24 Ağustos 2013 Cumartesi

Erkek kardeşle baş başa tatil yaparsan...

Kardeşimin 15 aylık vatani görevini bitirip dönmesinden mütevellit askerlik sonrası travmasını atması için ‘mükemmel’ bir abla olarak onu tatile götüreyim dedim. Çocuğun gözü gönlü açılsın, askerdeki lahanalardan sonra midesi bayram etsin, bayılana kadar sarhoş olsun diye de her şey dahil sistemi seçtim. Önce bayram için Eskişehir’de vakit geçirdikten sonra, kendimizi Alanya’nın kızgın kumlarına attık. Buraya kadar her şey normal ya da ben normal olacağı düşüncesi ile saf bir mutluluk içindeyim. Ama olanlara gelince:

  • Öncelikle otelimizden çok memnun kaldık, %90’ı turist; tercihen Rus, Alman ve İngiliz aileler tercih etmişti. Kalan %10’luk bir kısım ise gurbetçi kontenjanından yararlanarak gelmişti herhalde ki oteldeki Türkiyeli Türk olarak bir tek biz vardık. (İlgilenenler olursa: Royal Garden Suites) İşin garibi nedense bizi de Almancı zannetmişler çalışanlar; tamam ilk yurt dışı deneyimim Frankfurt'tu; beş günlük gidip kalma gurbetçilik sayılıyosa ok dedim ben de ;))
,





  • Benden size tavsiye: Bekarsanız, size hiç benzemeyen yaş farkınızın az olduğu ağabeyiniz/kardeşiniz varsa başbaşa tatile gitmeyiniz. Ben yaptım siz yapmayın. Çünkü bütün otel sizi ‘çift’ zannediyor ve potansiyel kısmetlerin yolunu kesmiş oluyorsunuz. Bizde de bu durum olmuş meğer ve ben bunu tatilin son günlerinde öğrendim. Bu benim kardeşim dediysem de iş işten geçmişti, tüm ‘lezzetli çipetpetler’ çoktan başka diyarlara yol almıştı. Hadi ben önce doğmuşum önümde bir prototip yok, be çocuk sen neden doğarken az ablama benzeyeyim demedin. Bazen ya seni ya beni hastanede karıştırdılar diye şüpheleniyorum; ben anneme benzediğimden bence sen karıştın ve maalesef 21 yıldır düzelmedi bu hata. Bastık bağrımıza biz de :)
Allah aşkına hiç benziyor muyuz???

  • İki kardeş her şey dahil sistemli bir otele gidince, ye iç yat şeklinde geçti günlerimiz. Öyle ki tatilimizi üçüncü gün kardeşimi kuma gömerek emekli çift tatili kıvamına getirmiştik.

  • Akşamları akşam yemeğinden sonra çocuk animasyonuna en önce giden tiplerdik. Sanırsın boy boy çocuklarımız var, onları eyleyeceğiz. Gidip en güzel yere kurulup turistlerin çocuklarına bakıyorduk alıcı gözle. Bro’mun amacı tamamen masumane olsa da ben hangi çocuk yakışıklı, büyüyünce potansiyel Enrique olur mu, olursa şimdi alıp Türkan Şoray stayl büyütüp 20 yıl sonra kendime sevgili mi yapsam diye PSSS (Potansiyel Sevgili Seçme Sınavı) ile meşguldüm.

  • Yakın zamanda köpek tarafından ısırılmış olmam yetmezmiş gibi denizde de iki gün üst üste bacağımdan ısırıldım, ısıran canlının piranha olması yönünde ciddi şüphelerim var. Zira başka bir canlı bu kadar kanatamazdı. Hayır bir de yani neden ben? Karada ve denizde ısırıldım, havada henüz başıma öyle bir şey gelmese de evin civarındaki martılardan ciddi tırsıyorum.

  • Değinmek istediğim diğer bir noktada, bu yabancılar ne kadar küçük yaşta evleniyorlar arkadaş? Bir çift vardı mesela, taş çatlasın 20 yaşındalar, 1 yaşında bebeleriyle gelmişler Türkiye’ye tatile. Siz ne ara büyüdünüz, mercimeği fırına verdiniz, o çocuğu peydah ettiniz de bir de yurtdışında tatil yapacak paralar kazanıp geldiniz. 30’lu yaşlarında çiftlerin 3 çocuğu var ki bunlar RTE’nin en sevdiği kesim ola J


İşte böyle kemosabeler... Kitap okumak, güneşlenmek, denize girmek ve yemek dışında bir aktivite yapmadığım bir tatil de böyle geçti. Hala armudun sapı şeklinde olsam da, kardeşimin kafa dağıtması ve benim mükemmel şekilde bronzlaşmam görevlerini başarıyla yerine getirmenin iç huzuru yeter bana…


Mutlu haftasonları ^.^


5 Ağustos 2013 Pazartesi

Bir Bünyenin Kuduz Mikrobuyla İmtihanı



Başımıza üst üste kötü olaylar geldiğinde ‘bahtsız bedevi’ benzetmesi yaparız ya hemen, benim de burnum son zamanlarda b*ktan kurtulmadığı için kendimi bahtsız bedevi’ye yakın hissetmekle kalmayıp ‘bahtsız bedevi benim’ diyerek kendini Mesih ilan edenler gibi etrafta iddialı iddialı dolaşmaya başladım. Sonra dedim hikayesini bilmediğim kişi olmak sakat, kimmiş bu herif diye araştırmalara giriştim; iyi ki de girişmişim. Çünkü internetteki tüm kaynaklar kendisinin çölde kutup ayıları ile yaşadığı ‘hazin’ bir öyküden bahsediyor ki, ben o değilim eminim ;)

Neyse efendim bu girizgahı neden yaptım derseniz bir çoğunuzun bildiği gibi bundan tam 9 gün önce sokak köpeğinin biri tarafından evimin önünde ve de durup dururken ısırıldım. Ağzının tadını bilen bu köpek arkadaşımız belimle kalçam arasında bir yerden vücudumun bir kısmını kendine hatıra alırken bana bunun derdiyle uğraşmak düştü. Önce özel hastaneye gittim ki ısırılan yerin kalçam olduğunu öğrenip sadece bakma amacı güden doktor ya da hastabakıcılar tarafından Haseki Hastanesine sevk edildim. Hayır madem Haseki’nin baktığı belli sen neden açıp yara yerine(!) bakmak istiyorsun derler adama da ben can havliyle diyemedim. Sonrasında Haseki’ye gittim, ilk izlenimim Allah devlet hastanelerine düşürmesin. Kurumum sağolsun %100 karşıladığı sağlık sigortam nedeniyle 4 yıldır kapısından girmediğim devlet hastaneleri içler acısı durumda. Çalışanlar –doktorlardan bahsetmiyorum- lakayt ve ilgisiz. Evet onların işi de zor ve evet kuduz olma ihtimalim var ama bu bana hayvan gibi davranma hakkını onlara vermez diye düşünürken bu konuyu uzatmadan kapatıyorum. Haseki’de tinerci yatağından bozma bir odada hizmet veren Kuduz Aşı Merkezi’ne ulaştığımda artık sinirden pençelerim ve köpek dişlerim çıkmış ve dönüşümüm başlamıştı. Doktora olayı özetledikten ve o minik hastane odasında da popomu sergiledikten sonra nihayet aşı faslına gelmiştik. Bundan sonra anlatacaklarım Kuduz aşısı ile ilgili hayati bilgiler içermektedir, demedi demeyin.

Şimdi, öncelikle köpek benimki gibi sahipsizse ve bir daha görme ihtimaliniz yok ise 1 doz tetanoz ve 5 doz kuduz aşısı oluyorsunuz. Tetanoz ile kuduz aşısının ilk dozu olayın gerçekleştiği ilk gün vuruluyor. Bu yüzden böyle bir olay yaşarsanız hemen doktora gidin, bir an önce aşılanın. Sonraki kuduz aşıları 3.,7.,14. ve 28. günlerde yapılıyor. Size bir aşı kartı veriyorlar, bu kartla aşı olman gereken gün gidip aşınızı olmak durumundasınız. Eğer gün atlarsanız Emniyet’e haber veriliyor ve polis ya da jandarma eşliğinde hastaneye alınıyorsunuz. Sonuçta siz toplum sağlığını tehdit eden bir insansınız. Kuduz aşısı eskisi gibi karından vurulmuyor, ki böylesini düşünmeniz saçma zaten yüz nakli yapılabilen bir tıp dünyasından söz ediyoruz karından aşı mı kalır. Özellikle tetanoz ve kuduz aşısının birlikte yapıldığı ilk gün kendinizi yormayın, duş almayın hatta mümkünse yatıp dinlenin. Zira vücudunuza zert edilen onca mikrop bünyenizi mahvedebilir. Bu arada sizi ısıran köpek 10 günün ardından ölmezse aşılara devam etmenize gerek yok; ama görme ihtimaliniz olmayan tanıyamayacağınız bir köpek tarafından ısırıldıysanız aşılarınızı tamamlamanızı öneririm. Aşı günlerinizden birinde şehir dışında bulunacaksanız (ben 4.aşımda İstanbul’da olmayacağım mesela) bulunduğunuz şehirdeki bir devlet hastanesinde aşınızı olup asıl hastanenize (benim örneğimde Haseki’ye) o gün içinde haber vermelisiniz. Yoksa onlar sizi aşınızı olmamış varsayıp emniyet zincirini çalıştıracaklardır.



Tüm bu bilgileri doktordan alıp ok saplar gibi yapılan iki aşıyı da olduktan sonra evime yollandım. O gün akşama kadar hiçbir şeyim yoktu, günlük rutin işlerime devam ettim, ders çalıştım, kitap okuyup dizi izledim. Ama ne zaman saat akşam sekiz oldu, bende önce halsizlik sonrasında da ateş başladı. Bir saat içinde ateşim 38,5’a çıktı. Sonrası tam bir kabus. Yapayalnız evde ağlaya inleye yattım, ateşimin düşmesi için çeşitli girişimlerde bulundum ama nafile. Gece 12 olduğunda artık kendimi bir şekilde acile atma düşüncesindeydim ama Kuduz Aşı Merkezi’yle görüşüp ateş düşürücü kullanmaya ikna ettim. Gece üç gibi ateşim düşmüş ve sızmıştım. Ertesi günse bitkin bir halde bütün gün yattım.

Salı ve cumartesi günü 2. ve 3. aşılarımı da oldum. Doktorlar boşuna ‘aşı günü kendinizi yormayın’ diye demiyormuş. Zira bu cumartesi aşı olduktan sonra Ankara'dan gelen arkadaşımla Beşiktaş-Ortaköy-Arnavutköy-Bebek sahili boyunca iki kez tur atıp yaklaşık 15 km yürüyünce o sıcakta, geceyi yine ateşli ve halsiz geçirdim. Üstüne Pazar sabahı kahvaltıya da yürüyerek gidince kahvaltı mekanına ulaşınca ufak çaplı bir baygınlık geçirdiğim de doğrudur.

Neticede 3 yıldır grip olmayan bünyemi üç köpek dişi mahvetti, bağışıklığım alt üst oldu, kollarımsa aşılardan dolayı haşat. Hayır anlayamadığım şey İstanbul’un binlerce sokak köpeği ve milyonlarca insan dururken 2013’ün Bakırköy’ünde en sakin sokakta durup dururken neden ben ısırılıyorum? Ya da herkes tatile çıkarken, güneşlenirken neden ben tıbbi yanık seviyesinde yanıyorum? Evlilikle ilgili yaşadıklarımaysa hiç girmiyorum zaten!! İşte bunların hepsi nazar gerçekten. Anlamıyorum ki neyimi çekemiyorsunuz (siz diyorum üzerinize alınmayın, laf yerine ulaşıyor zaten) Sizin yüzünüzden kudurursam gelir sizi de ısırırım, madem yanıcaz hep beraber yanalım ;) Valla bu bayram kurşun, barut ve envaye çeşit yanıcı şeylerden döktürücem; Eskişehir’de bir patlama olayı duyarsanız bendeki nazarlar sebeptir ;)

Anladınız mı şimdi bedevi ile olan benzerliğimi? Yalnız rica ediyorum, Bedevi ben değilim, kutup ayıları ile hiç karşılaşmadım; köpekli hikaye benimki :) Neticede Allah dermansız dert vermesin, bunlar çaresi olan şeyler. Ayrıca hastayken yalnızlığa karşı ettiğim bütün küfürleri geri alıyorum, yalnızlık güzel şey şu hastalıklar olmasa. Zaten yanında biri de olsa elinden bir şey gelmezdi benim derdim naz yapamamaktı ;) Herkesin o haftasonu işi mi olur arkadaş? İnsan ‘ya bu kızı köpek ısırırsa’ diye düşünüp gitmez uzaklara :) Gerçi öldürmeyen de güçlendiriyor, şu an yarı insan yarı köpek hepinizden güçlüyüm naber? Dolunayda da çok dolaşmayın sokaklarda, kurt kadın olarak takılıcam hayırlısıyla :p

Son olarak da ısırılma vakasından sonra komiklikler şakalar yapan dostlarım sizi çok seviyorum. Çalışırken arada bir su gösterip beni kontrol eden mi ararsın, dalgın bir halde çalışırken ‘Hamide, salyaların aktı siler misin’ diyeni mi… Twitterda ‘Sudan korkuyor musun’ diye sonra 200.kişiyi yemeğe götüreceğime dair dedikodular dolaştı ki eğer 200.kişi yakışıklı ve bekarsa olabilir tabii ki seve seve yemeğe gidebiliriz. Bu arada foursquare’de ilk kez mayor oldum: Bugüne bugün Haseki Kuduz Aşı Merkezi’nin mayoru diğer bir deyişle muhtarı var ona göre ;))) Şakalara dönersek de en güzeli yine bir iş arkadaşımınki idi, benim gönlümde birinci sıraya oturdu: Gün olur da beni istemeye gelirlerse ‘Kızımızın tüm aşıları tam, doktor kontrolünden geçti, ola ki ısırmalı dişlemeli bir kaza yaşandı korkmanıza gerek yok’ diyeceklermiş. Mantıklı; zira aşı kartımı saklamak zorundayım zaten, bir gelin için artı puan :)

Yine uzun yazdım, sabrınız için teşekkür ederim. Gerçi sabretmeyip napacaktınız, karşınızda kuduz olma ihtimali olan biri var; ısırıverir bitersiniz :))