15 Eylül 2013 Pazar

Ayaklı Bela - Jamie McGuire

 Anne babalarımız bizlere daima "Nerede o eski aşklar, sevdalar!" derler ya her zaman ve biz de bu sözün ardından hep bir düşünürüz "Acaba nasıldı o zamanların aşkları ki böylesine hatırlanıyor" diye... Evet, bence de eski zamanların aşkları daha safmış; belki imkansızlıklardan belki de ulaşılamamazlıktan çiftler arasında her bir gizem olurmuş ve bu da ilişkiyi, aşkı, sevgiyi hep ayık tutarmış. Ama maalesef şimdi öyle değil. Teknolojiyle, mesafelerin kısalmasıyla, bizim neslimizin artan özgüveni ve çekinmeden duygularını dile getirmesiyle birlikte aşklar daha hızlı yaşanır ve ne yazık ki daha hızlı tüketilir oldu.

"Ayaklı Bela" da modern dünyada yaşanan o eski aşklardan birini anlatıyor. Çocuk yaşta annesini kaybeden, babası ve dört ağabeyiyle büyüyen Travis üniversitede ailesinden ayrı kuzeni Shepley ile birlikte bir öğrenci evinde yaşamaktadır. Yakışıklılığı, dövmeleri ve çapkınlığı ile ün yapan Travis okulda motoruna olan tutkusu ile tanınmaktadır; tabii bir de kaç tane kızı yatağa attığına ilişkin istatistiklerle. Gerçek aşkı bulamayacağına inanan Travis, gözüne kestirdiği tüm kızlarla yattığı arta kalan zamanında motoruyla hız yaptığı bir hayat sürerken bir gün karşısına Abby nam-ı diğer 'Güvercin' çıkar. Shepley'in kız arkadaşı Mare'nin en yakın arkadaşı olan Abby komplekssiz, rahat, güzel ama bunu sergilemekten hoşlanmayan, sevimli bir kızdır. Travis Abby'i görür görmez onun diğer tüm kızlardan farklı olduğunu anlar ancak Shepley ile Mare'nin ilişkisini etkilememek ve Abby'i kullanmamak adına arkadaş gibi davranmaya çalışır. Ama onunla vakit geçirdikçe gitgide bağlanan Travis, inkar etse de 'Güvercin'e aşık olur. Tabii zamanla Abby'i yakından tanıdığında aslında onun da kendisi gibi masum olmadığını, geçmişinde aldığı bir çok yara ile bir çok günah işlediğini görür.

Travis'le Abby'nin hikayesi hepimizin lisede, üniversitede yaşadığı o saf aşkları anlatıyor. İstesen de dokunamamak, platonik olarak sevip duygularını içine atmak, gülüşüne sözlerine bakışlarına anlam yüklemek... Gülümseyerek okuduğum bir kitaptı. Saf bir aşk hikayesi arıyorsanız gözüm kapalı tavsiye ederim.

Arka Kapak:

Aşıksan başın belada!

Abby Abernathy; geçmişini unutmak için kalkıp uzak bir şehre okumaya gelen, temkinli, kendi hâlinde bir kız. Travis Maddox; hayatını dövüşerek kazanan ve aşka inanmadığı için tek gecelik ilişkilerle avunan bir erkek. Aşk ve bela birbirine hiç bu kadar yakışmadı...

Travis annesinden hayatla ilgili iki şey öğrendi: Aşkı bul. Ve onun için ölümüne mücadele et. 

Bu hikâyeyi biliyorum demeden önce bir kez daha düşünün. Her aşk hikâyesinde iki taraf vardır: Esas oğlan ve esas kız. Tatlı 
Bela'da esas kızı dinledik; peki ya, esas oğlan? 

Bir erkeğin aşkı için verdiği mücadeleyi kendi ağzından tüm içtenliğiyle dinlemeye hazır olun...

Altı Çizili Cümleler:

"Çekim, seks, aşk, sevgi ve ardından kalp kırıklığı. Mantıklı düzen buydu. Hep böyleydi."

"Eğer benimle kalmadılarsa zaten beraber olmaya değmezlermiş demektir."

"Onunla arkadaş olarak takılmanın tek kötü yanı birlikte ne kadar zaman geçirirsek ondan o kaar hoşlanmamdı."


"Her şey neyse odur; haysiyetini ayaklar altına almak için yola çıktıysan, birileri onu çiğnediğinde mızmızlanmayacaksın."

"Onu yakınımda tutmakla yetiniyordum, sadece etrafta olduğunu bilmek bile kendimi daha iyi hissettiriyordu."


9 yorum:

  1. altı çizili cümlelere bittim:(

    YanıtlaSil
  2. çok güzelmiş, merakettiğimkadar var ama henüz alığta okuyamadım :( tüü bana..
    öperimmm sevgiler..

    YanıtlaSil
  3. ama ben buna bayıldım o kelebegı gorsem hemenkaparım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet beybi tam da senin kitabın :)))

      Sil
  4. Harika bir kitap kendini soluksuz okutturuyor insana :D

    YanıtlaSil

"In three words I can sum up everything I've learned about life: It goes on"
Robert Frost