30 Aralık 2014 Salı

2014'e Veda 2015'e Merhaba

Koskoca bir yılı daha geride bırakıyoruz. 
Sanırım söylemekten hiç bıkmayacağım bu klişe sözü ama 'zaman ne kadar hızlı geçiyor değil mi' :) 
Daha dün gibi 2013 yılına veda 2014'e merhaba yazımda yazdıklarım, dileklerim, planlarım falan. Sanki aradan 365 gün geçmemiş gibi bir kez daha 'Veda-Merhaba' furyasına girişiyorum.

Ne kadar dolu bir yıldı benimki. 
Yılın ilk dört ayını sınavım öncesi planladığım aktivitelerle, sonraki yedi ayını sınava hazırlanmakla, son bir ayını ise normale dönüş çabalarıyla geçirdim. 
"Göz açıp kapama" diye tabir ettiğimiz zaman dilimi tam da benim 2014'üm için söylenmiş sanırım.

2014'ten en büyük dileğim sınavımı geçmekti, çok zor bir süreç olmasına rağmen çok şükür atlattım. Sağlık, mutluluk, huzur falan da tamamdı çok şükür. 
Anılarla doldurayım yeni yılımı demişim, o da bence itinayla halledildi. 
Onca hengame arasında Bolu Abant'ı, Sinop'u, Kastamonu'yu, Safranbolu'yu, Trabzon'u, Rize'yi, Yalova'yı gezdim, yurt dışına çıkayım demiştim yarın Kıbrıs'a gidiyorum, bence o da yurt dışı sayılır ve bir hedefim daha gerçekleşmiş olur böylece. 
Spor yapayım gibi hayallerimi mayısa kadar sürdürdüm ama sonrasında öğrencilik hayatına geri dönünce her şey tuzla buz oldu. Ama ne hikmetse sınav stresinden tam 6 kilo verdim ve artık arzuladığım kilodayım. 
En merak edilen konuysa aşk biliyorum. Bırakın öyle kalsın, merak edilen bir şekilde :)

2015'ten beklentilerime gelirsek;

Sağlık, mutluluk, huzur baki...
Senelerdir kendime verdiğim yegane söz olan ispanyolca öğrenmek de baki...
En az bir ülke görmek tadından yenmez.
Geçen yıl tatile gidememiştim, bu yıl artık Eda Taşpınar bronzluğuna erişip altı ay boyunca da öyle gezmek istiyorum :)
Arabadır, evdir maddi hiçbir beklentim yok açıkçası; sağlığım yerinde, işim elimde olsun zamanı gelince hepsi kendiliğinden olur.
Bu yıl benim girdiğim sınava gelecek yıl benim kızçelerim giriyor, onlar da geçsinler sınavlarını da kutlamayı Ibiza'da mı yaparız artık, yoksa Vegas'a gider "What happens in Vegas, stays in Vegas" mı yaparız bilemiyorum :)
Canım ailem sağlıklı olsun bi de; 2015 onlardan hiçbirini eksiltmesin hayatımdan. Hepsi sağ ve salim başımızda olsun.
Aşk... Aşk değil belki de, sevgi olsun saygıyı da içinde barındıran. Kalbim şu an olduğu gibi dingin bir ritmle devam etsin yoluna.

İşte böyle... Hoşgeldin 2015... Tek rakamlı yılların bana uğur getirdiğini düşünürsek, senden beklentim büyük bilesin :)

Herkese şimdiden mutlu yıllar...



PS: Buraya not düşüyorum; Düş Kızım, Zero, Mel, Giz ve Meral bu yıl en az bir teklif, bir söz, bir nişan ve bir düğün göreceğiz; bu da benim 2015 kehanetim :)

Ocak 2014
Şubat 2014
Mart 2014
Nisan 2014
Mayıs 2014
Haziran 2014
Temmuz 2014
Ağustos 2014
Eylül 2014

Ekim 2014

Kasım 2014
Aralık 2014

23 Aralık 2014 Salı

Yine yeni ve yeniden...



Aylar sonra yine yeni yeniden merhaba... Yedi ayın ardından yazmaya, sayfama, ait olduğum yere dönmeliydim sanırım, çok bile uzun sürdü ayrılığımız. Aslında korkmuyor değilim; beni unutmuş olmanızdan, yazılarımı unutmuş olmanızdan ve hepsinden önemlisi yazmayı unutmuş olmaktan... Yazmak öyle bir eylem ki, hiç de bisiklete binmek gibi değil. Unutuyor insan üslubunu, ne yazdığını, nasıl yazdığını. O yüzden neredeyse bir haftadır eski yazılarımı okuyorum, kendimi tekrar bulmak için. Özetle döndüm ama gerçekten dönmem zaman alacak, biliyorum.

Peki neden uzak kaldım yine bu kadar? En son bu kadar uzak kaldığımda bambaşka bir hayatın temellerini atmakla meşguldüm, bu sefer ne alıkoydu beni buradan, sizlerden? Hayat herkesi başka başka sınavlara tutuyor, hepimizi değişik olaylarla sınıyor. Beni manevi nasıl olarak sınadığını az çok hatırlarsınız, 2013 yılımın hikayemi baştan yazma senesi olduğunu falan. 2014 yılı ise gerçek bir sınav ile geçti, hep manevi yönümü sınayacak değildi ya Allah... Yedi ay süresince öğrencilik günlerime döndüm; dersler, notlar, fotokopiler, uykusuz geceler, eve kapanmış halde geçen hafta sonları sonucu oldukça zor iki sınava girdim ve kendimi tebrik ediyorum başarıyla geçtim. 

Bunlarla uğraşırken zamanın ne kadar çabuk geçtiğini anlamıyorsun ama. Mayısta başlayıp Aralıkta sonlanan bir süre. yaşayınca 2014'ü de tükettiğim gerçeğiyle karşı karşıya kalıverdim. Sahi sizin için de benimki kadar hızlı geçti mi 2014? Yoksa göreceliliği bana mıydı? Stresimin doruk yaptığı bazı günlerde 'lanet olsun şu kasım gelsin artık' diye isyan ettiğim anlarda günler hiç bitmeyecek gibi geliyordu ama bir gün uyandığımda nihayete etmişti o kadar eziyet. Hayat ne kadar garip. Bir kez daha anladım bunu, bunca şeyle baş ederken gördüm ki hem monoton hem sıradışı hem sürprizlerle dolu hem de sakin. Dengeyi sağlayabildiğimiz sürece de hepimiz için huzurlu.

Şimdi yeniden dönmeye çalışıyorum eski rutinime, hani bazen şikayet edip durduğumuz, 'aman şu hayatımız da ne monoton, her gün birbirinin aynı' dediğimiz rutine. Meğer ne önemliymiş sıkıcı gördüğümüz aktiviteler. İnsan her şeyde olduğu gibi kaybedince anlıyor bazı şeylerin kıymetini. Ben de vaktimin çoğunu ders çalışmaya adayınca anladım boş zaman denilen o ulvi dakikaların önemini. 

"Sınavdan sonra..." diye başlayan cümlelerim oldu hep. İspanya'ya gideceğim, İspanyolca öğreneceğim, daha ciddi şeyler yazacağım, daha çok okuyacağım, spora geri döneceğim ve hiçbir kaygı taşımadan dizi izleyeceğim diye sıraladım durdum. Bakalım, atalete kapılmadan gerçekleştirebilecek miyim hayallerimi :) 

Benden haberler şimdilik böyle... Bundan sonra daha sık birlikte olacağız eskisi gibi. 
Benim yeni hayatıma, yeni bana ve maceralarıma hazır olun! 
Varsa meraklandığınız konular ve sorular, hadi onları da sorun :)


2 Haziran 2014 Pazartesi

#YurdumuzuKeşfedelim - Batı Karadeniz Turu

Herkese merhaba,

Son yazımı 4 Mart tarihinde yazdığımı görüp şaşırarak açtım 'yeni kayıt' sekmesini. Dönem dönem yazmaya ara verdiğim oldu evet, hele ki şu dönem çok önemli bir sınava hazırlandığım için iyice uzak kaldım beni iyileştiren yazma aktivitelerimden. Ama bugün biraz zaman ayırarak hem yaşadığımı ispatlamak hem de sizleri güzel yerlere götürmek için oturdum nihayet bilgisayar başında. İstikamet Batı Karadeniz... Hazır mısınız :)))

Anlam ve önemi hepimiz için çok büyük olan 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı bu yıl pazartesiye gelince hepimiz taa nisan ayından başladık üç günlük tatil planları yapmaya. Biz de yaşadığımız kısa kararsızlık sonrası turla Batı Karadeniz'e gitme kararı verdik. Nisanda Anı Tur'la rezervasyonumuzu yaptırıp sonra gün saydık heyecanla. Daha önce Batı Karadeniz'i turla gezeniniz varsa bilirler, gezilecek şehirlerin Kastamonu, Sinop ve Karabük-Safranbolu olduğunu. Üç günde karadenizin cennet köşelerini keşfedip sosyal medya çağında bol bol fotoğraf çekip paylaşma derdine düşülecek harika bir gezi...

16 Mayıs cuma akşamı İstanbul'un yüzde 90'ının şehri terk ettiği bir gecede başladı tur otobüsüyle maceramız. 44 kişilik otobüste sadece 10 kişinin 'genç' kategorisine girdiği, kalanlarının 'sudokuya saran' amca ve teyzelerimizin oluşturduğu gezi tayfamızla saatler süren trafik çilemizi yaşadıktan sonra sarkan program nedeniyle ilk uğrak yerimizi Kastamonu olarak değiştirmiştik. 

Kastamonu, küçük sakin ve çekme helvasıyla meşhur bir şehir. Ortasından geçen dere/nehir sebebiyle memleketim Eskişehir'i andıran, Kurtuluş Savaşı zamanlarında önemli olaylara tanık olmuş Kastamonu, meydanı, çarşısı, camisi, türbesiyle birçok anadolu ilimize benzer yapıya sahip. Ama bizim gibi yeme sevdalısı iki insan yolda olunca taş, tepe, binadan ziyade 'nesi meşhur, ne yenir' sorularına odaklanıp kah foursquareden kah internetten kah da tek rakibimiz Vedat Milor'dan bilgiler edinip lezzet keşfine çıkıyor ister istemez. Vedat Milor'un gidip de hayran kaldığı etli ekmeği yiyip, tatlı niyetine de koca tur otobüsünü çekme helva imalatçısına götürtüp hem ziyaret hem ticaret yaptırdıktan sonra Kastamonu'yu tamamlamış oluyoruz.

Hanedan Kebap

Kastamonu'nun Meşhur Etli Ekmeği :)



Sepetçioğlu Çekme Helva - İmalathane

Ilgaz Dağı :) Yorgun ve Bitkin İnsan

 Otelimizin Çankırı'da olması sebebiyle otobüste kısa bir isyan yaşansa da herkes yorgun olduğu için ertesi günkü Sinop macerası için inzivaya çekiliyor. Sinop bizim için 'mantı' demek olsa da normal insanlar için Hamsilos Fiyordu, Sinop Limanı, Sinop Kalesi, Sinop Cezaevi ve Erfelek Şelaleleri demek :)) Ve gerçekten hepsi mükemmel yerler. Sinop Cezaevi insanın tüylerini diken diken hikayeleriyle, Erfelek Şelaleleriyse muhteşem güzelliğiyle hayran bırakıyor kendine. Ama Sinop'un cevizli mantısı da bir o kadar güzel :) Giderseniz kesinlikle yemeden dönmeyin!!

Karşınızda Hamsilos Fiyordu

Mavili adam cesedi gömen katil gibi çıkmış, evet :))

Perfection!!!

Hamide Pozu vol:2

Veeee Meşhur Sinop Mantısı - Cevizli/Yoğurtlu

Fonda Sinop Kalesi ^.^

Sinop Kalesi'nde... PS: Bu fotom çok güzel ^.^

Liman Manzarası

Sinop Cezaevi 

Sinop Cezaevi 

Sinop Cezaevi

Parmaklıklar Ardında Dizisinin Çekildiği Koğuş



Sabahattin Ali'nin Koğuşu

Sabahattin Ali'nin Koğuşu

Cezaevi Duvarında Düşündürücü Bir Söz


Erfelek Şelaleleri

Köprü Gördük mü Kaçırmayız, hemen bi foto :)

Arap Kızı Camdan Bakıyor :p


Yine yorgun bir günü otelde pert bir halde sonlandırıp, neredeyse 4 saat uykuyla üçüncü ve son durağımız için Karabük'e yol alıyoruz. Karabük taze il olan şehirlerimizden ve bence demir çelikle eşdeğer. Şehre girdiğinizde kocaman fabrika size hoşgeldin diyor ve de bir süre size eşlik ediyor. Bir mühendis olarak 'ya şu fabrikayı da gezseydik' diye iç geçirsem de rehberimizin 'Kristal Teras' ziyareti bilgilendirmesiyle kendime geliyorum. Safranbolu turizmine katkıda bulunmak amacıyla Tokatlı Kanyonu üzerinde yerden 80 metre yükseklikte ve 11 metre genişliğinde yapılan Kristal Teras (Cam seyir terası), 75 ton ağırlığı taşıyabiliyor. Roketatar mermisiyle dahi kırılmayan cam seyir terası, her biri 750 kilogram taşıyabilecek kapasiteye sahip gözenekler, 3 santimetre kalınlığında 3 parça camdan oluşuyor. (Kaynak) Dünyadaki eşdeğeri Amerika'da Grand Canyon'da :))) Oralara gidemesek de henüz, memleketimizin terasında bol bol poz veriyoruz.

Kardemir A.Ş.



Kristal Teras

Kristal Teras

Kristal Teras

Tokatlı Kanyonu

Kristal Teras

Sonrasında önce Yörük Köyü'ne gidip konak ziyareti yapıyoruz. Stand-upçılara taş çıkaran bir teyzemizin rehberliği eşliğinde gezdiğimiz konağın bahçesinde hararetimizi alsın diye içtiğimiz çayların ardından son durak Safranbolu. Safranbolu evleriyle akıllarımıza kazınmış minik bir kasaba. Lokumu, Arasta Çarşısı ve yorgunluk üzerine içtiğimiz közde kahvesi ve karadut şerbetiyle ekliyoruz burayı da anılarımıza.

Yörük Köyü

Sipahioğlu Konağı

Sipahioğlu Konağı

Sipahioğlu Konağı

Zerde (sevmedim)

Safranbolu

Safranbolu

Dükkanı zoomladım :))))

Lokumcu ^.^



Ve 72 saatin neredeyse 60 saatini otobüste geçirdiğimiz yorucu tatilimizi sonlandırıp dönüş yolculuğuna geçiyoruz. Hem ruhen hem de bedenen doyduğumuz bu gezi sonrası ikimizin de hemfikir olduğu bir konu var ki; "Bir süre şehirlerarası otobüslerden uzak duralım" :))))   (DURAMADILAR)