4 Nisan 2013 Perşembe

Ben bir Asi Kuş'um...


Kaynak

Dün akşam tüm Türkiye Real Madrid-Galatasaray maçına kilitlenmişken yaklaşık 250 kişi içindeki Asi Kuş'u çıkarmak için Bakırköy Yunusemre Kültür Merkezi'ndeydi. Usta tiyatrocu Ali Poyrazoğlu ile konuştuk, güldük ve en çok da düşündük.

Carmen'le başladık önce, Fransız besteci Georges Bizet'in ünlü operası, İspanya'yı ömründe hiç görmemesine rağmen İspanyol ateşini yaratıcılıyla, hayal gücüyle mükemmel bir şekilde yansıtabildiği tütün saran 'hafifmeşrep' Carmen'in hikayesi... Birer Asi Kuş'tu hem Carmen hem de onu yaratan Georges Bizet...

Sezen Aksu, Ali Poyrazoğlu, Müjdat Gezen ve Zeki Müren'le devam etti Asi Kuşlarla tanışmamız. Atatürk'ü andık, alkışladık, onun bizi gördüğünü bilerek daha şiddetli alkışladık.

Ne büyük adam şu Ali Poyrazoğlu, bildiği doğrulardan şaşmayan, yalakalık yapmayan, ortacı olmayan, sözünü sakınmayan ve dürüst. İzleyince bir kez daha anladım ki nesli tükenmeye başladı böyle sanatçılarımızın; kim kaldı ki? Ali Poyrazoğlu, Müjdat Gezen, Yıldız Kenter ve birkaç usta daha... Diğerleri düzenin kölesi olmuş durumda, kimi zaman iktidar yalakası kimi zaman muhalefetin en büyük yandaşı...

Sıradan bir oyun değil Asi Kuş... İnsanı 'kendi' gerçeğiyle yüzleştiren bir tokat aslında... Mesela diyor ki Ali Poyrazoğlu "İnsan iş adamı kimliğinin yanında sanatçı kimliğini de keşfetmeli, ortaya çıkarmalı. Doktor musun aynı zamanda mimarlıktan tasarımdan da anla; mimar mısın o zaman enstrüman çal. Sanatçılar da aynı şekilde iş adamı olmalılar, stratejik düşünebilmeliler, hayatta kalabilmeliler" Düşününce, mesela her birimizin işi var, kiminiz benim gibi Bankacı, kiminiz mühendis, bazılarımız doktor öğretmen; ama bu kimliklerimizin yanı sıra her birimiz blog yazıyoruz, kitaplar okuyor, paylaşıyoruz. Yani aslında kendimize profesyonelin dışında kimlik yaratıyoruz. Yani içimizdeki Asi Kuş'u özgür bırakmaya çalışıyoruz.

"İlişkiler ip üstünde cambazlığa benzer" diyor Poyrazoğlu, "elimizde uzun bir çubuk ip üstünde yürürüz hepimiz. Ama kah ailelerimiz, kah çevremiz bizim dengemizi bozmaya çalışır, o ipin üzerinden düşürmeye çalışır. Düşmez de kavuşursak sevdiğimize ne ala, ama çoğu zaman düşeriz ve bir kanadımız kırılır. Tek kanatlı birer melek oluruz ve öyle dolaşırız ta ki başka bir tek kanatlı meleğe rastlayana kadar..."

Kadın erkeğin aynasıymış, erkek aynada aksini görürse mutlu olurmuş. Kadın erkeğe göre kaliteliyse, erkek o aynada kendisini cüce olarak görüp kendini dev olarak görebileceği 'küçük' aynalara kaçabilirmiş. Ne de doğru... Önemli olan aynaya baktığında 'tam olarak' kendini görebilmekmiş, öyle bir ayna bulabilmekmiş marifet...

Ve en sevdiğim kısmı; çıkarıp kitabıma alelacele not aldığım bölümü: "Ben buradaki herkesten çok daha tahsilliyim, çok daha bilgiliyim" diyor Ali Poyrazoğlu, "Çünkü ben hatalarımın üniversitesinden mezun oldum. Her hatam bana tecrübe kattı, üniversitelerde öğrenemeyeceğim dersler öğretti." İşte bu dedim bu sözleri duyduğumda. İşte ben de daha yenice bir üniversiteden mezun olmuşum meğer; şimdi elimde hatalarım sonucu elde ettiğim diploma ile gökyüzüne kanat çırpacağım. Çünkü ben bir Asi Kuş'um... Hepimiz birer Asi Kuş'uz....

10 yorum:

  1. Vallahi çok kıskandım sizi ,ben de gitmek istiyorum bu oyuna.
    Tiyatroları çok boşluyoruz ya ne eşeğiz biz. Halbuki nasıl huzurlu çıkıyoruz oradan.
    Ben de bu Cumartesi günü "Kimsenin Ölmediği bir günün Ertesiydi " oyununa gideceğim. Bi heyecan yaptım bak şimdi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hem de ne boşluyoruz canım :( ama kendimize fırsat yaratmalıyız manevi tatminin en büyüğünü yaşıyor insan...

      Sil
  2. yine çok güzel bir yazı olmuş.
    Ali Poyrazoğlu'nu ben de çok beğenirim. izmir'e geldiğinde gidememiştim maalesef. şimdi daha çok üzüldüm gidemediğime.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tekrar gelir belki de üzülmeyin, Allah uzun ömür versin ona o bizi bi şekilde hep güldürür düşündürür...

      Sil
  3. Özellikle bu kısma bayıldımm : Kadın erkeğe göre kaliteliyse, erkek o aynada kendisini cüce olarak görüp kendini dev olarak görebileceği 'küçük' aynalara kaçabilirmiş. Ne de doğru... Önemli olan aynaya baktığında 'tam olarak' kendini görebilmekmiş, öyle bir ayna bulabilmekmiş marifet...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fikir Poyrazoğlu'ndan yorumlamak bendendi :) teşekkürler canım...

      Sil
  4. Borusan Filarmoni'ye konuk şeflik yaptığı zaman bu gösterisinden parçalar sunmuştu. O gün bir kısmını dinledik ama tamamının keyfine varmak için Asi Kuş'u izlemek lazım. Ali Poyrazoğlu çok özel bir insan.
    Sen de çok güzel ayrıntılar yakalamışsın:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet izlemek lazım, hakikaten özel insanmış tanıyınca anladım. çok şey öğretiyor...

      Sil
  5. Hepimiz asi kuşuz ne doğru balım..


    Hayatım bu arada müsait olduğunda banugilin yalısına gitsen güneyi yakalasan beni çağırsan, ben gelince de onun saçını başını yolsak nasıl olur :)

    YanıtlaSil
  6. merhaba blogunuzu başarılı buldum takibe aldım. ben de çok yeniyim blogger dünyasında bana da beklerim
    http://myworldinthebooks.blogspot.com/

    YanıtlaSil

"In three words I can sum up everything I've learned about life: It goes on"
Robert Frost