25 Aralık 2012 Salı

Vayy vayyy vayyy tişörte bak :)))

Geçtiğimiz hafta sevgili Fıstıklı Tombimiz facebook, ig ve twitterdan bir tişört(!) fotoğrafı paylaşmıştı. Yani son zamanlar gördüğüm en güzel tişörtlerden biriydi bu. Yabancı menşeili olduğunu düşünüyorum, zira Türkiye’de böyle güzel malları üreten yok :p

Tişört bu, çizgili kiii çizgiler enine boyuna fark etmez en sevdiğim desendir. Gardrobum çizgili parçalarla doludur :D Ama böylesini görmedim sevgili okur. İnsanın bu tişörte baktıkça bakası geliyor.

Göz zevki gelişmiş ve aktif tişört kullanıcısı hatunlar olarak bir öğle arasında masaya yatırdık biz bu tişört mevzusunu. Neden Türkiye’de üretilmiyordu bu tişörtler bunun üzerine deriiin bir tartışmaya girdik :))) Hepimizin başka başka fikirleri vardı. Uzuun bir müzakereden sonra çıkardığımız sonuçlarsa şöyle:

1)      Türkiye’de de ‘special edition’ şeklinde adlandıracağımız sınırlı üretimde tişörtlerimiz var. Üretimi yapan fabrikada kumaş, yün, iplikler özel; elle emek vererek işlenmiş güzel parçalar. Uzun kollu, kısa kollu, çizgili, düz zevkinize göre özel üretim tişörtler... Ama ne yazık ki herkesin gücü yetmiyor bu özel yapım tişörtlerden almaya.

2)      Bir de özel üretim diye alınıp bir iki yıkamada ya sünen ya da çeken çakma tişörtler var ki en sinir bozucusu onlar. İnceleyip, sağında solunda söküğü gediği var mı diye bakıyoruz, gerekirse bi deniyoruz üstümüze tam oturdu mu diye. Kabindeki o aldatıcı ışıkta bakınca üstümüze mükemmel oturan tişört, eve geldiğimizde bi sası durur ama yine de ‘olsun’ deriz. Taa ki zaman geçip de giyilmekten aşınıp üstüne de bir iki yıkanana kadar. İşte o zaman bir zamanlar bayılarak aldığın o tişört gözüne en ‘Çarşamba pazarı’ malı görünür ve eninde sonunda toz bezi olmaya adaydır :D Yalnız toz bezi olunca uzun yıllar dayanırlar, güzel leke çıkarır, iyi su çekerler :))) Ha bir de toz bezi yapmayıp da eskiyeni sağa sola dağıtmak da çözüm olabilir.


3)      Son olarak da normal bir tişörtü alıp bu muhteşem tişörte dönüştürme yanlısı olanlarımız var. Bu süreç uzun bir emek gerektirir. En ufak bir hatada 2.maddedeki son kaçınılmazdır. Ama sabredip sonuna kadar dayanırsanız en az bu tişört kadar güzel bir tişörte sahip olmanızın yanı sıra, ellerinizle büyüttüğünüz solar iken dirilttiğiniz bu parça çok daha kıymetli olur. Gözünüzden sakınırsınız. Uzun yıllar tepe tepe kullanırsınız, ömürlük olur. Toz bezi olma gibi makus bir sonu genellikle yaşamaz. Sizin için kıymetli bir parça olacağı için eskise bile kıyamaz saklarsınız :)

Hayatınızda öncelikle 1 numaralı tişörtün olmuyorsa 3 numaralının olması dileğiyle :D:D

23 Aralık 2012 Pazar

Saçma Reklamlar_4 - Hatemoğlu Reklamı

Aslında bambaşka bir reklamla ilgili yazacaktım, taa ki 15 saniye önce NTV Spor'da Hatemoğlu markasının dünya saçması reklamını görene kadar...

Erkeklerin dünyasında araç reklamlarının haricinde diğer hiçbir üründe yaratıcılık göremiyoruz nedense. Yani bunun sebebi zaten adamceğızların hayatlarında minimum eşya-alet-edevat olmasından olsa gerek. Bir arabaları, kimisinin telefonu bilgisayarı, cüzdanı bir de kot-tişörtten oluşan gardropları vardır garibanların. 

Kaynak
İşte bu gardroplarında barındırdıkları takım elbise markası Hatemoğlu'nun bir reklamı dönüyor Tv'de. Açıkçası ilik gibi çocukları oynatıyorlar reklamlarda. Kuzey'le Biscolata erkeklerinin karışımı olan bu kardeşlerimiz üstlerinde Hatemoğlu takım elbiseleri objektiflere gülümsüyorlar. Süper!!! Ama aga, arkada çalan türkü nedir yahu?? Konseptimiz bu mu? Hacıhasanoğulları Baklavalarının reklamı değil ki bu yöresel müziğimiz eşlik etsin. Mantı açan gözleme yapan teyzelerimiz de yok görünürde, neden bu "hadi gel köyümüze geri dönelim" havaları?










Kaynak


Oysa koy arkaya Enrique'den Tonight I'm F*ing You şarkısını!! Ha, bu şarkı ülkeye ağır gelir diyorsan, Loving You versiyonu var o da olur!! Bak nası tadından yenmiyo reklam :p

PS: Saçma Reklamlar serisinin ilk yazısı Ped Reklamları yazımda anlattığım ped alışverişinin uyuşturucu alışverişi gibi gizlilik içerdiği cümlemi de 13 Aralık 2012 Perşembe tarihli Uykusuz'da bir karikatürde görmek de güzel mi desem hacılamışlar mı desem bilemedim!!!





















----------------o------------------

Saçma Reklamlar Serisi: Part 1
Saçma Reklamlar Serisi: Part 2
Saçma Reklamlar Serisi: Part 3


22 Aralık 2012 Cumartesi

Tuhaf Alışkanlıklar Kitabı - Yitik Ülke


Okuyalı çok oldu ama sınavdır, işteki yoğunluktur derken bir türlü tanıtamamıştım bu güzel kitabı. Yitik Ülke kısa zamanda büyük işler başaran çok güzel ve başarılı bir topluluk bence. Hem sosyal medyada aktifliğiyle hem de yazmayı teşvik eden projeleriyle iyi ki var dediğim yayınevi.

Tuhaf Alışkanlıklar Kitabı da 80'ler ve 90'lar kitapları gibi kişilerce yazılmış yazılardan oluşmuş bir kitap. Yaklaşık 130 farklı kişinin yazısı yani alışkanlığı var sayfalar arasında. Kitaba başlamadan önce "en fazla simetri takıntısı, temizlik takıntısı vs vardır, daha ne olabilir ki" demiştim; ama sayfalar ilerledikçe "yok artık, yok canım bu da abartıdır, böyle de takıntı olur mu" derken buldum kendimi. Günde 3 kez yıkanmadan duramayanı mı ararsın, çizgilere basmadan yürümezse rahatsız olanı mı ararsın türlü türlü tuhaflık varmış meğer. 

Ayrıca çok severek takip ettiğim sevgili Kitap Delisi Gizem'in de tuhaf alışkanlığı var bu kitapta, gerçi o kadar tuhaf şeyler var ki Gizem'inki gayet normal gelmişti bana. Gizemcim valla sen normalsin, daha sıkı sarıl o minik yastığına bence :p

İşte kısaca böyle bir kitap Tuhaf Alışkanlıklar Kitabı. Yitik Ülke'nin kurucusu ve kitabın derleyici Kadir Aydemir'i bir kez daha tebrik ediyorum böyle güzel kitaplarla bizleri buluşturduğu için. Ayrıca tuhaf tuhaf alışkanlığı olan o güzel insanlar, hepiniz iyi ki varsınız yahu, severek okuduk garipliklerinizi ve inanın yalnız değilsiniz. Her birimiz oldukça tuhaf ve garibiz aslında :))



Altı Çizilenler:






6 Aralık 2012 Perşembe

Tess Gerritsen - Ruhundaki Zehirle Yüzleş



Tess Gerritsen hayranlığımı bilmeyen yoktur eminim. Türkçe'ye çevrilen kitapların neredeyse tümü kütüphanemdedir. Hatta geçen yılki kitap fuarında ondan imza alıp fotoğraf çektirmek için saatlerce kuyruk beklemişliği bile vardır.

Attila İlhan'ın Bıçağın Ucu kitabının 150.sayfasında intiharın eşiğine gelince yarım bırakma kararı aldım. Yok, bazı kitaplar kendini okutmuyor. Ne kadar şans verirsen ver ilerlemiyor; zira 3 günde 150 sayfa benim için acınası bi performans.

Bıçağın Ucu'nu bırakınca kendime gelmek için bekleyen Tess kitaplarımdan okuyayım dedim ve elim yeni çıkan Ruhundaki Zehirle Yüzleş'e gitti. Tabi bunda Laden'in de torpili yok değil. Kitabın çevirmeni Laden İldeniz benim instagram arkadaşım(@ladenildeniz) Biraz da Laden'in elinden çıkan kitabı okumak istediğimden seçtim.

Kitap, -tabii ki- bir adli tıp uzmanının da içine karıştığı seri cinayetleri konu alıyor. Adli Tıp Uzmanı Kat Novak, daha önce hiç karşılaşmadığı bir uyuşturucu ile aşırı dozdan ölü bulunan üç kurbanın ölümlerini aydınlatmayı kendine görev ediniyor. Uyuşturucunun kaynağını araştırırken tanıştığı Adam Quantrell ile duygusal bir yakınlık yaşayan Kat, kendinin ve Adam'ın canını tehlikeye sokacak bir sürü tehditle de boğuşmak zorunda kalıyor.

Ben iki günde sadece serviste gidip gelirken okuyarak bitirdim kitabı. Boş bir insan olsam bir günde bitebilecek akıcılıkta. Bunda Ladenciğimin oldukça akıcı bir şekilde Türkçe'ye çevirmesi maharetinin de altını çizmek gerek :) Tess de yine hünerini konuşturmuş, katili sonuna kadar tahmin edemiyorsunuz. Kısacası yine sıkılmadan okuyabileceğiniz çok başarılı bir tıbbi gerilim kitabı. Alınız, okuyunuz efendim...

5 Aralık 2012 Çarşamba

Saçma Reklamlar_3 - Paraf



AYRICALIKLAR BUUUU TARAFTA AYRICALIKLAR BUUUU PARAFTA şeklindeki saçma reklam cingılıyla başlıyorum sözlerime sevgili okur...

Siz hangi taraftasınız bilmiyorum ama yani bu kadar 'emek' verilen, sözleri üzerine uzun süre düşünülmüş(!) bu reklamın ürünü Paraf'ın tarafını seçin bir an önce derim.

Neden mi böyle söylüyorum: Çünkü aslında dokuz ayın sonunda o karından Murat Boz çıkmışken bize ultrasondan gösterilen Tarkan'dı. So, bu ürün sizi Nefaset bile Rıfkı bile olsanız Enrique gibi gösterme becerisine sahip. Helal valla...

Ama tabi böyle diye de eleştirmicek değiliz!!

Ana reklamın öncesinde TV'lerde dönen ve  'göster ama elletme' amaçlı hazırlanmış reklamda, artiz artiz yürüyen arkadaşın Tarkan olduğuna 1/1000 bahse girerdim, hatta "off ya şöyle güzel bi reklam olsa bari de her kuşakta bi Biscolatagilleri bi Tarkan'ı izlesek gözümüz gönlümüz açılsa" diye hayallere dalmıştım kiiii...



Yumurtadan Murat Boz çıktı :(( Abi yeleğinden yürüyüşüne, dansından mikrofon tutuşuna kadar bu kadar mı 'benzer' insan ya? Yani bu kadar mı düştünüz, paranız Tarkan'a yetmedi de "eee napalım madem Tarkan'ı oynatamıyoruz, biz de taklidini yapabilen birini oynatırız" mı dediniz?

Hayır, hadi kurum, reklam ajansı bu durumdan rahatsız olmadı diyelim; sen Murat Boz, sen de mi hiç rahatsız olmadın; scripti okuyunca "abi bu haller hareketler, bu star ışığı, bu karizma bi yerden tanıdık; aaa hatırladım bundan 10 yıl önce vokalisti olduğum Tarkan bu" demedin mi ki!! Sen başlı başına kendi çapında başarılı bi popçusun, bu kadar da copy-paste olmamalıydın, hiiiç yakıştıramadım evladım.

Hadi reklamın Murat Boz kısmısı tamamen çakma, bağrımıza bastık diyelim. Peki kızçeli kısmının arak olmasına ne diyeceksiniz? Bugün Hürriyet'te Melike Karakartal yazmış; oraları da İngiliz telekomünikasyon şirketi T-mobile'ın reklamından arak'lanmış meğersem!! Youtube'a yazın  “No more Mr. Nice Girl” deyu ve görün benzerlikleri.

Son olarak da Paraf nedir yahu? Başka isim mi bulamadınız!!

-------o-------
Saçma Reklamlar Serisi: Part 1
Saçma Reklamlar Serisi: Part 2

4 Aralık 2012 Salı

Red Bull SoundClash Kanatlandırmaya Geliyor

2006’dan bu yana dünyanın çeşitli ülkelerinde, o ülkenin ünlü gruplarını çarpıştıran Red Bull SoundClash, Türkiye ayağını 14 Aralık 2012’de Küçükçiftlik Park’ta gerçekleştiriyor. Bir tarafta Ska’nın ustası Athena, bir tarafta Alternatif Rock müziğin devi MaNga, sizi müthiş bir müzik şölenine davet ediyor.

SoundClash’te 2 grup için 2 sahne kuruluyor, 4 raunt sürecek olan çarpışmanın sonunda sadece en iyi olan kazanıyor. İlk raunt “Cover Raundu”. Gruplar önceden birlikte karar verdikleri ünlü bir şarkıyı kendi tarzlarında yorumluyor. İkinci raunt olan “Devralma Raundu”nda bir grubun çalmaya başladığı şarkıya diğer grup devam ediyor. Üçüncü raund ise “SoundClash”. Gruplar kendi şarkılarını 3 farklı türde söyleyerek kendilerini gösteriyorlar. Her tarza hakim olmak önemli! Ve son müzikal raunt, “Joker Raundu”. Gruplar o ana kadar gizli tuttukları konuk sanatçılarını sahneye çağırarak son numaralarını yapıyorlar.

Heyecanı doruklarda yaşayacağınız soluksuz bir müzik çarpışması sizi bekliyor.

Konuşmaya dahil olmak için: #rbsoundclash’i takip edebilirsiniz.

http://www.biletix.com/etkinlik/NRDB1/ISTANBUL/tr
http://www.redbull.com.tr

Bir bumads advertorial içeriğidir.

2 Aralık 2012 Pazar

Okunacaklar - Final Part of 2012



2012 yılı kitap okuma açısından en verimli geçirdiğim yıllardan biriydi. Senenin başlarında paylaştığım okunacaklar listemi bugün itibariyle bitirmiş bulunuyorum. Tabii o postlarımda "bunlar bitene kadar kitap almayacağım" şeklindeki atıp tutmalarım yalan oldu, ben yine dayanamadım her fırsat bulduğumda kitap aldım, kitaplaşma etkinliklerinde ya da doğum günümde kitaplar gönderdiler derken 2013 için uzun bir listem oluştu bile şimdiden. Ama ben yeni aldığım kitapları deli gibi okumak istesem de 2012'de bekleyenleri bitirme konusunda büyük azim gösterdim.

Ve haklı olarak bu gurur tablosunu sizlerle paylaşıyorum :)
(Tabii üstleri çizili bişe anlayamıyorsunuzdur ama olsun, sadece üstlerinin çizili olması bile mutlu edii beni :))
Yakın zamanda 2013'te okunacaklar listesi gelecek sıkı durun :)

1) Duyguların Rengi - Kathryn Stockett
2) Yüzleşme - Nora Roberts
3) Akıl Oyunlarının Gölgesinde - Sherlock Holmes
4) Suç Detayda Saklıdır - Sherlock Holmes
5) Bir Yumak Mutluluk - Debbie Macomber
6) Erkek Dedikodusu - French Oje/T.B. 
7) İkinci Cahillikler Kitabı - John Lloyd/John Mitchinson
8) Bıçağın Ucu - Attila İlhan
9) Semerkant - Amin Maalouf
10) İncir Kuşları - Sinan Akyüz
11) Aile - Mario Puzo
12) Ölümden Daha Derin - Tomi Hoag
13) Tesla'nın Kutusu - Samantha Hunt
14) Meraklılar -  Rıchard Bach
15) Zahir - Paulo Coelho
16) Koleksiyoncular - David Baldacci
17) Şiirler - Sefa Kaplan
18) Puslu Kıtalar Atlası - İhsan Oktay Anar
19) Halide Edip - İpek Çalışlar
20) Açlık Oyunları - Susanna Collins
21) Ateşi Yakalamak - Susanna Collins
22) Alaycı Kuş - Susanna Collins
23) Kılıçların Fırtınası Kısım 1 - George R.R. Martin
24) Kılıçların Fırtınası Kısım 2 - George R.R. Martin
25) İleri Doğru Atılan Yirmi Adım - Jorge Bucay
26) Düşündürücü Hikayeler - Jorge Bucay
27) Kapan - Harlan Coben
28) Asla Arkana Bakma - Tess Gerritsen
29) İntihar Dükkanı - Jean Teulé
30) Kahperengi - Hande Altaylı
31) Özgüven Kazanma Yolları 2 - Dale Carnegie
32) Sen Ölünce Kim Ağlar - Robin Sharma
33) Kusursuz Cinayet Yoktur - Sevil Atasoy
34) Cennet Kayıp - Cees Nooteboom
35) Üzülmeyi Bırak Yaşamaya Bak - Dale Carnegie
36) Brida - Paulo Coelho
37) Sitem - Nihal Yeğinobalı
38) Onlar - Adam Blake 

1 Aralık 2012 Cumartesi

Sony'den Son Bond Görevi; "Kaçırılan Ajanı Bulabilecek Misin?"

Sony, “Skyfall” konseptli yarışmalarıyla ödül dağıtmaya devam ediyor. Yeni görev, aynı zamanda final görevi. Sony Türkiye Facebook Sayfası’ndan verilecek talimatlarda, Ajan S olarak karargahtan alacağınız 3 farklı görevle, tüm ipuçlarını takip ederek kaçırılan ajanı kurtarmanız bekleniyor. Zekice kurgulanmış her göreve ait farklı videolar hazırlanmış. Videoları izleyip, seni kayıp ajana adım adım yaklaştıracak ipuçlarını bulmanız isteniyor.

Her görevin sonunda doğru cevaba ulaşan kişiler, Sony’den muhteşem ödüller kazanma şansını yakalıyor.

Birinci görev; 30 Kasım–3 Aralık 2012 tarihleri arasında gerçekleşecek ve görevi doğru cevaplayanlar arasından yapılacak çekilişle; bir kişi Bravia HX850 TV, bir kişi de  Xperia Tablet S kazanma şansı yakalayacak.

İkinci görev; 3-6 Aralık 2012 tarihlerinde devam edecek ve doğru cevaplayanlar arasından yapılacak çekilişle; bir kişi NEX-5R fotoğraf makinesi, bir kişi de Xperia ion akıllı telefon kazanma şansı yakalayacak.

Üçüncü görev; 6-10 Aralık 2012 tarihleri arasında devam ediyor olacak ve doğru cevaplayanlar arasından yapılacak çekilişle; bir kişi Xperia ion akıllı telefon, bir kişi de MDR-1 kulaklık kazanma şansı yakalayacak.

Videoyu dikkatle izle, ipucunu bul. Bulacağın her cevap seni Ajan’a biraz daha yaklaştıracak. Unutma, hayatı senin elinde!

Yarışmaya http://on.fb.me/TvnXgs linkinden ulaşabilirsin.

Yarışmayla ilgili detaylı bilgi Sony Türkiye Facebook sayfasında: http://www.facebook.com/SonyTR


Bir bumads advertorial içeriğidir.