeğinobalı olarak onlarca baskı yapmış ve okunmuştur. Ancak günümüz yıllarında Nihal Yeğinobalı bu gerçeği açıklamış ve kitap kendi adıyla basılmaya başlamıştır.

20 Eylül 2012 Perşembe

Kısa kısa...



Şu an sıkıntıdan patlamak üzereyim, uykum var huysuzluğum üstümde... Bi gıcığım ki sormayın gitsin... Biri bişe sölese de terslesem diye bakıyorum...

Az önce kocamı haşladım mesela, beyefendi benim yazılarımın çoğunu okumasın, sonra da aşiftenin birinin bel altı anılarını paylaştığı blogun linkini bana göndersin!! Neymiş ilginçmiş, ilgisini çekmiş.... Ulan ben burda k*çımdan ter akıtıyorum, bişeler yazayım, insanları güldüreyim, belki ilerde kitap mitap yazarım, bunlar da deneyim işte diye, öbürü orda böyle seviştim böyle yiyiştim yazıyo hoooop benim okumaktan nefret eden kocam bile izleyicisi oluyo!!! Bu da beni accayip uyuz ediyo...

Hayır bence her insanda "ünlü tribi" diye bişe de var... Sen bişe yapıyosan ve o işte iyi olduğunu düşünüyosan seninle benzer bi işle uğraşan birini bak bi de böyle bişe varmış bik bik bik diye önerdiklerinde, insan bozuluyo... Lan burda 'maymun' olup 'sineğin' yağını çıkarıyoruz, "bak bu da ilginçmiş..." He anam ilginçmiş he...

Akşam maç var, yanlış anlamayın, Fenerin maçı var :p Böyle günlerde saatlerin bi sümüklü böcek ilerlediği konusunda İsviçreli bilim adamlarıyla kafa kafaya karar verip kanıtlıcam. Ama dur ya bunu Einstein üstad kanıtladıydı...Hayır ben hiç çözemedim, bebeklik, çocukluk, öğrencilik hayatlarımızda koşarcasına ilerleyen zaman efendi neden tıknefes oluverdi biz çalışmaya başlayınca. Hayır haspanın karnı doyunca çalışıyo, öğle arasında, akşam eve dönünce yine koşturuyo ama gel gör ki otur masanın başına, bi sünepelik çöküyo zaman'ın üstüne. Sonra bekle de akşam olsun mk....

Bu arada geçen yıl 20 Eylül'de benim de aralarında bulunduğum 50 bin Fenerbahçeli kadın ve çocuk dünya üzerinde bir ilke imza atmıştı. Takımını destekleyen bu eli öpülesi topluluk 2011 FIFA Fair Play Ödülü'ne aday gösterilmişti... İşte bugün Dünya Fenerbahçeli Kadınlar Günü... Kutlu olsun... Ne kaa gururluyum yaa, süperiz biz be...

Şu an uykumu ve sıkıntımı dağıtmak için kime sığındım dersiniz? Tabii ki o nankör kılıklı kocama değil, o gitti öbür blogu okuyo şimdi!! Ay yine sinir..... Neyse ne diyodum, mültecisiyim Enrique'nin kıroluğu eşiğindeyim. Ancak o açıyo uykumu, o ses, o tını, o nağmeler... Hayır sizin içiniz kötü, kaşında gözünde ve seksiliğinde değilim adamın. Hiç benden öyle bişe bekler misiniz? Ayıppp ayıpp...

Enrique demişken, konserine gidiyorum bilmeyen duymayan kaldıysa bilin hepiniz... 24 Ekim'de sizler kurbanlık koyun fiyatları, dana pazarlığı haberlerini izlerken ben canlı canlı göreceğim reenkarnasyon sonrası kocam olacak adamı... Evet, inanıyorum, öldükten sonra reenkarne olcam, nerdeyse bulcam, kapatmam yapcam, ciddiyim!! Blog açarım zaten, okursunuz o zaman da... Adım Hamide olmaz ama, Adriana olur, Adriana & Enrique daha havalı duruyo.

Şom ağızlı bir yapım olduğu için bu Adriana şimdi kocasından boşanıp Enrique'me yamanmasın... Valla o zaman çoluklu çocuklu kadın demem, alırım ayağımın altına....

Konya'da 80 yaşında bi adam ineğe tecavüz ederken basılmış!!! Almıştır viagrayı, başka türlü nasıl kaldıracak pe....nvk... Gebereydin de dünya bi pislikten kurtulsaydı dede...  Reenkarnasyon dedim ya, inşallah sen inek olursun, hem de zenci mahallesinde...Gerisini sen hayal artık!!!

Duydunuz mu gıızz, Shakira kızımız hamileymiş, Piquecimle açıklamışlar aşkımızın meyvesi olacak diye...Allah analı babalı büyütsün diyelim artık. Yalnız Shakira nasıl fettan bi hatun, kendinden on yaş küçük adamı elinde nası tutuyo... (Ve burada Serci devreye girer: E yani Shakira'dan bahsediyoruz, her yaşta..........) Neyse yakışıyolar, ee madem çocuk da var artık, Pique'nin ailesi istesin kızı da, evlensinler. Öyle evlenmeden olur mu canım töbe töbeeee!!! 

Hamilelik demişken, Yasemin Ergene yine hamileymiş, doğuralı üç ay olduydu, kadın maşallah kedi gibi... Her yıl enciklicek demek... Eeee kolay mı Özilhanlara gelin olmak, doğurabildiği kadar doğurmalı... Ay ayrıca en az üç demiyolar mı başımızdakiler, daha bi tane daha hakkı var...

Bunca yazdım yazdım, sinirim geçti mi rahatladım mı!! Hayır alakası yok... Uyuzum bugün uyuz... Bence siz beni alın, aşşa mahallede bi yere bırakın ve arkanıza bakmadan kaçın... En temizi.....

Yazı Dizi'si #20 - TUM DIZILER


Sizlerle paylaştığım tüm dizileri aşağıya linkliyorum. Bununla da kalmıyor blogumun sağ cenahına kısayol olarak yerleştiriyorum ki kolayca erişebilesiniz :) Tamam, tamam alkışa gerek yok :p

·         Alcatraz
·         Being Human
·         Breaking Bad
·         Breakout Kings
·         Boardwalk Empire
·         Borgias
·         Californication
·         Coma
·         Dexter
·         The Event
·         Falling Skies
·         Game of Thrones
·         Homeland
·         The Killing
·         Luther
·         Nip/Tuck
·         The Newsroom
·         Person of Interest
·         Pacific
·         Rizzoli & Isles
·         Sherlock Holmes
·         Spartacus
·         Suits
·         The Walking Dead

18 Eylül 2012 Salı

Yeni bir maymun türü keşfedildi: Lesula

Bilgi dağarcığınıza bilgi katmayı amaç edinmiş biri olarak bugün de oldukça ilginç ve eğlenceli bir bilgiyi sepetinize eklemek için karşınızdayım sayın okur…

Amerikalı bilim insanları(artık bilim adamı denmiyor biliyorsunuz, ayrımcılık oluyo deyu bilim insanı deniyor, aman diyeyim hassas olun kulağınıza küpe olsun :p) Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin balta girmemiş ormanlarında baykuş yüzlü bir maymun türü keşfetmişler. Evet, tam 28 yıl sonra canımız Lesula’mız yeni fenomenimiz keşfedilmiş. Keşif ekibinden John Hart, aslında Lesula’mızın üç yıl önce keşfedildiğini ama arkadaşın yeni bir tür olduğunu kanıtlamanın tam üç yıl sürdüğünü belirtmiş. (Haberin aslı için Hürriyet)

Yaaa sevgili okur, düşünün şimdi, John Hart'sınız, sırtınızda çantanız, her yerde kameralar yerleştirilmiş bir jungleda ekmek parası için sefillik çekiyorsunuz. Çekilecek bir tane bile belgesel kalmamış; Aslanın çiftleşmesi, fillerin güreşmesi, örümceğin ağı, köpekbalığının avı, kertenkelenin kopması, komodorun coşması derken tüm canlıların hayatlarına tecavüz etmişsiniz. Özel hayat felan hak getire. Hindistan cevizi suyu içmekten, yaban böğürtleni yemekten cırcır olmuş k*çınızı hala yaprağa siliyorsunuz. Gördüğünüz insanlar yerliler, ona da dua ediyorsunuz, ulan zehirli okla beni maymun, ayı neyin sanıp gebertivermesinler diye.

Bir gün canınıza tak ediyor, “bu dünyanın enayisi ben miyim mk!” deyip istifayı basmaya karar veriyorsunuz. Gerçi istifayı basmanız da öyle diğerleri gibi havalı olamayacak. Önce ormanda 854372598 km yürüyüp yerlilerin köyüne geleceksin, sonra onlar seni tek aracıyla kasabaya götürecek, oradan eski otobüse binip şehre gideceksin. Oradan uçak bileti bulursan şanslısın bulamazsın hadi bakalım bir daha otobüs. Derken uçağa binip kendini genel müdürlüğe atarsan iyi. Bunları düşününce için kararıyor, yol gözünde büyüyor, napalım az daha sıkayım dişimi, belki bir gün şansım döner diyorsun. Sonra gerisin geri yürümeye başlıyorsun kiiii bir de ne göresin…

Önce Hindistan cevizi sanıyorsun, Hindistan cevizi üzerine kazınmış bir maymun suratı. Ama yok, dur dur hareket mi ediyor ne? Ahaaa valla gözleri oynuyor, ağzıyla da bişeler çiğniyo. Lan yoksa kocaayak mı bu? Yok yok değildir, pek saf bişeye benziyor? Ne lan bu? Gel pisi pisi, gel kuçu kuçu. Kaçmıyo da ha uysal gibi… Vayyyy amk, maymun lan bu valla maymun. Anaaaa hiç görmedim ben böyle bi maymun. Yoksa lan yoksa şansım döndü mü, terfi alabilirim belki bu suratsız sayesinde............. şeklinde sürüp giden iç konuşman sonrası boy boy fotoğraflarını çekiyorsun, sonra başlıyorsun arşiv taramaya.

Tam üç yıl gece gündüz tüm maymun türlerini tarıyorsun. Yok… Bu yeni bir tür… Ve onu sen buldun. Sen; John Hart… Türün adını Cercopithecus Lomamiensis koyuyorsun, ne kadar karışık görünürse o kadar afilli (gerçi klavye ile yapılan random gülmeleri de andırıyor adı ama olsun :p ) Düşünsene “Türünü maymun koydum – Lesula’nın Yolu….." Ne de havalı...

Adın ansiklopedilere geçecek, tüm dünyada sansasyonel haber olacak, BBC, CNN belgesel için yarışacak, hatta Türkiye’den bi blogger seninle ilgili bir yazı bile yazacak daha ne olsun :DD Yırttın olum, hem de şu Hindistan cevizi ile kivinin çarpışması suratlı kılıksız maymun sayesinde yırttın :) 

Yaaa işte sevgili okur, hepiniz John Harttınız az önce, yaşadınız di mi o heyecanı :) Eh hadi şimdi Lesula'yı sevelim :p 

PS: Bu maymuna hayran olan kocam, profil fotosunu bu hayvanın resmi ile değiştirdi. Yorumsuz………………………….

Yazı Dizi'si #19 - SPARTACUS BLOOD & SAND / GODS OF THE ARENA / VENGEANCE

Sen yazı dizimi bitirdim diye gerim gerim gerin, şişim şişim şişin; geçenlerde hepsini bir yazıda linklerken bir de ne fark edeyim!!! Spartacus’ü tanıtmayı unutmuşum… Ay nasıl utandım anlatamam. O anda hemen şeytan devreye girdi: Amaaan boşver onu da tanıtmayıver, sil gitsin kim fark edecek ki!!! Ben: Hayatttttaaaa öyle bir şey yapmam, ben kendiyle barışık, sorunlarıyla cesurca yüzleşebilen bir kadınım, hem Spartacus’ün neyi eksik, hatta fazlası bile var :p Onu da yazacağım deyiiip aldım kalemi elime :)

·         Alcatraz
·         Being Human
·         Breaking Bad
·         Breakout Kings
·         Boardwalk Empire
·         Borgias
·         Californication
·         Coma
·         Dexter
·         The Event
·         Falling Skies
·         Game of Thrones
·         Homeland
·         The Killing
·         Luther
·         Nip/Tuck
·         The Newsroom
·         Person of Interest
·         Pacific
·         Rizzoli & Isles
·         Sherlock Holmes
·         Spartacus
·         Suits
·         The Walking Dead


SPARTACUS BLOOD & SAND / GODS OF THE ARENA / VENGEANCE


Dizinin Künyesi
Yapım Yılı: 2010 TV Series
Kanal: HBO
Oyuncular: Andy Whitfield/Liam McIntyre(Spartacus), Lucy Lawless(Lucretia), Manu Bennett(Crixus), Peter Mensah(Doctore), Viva Bianca(Ilithyia), John Hannah(Batiatus), Craig Parker(Glaber/Claudius Glaber), Dustin Clare(Gannicus)
IMDb Puanı: 8,7 ; 8,8
SHDb Puanı: 8,0


Dizinin Konusu
Trakyalı bir asker olan Spartacus Roma İmparatorluğu ile birlikte kendilerine sürekli baskı yapan Getaelar’a karşı savaşmaya başlar. Ancak bir süre sonra doğuya çekilme kararı alan komutanları Glaber’a karşı gelerek köyüne döner. Bunu sindiremeyen Glaber Spartacus’ün köyüne saldırır, karısını kaçırarak Suriyeli bir tüccara satar. Kaçmayı başaran Spartacus Roma’ya gelir, şehrin alt kısmında yapılan ikili dövüşlerde dövüşür ve yenilmez ünvanı edinmiştir. O zamanların en iyi gladyatör okullarından olan House of Batiatus’un sahibi Batiatus bir gün onu bulur ve eğitmek için satın alır. Gladyatör olmaya bir süre direnen Spartacus sonrasında karısını kaçıran Gaius Claudius Glaber’dan intikam almaya yemin eder. Bunun için de çok çalışır, kısa sürede tüm Roma’da elde eder. Spartacus gelene kadar yenilmezlik unvanını elinde bulunduran Crixusla ise aralarında uzun süre anlaşmazlık yaşanır. Bu arada Batiatus’un evi Roma’nın tüm entrikalarının yaşandığı hale gelmiştir. 


Spartacus’ün karısını getirtmek için anlaştığı ancak sonrasında karısını öldürttüğünü öğrendiği Batiatus’un hanesini tüm gladyatörlerle birlikte işgal edip hemen herkesi katletmesiyle biten birinci sezonun arasında Spartacus rolündeki Andy Whitfield Lenf Kanseri nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Onun yerini hemen dolduramayan yapım şirketi, ikinci sezon olan Gods of The Arena’da Batiatus hanesinin nasıl duruma geldiğini, Crixus’un yenilmez oluşunu, Gannicus adlı eski yenilmezi yani kısacası Spartacus öncesini anlatmışlardır. O sezon da oldukça ses getirmiştir. 

Yine Spartacus karakterinin başrolde olduğu Vengeance’ta ise Andy Whitfield yerine ona çok benzeyen Liam McIntyre bulunmuş ve Batiatus hanesindeki katliam sonrası serbest kalan gladyatörlerin Roma’ya karşı açtıkları savaş işlenmiştir. Bu sezonda dört kuşak yenilmezler olan Doctore, Gannicus, Crixus ve Spartacus özgürlükleri için birlikte savaş vermişlerdir.

İzlemeyenleriniz için iyi seyirler

(Görseller alıntıdır)