27 Eylül 2013 Cuma

Yazı Dizi'si #28 - RECTIFY


Bu haftanın dizi önerisi Rectify... Ama diziyi tanıtmaya geçmeden önce The Fall yazıma gelen bir yorumu sizinle paylaşmak istiyorum. Sevgili EQ, neredeyse bir yıldır istikrarla devam ettirdiğim yazı dizim için çok güzel şeyler söylemiş. Daha çok kendime arşiv olsun diye devam ettirdiğim bu serinin sizlere de yararlı olduğunu görünce çok seviniyorum. EQ'cum teşekkür ederim ^.^

"Sevgili Hamide, yeri gelmisken tesekkür etmek istiyorum sana. Bu yazi dizisini görmüstüm burada bir süre önce. Esimle izlenecek güzel diziler ariyorduk, hangisi iyi acaba, hangisi izlemeye deger derken, "aa dur , bir blogda dizileri tanitan yazilar vardi, ona bir göz atalim istersen" dedim. Ve inceledik, birlikte okuduk. Tavsiyen üzerine önce "Alcatraz"i izledik, cok sevdik. Sonra yine tavsiyen üzerine "breaking bad"e basladik ve su an 5. ve son sezonu izliyoruz ve ne diyeyim, ba-yil-dik!! Müthis harika bir dizi, öyle keyifle ve heyecanla izliyoruz ki, müptelasi olduk. Iyi ki burada okumusum tavsiyeni ve iyi ki böyle bir hizmet sunmussun bizlere, cok ama cok tesekkürler!:) (Breaking Bad'i gercekten herkese tavsiye ederim, müthis!)"

·         Alcatraz
·         Being Human
·         Breaking Bad
·         Breakout Kings
·         Boardwalk Empire
·         Borgias
·         Californication
·         Coma
·         Dexter
·         The Event
·         Falling Skies
·         Game of Thrones
·         Homeland
·         The Killing
·         Luther
·         Nip/Tuck
·         The Newsroom
·         Person of Interest
·         Pacific
·         Rizzoli & Isles
·         Sherlock Holmes
·         Spartacus
·         Suits
·         The Walking Dead
·         2 Broke Girls

·         The Following
·         Ripper Street
·         Black Mirror
·         Hannibal

·         Hemlock Grove
·         Rectify
·         The Fall
·         Under The Dome

·          Low Winter Sun
·          Arrow

RECTIFY



Dizinin Künyesi
Yapım Yılı: 2013 TV Series
Kanal: Sundance Channel
Oyuncular: Aden Young(Daniel Holden), J. Smith Cameron(Janet Talbot), Abigail Spencer(Amantha Holden), Adelaide Clemens(Tawney)
IMDb Puanı: 7,8

SHDb Puanı: 7.5

Dizinin Konusu


Yirmi yıl önce 16 yaşındayken kız arkadaşına tecavüz ettiği ve sonrasında öldürdüğü gerekçesiyle idama mahkum edilen Daniel'ın yirmi yıl sonra bulunan yeni bir delil sonrası suçsuz olduğuna kanaat getirilmiş ve serbest bırakılmıştır. Yirmi yıl ölümü bekleyen Daniel ve ailesi bu karara çok sevinirler ancak bir o kadar da şaşkındırlar. Zira Daniel hapse girdiğinden beri dışarıdaki hayat bütünüyle değişmiştir.  Ne ailesi ne de yaşadığı kasaba yirmi yıl önceki haldedir. Dünya değişmiş, ailesi değişmiş ve en önemlisi Daniel değişmiştir. Ayrıca kasabadaki insanların bazıları hala onun suçlu olduğunu düşünmektedir. Baskılara ve yeni dünyaya alışmaya çalışan Daniel'ın en büyük destekçisi kız kardeşi Amantha ile üvey kardeşinin karısı Tawney olur. 


6 bölümlük ilk sezonuyla ekrana gelen Rectify, "Breaking Bad'in yapımcılarından" şeklinde duyurulmasıyla büyük merak uyandırdı. Ayrıca kadrosu da çok zengin, Suits'in cevval avukatı Dana Scott ve Muhteşem Gatsby'nin Catherine'i bu dizide önemli karakterler. Karamsar bir dizi olarak gözükse de insan psikolojisini tüm çıplaklığıyla anlatabildiği için bence oldukça başarılı. Yirmi yıl tek kişilik bir hücrede yaşayan ve dışarıyla tek bağlantısı kapı penceresi ve kitapları olan ...'nın yıllar sonra hayata alışmaya çalışması gerçekten iç acıtıcı ve düşündürücü. Başarılı bu dramayı izleyin derim.


İyi seyirler
Mutlu haftasonları

19 Eylül 2013 Perşembe

Yazı Dizi'si #27 - THE FALL


Bu haftanın dizi önerisi The Fall... Polisiye gerilim türündeki bu diziyi özellikle seri cinayet hikayesi tutkunlarının seveceğini düşünüyorum. Detaylar için sizleri yazının devamına alalım:

·         Alcatraz
·         Being Human
·         Breaking Bad
·         Breakout Kings
·         Boardwalk Empire
·         Borgias
·         Californication
·         Coma
·         Dexter
·         The Event
·         Falling Skies
·         Game of Thrones
·         Homeland
·         The Killing
·         Luther
·         Nip/Tuck
·         The Newsroom
·         Person of Interest
·         Pacific
·         Rizzoli & Isles
·         Sherlock Holmes
·         Spartacus
·         Suits
·         The Walking Dead
·         2 Broke Girls
·         The Following
·         Ripper Street
·         Black Mirror
·         Hannibal
·         Hemlock Grove
·         Rectify
·         The Fall
·         Under The Dome
·          Low Winter Sun


THE FALL






Dizinin Künyesi
Yapım Yılı: 2013 TV Series
Kanal: BBC Two
Oyuncular: Gillian Anderson(Stella Gibson), Jamie Dornan(Paul Specter), John Lynch(Jim Burns)
IMDb Puanı: 7,9
SHDb Puanı: 8,0

Dizinin Konusu


Kariyer sahibi ama yalnız kadınların üst üste ölü bulunması ve ölüm şekillerinin aynı olması sonucu Belfast polisi bu cinayetlerin bir seri katilin işi olduğuna karar verir. Olay yeri incelemeleri ve adli tıp raporlarından katile ilişkin hiçbir ipucu bulunamamaktadır. Çıkmaza giren emniyet teşkilatı, dedektif Stella Gibson'ı Belfast'a çağırırlar ve bu olayda yetkiyi ona verirler. Kendisi de yalnız ve kariyer sahibi olan aynı zamanda da seri cinayetler konusunda tecrübeli olan Stella cinayetlere bakış açısı ve ipleri sıkı tutması sebebiyle büyük bir yol kat eder. Bu arada cinayetler  iki çocuk babası, mutlu bir evliliği olan, yakışıklı, kibar psikolojik danışman Paul Specter tarafından işlenmektedir. Öldürdüğü her kadından hatıra olması için saç, kimlik kartı gibi şeyler alan Paul, sonrasında bunlara bakarak kendini tatmin eder. Bir süre sonra yakalanacağı korkusuyla panikleyen Specter kendisini yakalatacak hatalar yapmaya başlar.


İlk sezonu 5 bölüm olarak yayınlanan The Fall, Belfast'ın soğuk ikliminde seri cinayetleri hem dedektifin hem de katilin gözünden anlatan hikayesiyle oldukça sürükleyici bir dizi. Normal hayatında tamamen zararsız bir baba gibi görünen katilin aslında ne kadar cani olduğunu gösteren ve insanlara güvenimizi sorgulamamıza sebep olan keskin geçişlere sahip. Hayatımızdaki insanları ne kadar iyi tanıyoruz sorusunu kafalarda oluşturan bir hikayesi var. Polisiye-gerilim yapımlarını seviyorsanız beş bölümlük ilk sezonu deneme amaçlı olsa da izleyin derim.

İyi seyirler

15 Eylül 2013 Pazar

Ayaklı Bela - Jamie McGuire

 Anne babalarımız bizlere daima "Nerede o eski aşklar, sevdalar!" derler ya her zaman ve biz de bu sözün ardından hep bir düşünürüz "Acaba nasıldı o zamanların aşkları ki böylesine hatırlanıyor" diye... Evet, bence de eski zamanların aşkları daha safmış; belki imkansızlıklardan belki de ulaşılamamazlıktan çiftler arasında her bir gizem olurmuş ve bu da ilişkiyi, aşkı, sevgiyi hep ayık tutarmış. Ama maalesef şimdi öyle değil. Teknolojiyle, mesafelerin kısalmasıyla, bizim neslimizin artan özgüveni ve çekinmeden duygularını dile getirmesiyle birlikte aşklar daha hızlı yaşanır ve ne yazık ki daha hızlı tüketilir oldu.

"Ayaklı Bela" da modern dünyada yaşanan o eski aşklardan birini anlatıyor. Çocuk yaşta annesini kaybeden, babası ve dört ağabeyiyle büyüyen Travis üniversitede ailesinden ayrı kuzeni Shepley ile birlikte bir öğrenci evinde yaşamaktadır. Yakışıklılığı, dövmeleri ve çapkınlığı ile ün yapan Travis okulda motoruna olan tutkusu ile tanınmaktadır; tabii bir de kaç tane kızı yatağa attığına ilişkin istatistiklerle. Gerçek aşkı bulamayacağına inanan Travis, gözüne kestirdiği tüm kızlarla yattığı arta kalan zamanında motoruyla hız yaptığı bir hayat sürerken bir gün karşısına Abby nam-ı diğer 'Güvercin' çıkar. Shepley'in kız arkadaşı Mare'nin en yakın arkadaşı olan Abby komplekssiz, rahat, güzel ama bunu sergilemekten hoşlanmayan, sevimli bir kızdır. Travis Abby'i görür görmez onun diğer tüm kızlardan farklı olduğunu anlar ancak Shepley ile Mare'nin ilişkisini etkilememek ve Abby'i kullanmamak adına arkadaş gibi davranmaya çalışır. Ama onunla vakit geçirdikçe gitgide bağlanan Travis, inkar etse de 'Güvercin'e aşık olur. Tabii zamanla Abby'i yakından tanıdığında aslında onun da kendisi gibi masum olmadığını, geçmişinde aldığı bir çok yara ile bir çok günah işlediğini görür.

Travis'le Abby'nin hikayesi hepimizin lisede, üniversitede yaşadığı o saf aşkları anlatıyor. İstesen de dokunamamak, platonik olarak sevip duygularını içine atmak, gülüşüne sözlerine bakışlarına anlam yüklemek... Gülümseyerek okuduğum bir kitaptı. Saf bir aşk hikayesi arıyorsanız gözüm kapalı tavsiye ederim.

Arka Kapak:

Aşıksan başın belada!

Abby Abernathy; geçmişini unutmak için kalkıp uzak bir şehre okumaya gelen, temkinli, kendi hâlinde bir kız. Travis Maddox; hayatını dövüşerek kazanan ve aşka inanmadığı için tek gecelik ilişkilerle avunan bir erkek. Aşk ve bela birbirine hiç bu kadar yakışmadı...

Travis annesinden hayatla ilgili iki şey öğrendi: Aşkı bul. Ve onun için ölümüne mücadele et. 

Bu hikâyeyi biliyorum demeden önce bir kez daha düşünün. Her aşk hikâyesinde iki taraf vardır: Esas oğlan ve esas kız. Tatlı 
Bela'da esas kızı dinledik; peki ya, esas oğlan? 

Bir erkeğin aşkı için verdiği mücadeleyi kendi ağzından tüm içtenliğiyle dinlemeye hazır olun...

Altı Çizili Cümleler:

"Çekim, seks, aşk, sevgi ve ardından kalp kırıklığı. Mantıklı düzen buydu. Hep böyleydi."

"Eğer benimle kalmadılarsa zaten beraber olmaya değmezlermiş demektir."

"Onunla arkadaş olarak takılmanın tek kötü yanı birlikte ne kadar zaman geçirirsek ondan o kaar hoşlanmamdı."


"Her şey neyse odur; haysiyetini ayaklar altına almak için yola çıktıysan, birileri onu çiğnediğinde mızmızlanmayacaksın."

"Onu yakınımda tutmakla yetiniyordum, sadece etrafta olduğunu bilmek bile kendimi daha iyi hissettiriyordu."


10 Eylül 2013 Salı

Kalbini dinle...




Hayat insana bir çok şey yaşatıyor. Hastalık, ölüm, ayrılık, ihanet, yenilgi, kayıp… 
Bir sürü hayal kırıklığı ile uğraşmak zorunda kalıyor, kah beceriyor kah beceremiyor ama eninde sonunda yokuşları, tümsekleri ya da önüne çıkan engelleri aşıyor. 
Geçiyor evet, ne yaşanırsa yaşansın eninde sonunda geçiyor. 
İlk başlarda kuşanılan zırh yavaş yavaş inceliyor, kalbi kaplayan kafesin demirleri arasındaki mesafe yavaş yavaş artıyor. O aralıklardan kalbe biri girsin diye değil belki, biraz nefes almak biraz serbest bırakmak için yapıyor ruh bunu.

Biri tekrar gelsin istiyor, biri tekrar sevsin istiyor ama bir yandan da yeni doğmuş küçük bir serçe gibi korkuyor. Ya o da üzerse ya o da giderse diye… 
Hatta üzmesi ya da gitmesi değil belki de, aslında kalbinin tüm sokaklar bir çıkmaza çıkıyor: Ya yine bağlanırsam, ya yine kendimden fazla değer verirsem o aralıklardan sızan kişiye. 
Sanılmasın ki o kişi o değeri hak etmiyor; hak ediyor ki onca kırgınlığa onca yorgunluğa rağmen alıyor kalp içeriye.Sorun onda olmuyor zaten, sorun sende oluyor. 

Hani o ilk başlarda kuşanılan o zırh var ya, hani kendi kendine verilen sözlerden ‘artık kimseye kendimden fazla değer vermeyeceğim’lerden örülen o zırh,  yavaş yavaş eriyor çünkü; başa döndüğünü hissediyor ve yediremiyor kendine. 
Düşünmeyeceğim dese de düşünüyor, aramayacağım dese de arıyor, üzülmeyeceğim dese de üzülüyor. 
Kalp her zaman bir maratoncu gibi koşuyor, yoruluyor, takılıyor, düşüyor, kalkıyor, diğerlerine yetişiyor, geçiyor ama hep başladığı start çizgisinde bitiriyor ve bitiş çizgisinde de başlıyor macerasına. 
Başlangıcının bitişi ile eşdeğer bir pist olduğunu unutarak her seferinde aynı heyecanla ve maalesef aynı kırgınlıklarla yaşıyor hayatı.

Belki de en iyisini o yapıyor; sahibinin sözünü dinlemeden ne hissetmek istiyorsa yaşıyor kalp. 
Sevmek mi istiyor, mantık ne kadar yapma derse desin seviyor inadına. 
Üzülmek mi istiyor, mantık güçlü durmak istese bile gözlere yansıtıyor hüznü. 
Anı yaşamak dedikleri şey var ya, belki de mantıktan çok kalp gerçekten anı yaşıyor.

İşte bu yüzden kalbinin sesini dinlemeli insan. Anı yaşadığı için onun peşinden gitmeli. 
‘O ne der, bu ne söyler’e değil, ‘ben böyle istiyorum’a bakarak yaşadığı için korkmadan takip etmeli. Sonuçta hayat denilen şey sadece bir kez yaşanıyor. 
O tek seferlik hakkı değiştirilemeyecek bir geçmiş için üzülerek, geleceği belli bile olmayan ‘gelecek’ için kaygılanarak harcamak yerine, o an o dakika ne hissediyorsan hissederek ne istiyorsan yaşayarak geçirmeli
Çünkü kalp tam da bunu hak ediyor…


5 Eylül 2013 Perşembe

Yazı Dizi'si #26 - BLACK MIRROR


O kadar çok tembellik yaptım ki, eskiden şu yazı dizisini her hafta nasıl istikrarla yazardım. Ama kendime gelmemin zamanı geldi; zira zaten Eylül geldi :) Artık hepimiz yavaş yavaş parmak arası terliklerimi bir kenara kaldırıp, pofuduk ev terliklerimizi giyip bloglarımıza döneceğiz hissediyorum. Ben de topluma yaptığım bu amme hizmetine bugünden sonra daha istikrarlı devam etmeyi hedefliyorum. Çok dizi birikti çok, Black Mirror, Under The Dome, Rectify, The Fall, Low Winter Sun ve toplum baskısına dayanamayarak başlamaya karar verdiğim Fringe :) Bugün Black Mirror'ı tanıtayım diyorum. Sonra her hafta diğerlerini anlatırım inşallah :D

·         Alcatraz
·         Being Human
·         Breaking Bad
·         Breakout Kings
·         Boardwalk Empire
·         Borgias
·         Californication
·         Coma
·         Dexter
·         The Event
·         Falling Skies
·         Game of Thrones
·         Homeland
·         The Killing
·         Luther
·         Nip/Tuck
·         The Newsroom
·         Person of Interest
·         Pacific
·         Rizzoli & Isles
·         Sherlock Holmes
·         Spartacus
·         Suits
·         The Walking Dead
·         2 Broke Girls
·         The Following
·         Ripper Street
·         Black Mirror
·         Hannibal
·         Hemlock Grove
·         Rectify
·         The Fall
·         Under The Dome
·          Low Winter Sun


BLACK MIRROR


Dizinin Künyesi
Yapım Yılı: 2011 TV Series
IMDb Puanı: 8,5
SHDb Puanı: 8,5

Dizinin Konusu
Sıradışı bir mini dizi serisi. Her bölümde başka bir konu işleniyor ve oynayan oyuncular da her bölüm değişiyor. 45 dakikalık filmler gibi düşünebilirsiniz. Günümüz dünyasına kimi zaman teknolojinin abartıldığı, kimi zaman da adalet sisteminin değiştiği bir yorum getiriyor. Bilim kurgu ile gerilimi birleştiren bir yapım. İzlemeden anlaşılamayacağı için en etkili bölümlerinden biri olan ilk bölümü (The National Anthem) kısaca özetleyeyim: İngiltere Başbakanı'na bir şantaj videosu gelir. Kraliçe'nin kızı kaçırılmıştır ve kaçıran kişi kendisinin belirlediği zaman yer ve koşullarda İngiltere Başbakanı'nın bir domuzla cinsel ilişkiye girmesini talep eder. Olay canlı yayında gerçekleşecek ve tüm kanallar canlı yayınlayacaktır. Yoksa adam kızı öldürecektir. Hem kraliyet ailesi hem de hükümet bu tehdit karşısında şok olur. 24 saat gibi kısa bir sürede adamın yerini tespit etmeye çalışsalar da zaman giderek daralmaktadır ve Başbakanın gitgide başka seçeneği kalmamaktadır. Nihayetinde Başbakan, canlı yayında bir domuzla ilişkiye girer ve tüm ülke buna tanık olur. 

 
Tam bir psikolojik gerilim dizisi Black Mirror... Hemen her bölümü ilk bölümü kadar vurucu, düşündürücü ve korkutucu. Özellikle teknolojinin geleceği noktaya ilişkin hazırlanan bölümler insanı korkutmuyor değil... İkinci sezonu tamamlandı, bir sezonu üç bölüm dolayısıyla şu an yayınlanan altı bölümü var. Hızlıca izleyeceğiniz ve pişman olmayacağınız bir dizi. Pişman olmayacaksınız emin olun...

İyi seyirler