18 Ağustos 2015 Salı

İnsanlar plan yapar

ve Tanrı gülermiş...

Kul kurar, kader gülermiş...

Hayat biz planlar yaparken başımıza gelenlermiş...

Ve daha nice özlü söz...

Sanırım ana fikri anladınız. Biz densizlikte sınır tanımayan insanlar olarak sanki şu anki hayatımız hiç değişmeyecekmiş, sabit kalacakmış gibi düşünüp, planlar yaparken; yukarıda Tanrı bizimle bildiğin dalga geçiyor. Belirtmek istiyorum bu hiç hoş değil!

Yahu, tamam kabul edelim biz de az biraz salağız, yarına çıkacağımızı bilmeden 120 aylık mortgage kredisi alıyoruz, bir yıl sonrasına uçak biletleri alıp seyahatler planlıyoruz ama Tanrım senin de yaptığın biraz bel altı değil mi ya?

Eyvallah tamam, bu pervasız kullarını azıcık silkelemen lazım, o konuda hemfikiriz ama neden güm diye bir anda yapıyorsun bunu? Hayır bi de, izin ver de ileride neler olacak az görelim, ona göre adımlar atalım! Yoook. Hem belirsizliğe doğru adım at, hem düzenini boz, hem de yeni düzen kurmaya çalış. Pooofff... Oysaki stabil haliyle iyiydik böyle.

Ay böyle deyince de şirk koşar gibi, töbe töbe... Tamam var bi bildiğin, her zaman olduğu gibi şimdi de "ooh iyi ki böyle olmuş, hayırlısı oldu bak miiissss" dicem elbet, farkındayım ama yine de bi sneakpeak izletsen hani olmaz mı?


İnsan "geç buldum çabuk kaybettim" diye üzülse mi, "ay onun için hayırlısı oldu" diye sevinse mi, "ulan peki şimdi ne olacak" diye düşünmekten kafayı mı yese yoksa "ay amaaan akışına bırak nolursa olsun" gamsızlığına mı bıraksa kendini inan seçemiyor. 
Ya üç yanlış hayatımdaki doğruyu götürürse mesela? 
Hepsini doğru yaparsam bonus kazanacak mıyım peki? 
Kafamda deli sorular...

Zaten düşündüm de, benim yazılarımın yarısından fazlasında hep bi "kafamda deli sorular" 
Kızım sen üşütük müsün? Kendine kastın mı var? Aklını peynir ekmekle ya da nutellalı ekmekle mi yedin?
Neden salak salak düşünüp kendini hasta ediyorsun? 
Yemin ediyorum bazen dayağı hak ediyorum. 
Kafamda deli sorular'mış. Akıllı sorunun benim kafamda ne işi var zaten! Salak...

Böyle de manasız bir yazı yazar, şizofrenliğimi halka arz ederim. 
Ne ana fikir var, ne giriş ne gelişme ne de sonuç. 
Yazıdan okuyanlar ne anladı sence? Bence hiç...!!!

Neyse o zaman şöyle söyleyeyim, bu sefer de mesafeler ayırıyor beni birilerinden. 
Hem de bundan bir ay önce böyle bir olasılık yokken. 
Hem de baya bi uzaklara. 
Hem de bu kadar alışmışken. 
Ve tam da arkama yaslanıp "evet sanırım nihayet her şey yoluna girdi" demişken...!!!

İşte şu an Tanrı yukarıdan kıs kıs gülüyor, yok kahkahalarla değil ama bariz kıs kıs... 
Hadi bakalım Hamide, şimdi ne yapacaksın diyor! 
Üç yıl içinde ikinci gidişi yaşatıyorum sana, bakalım bunun altından nasıl kalkacaksın diyor. 
Senin iskambil kağıtlarından yaptığın o kuleyi bir güzel yıkarım diyor, yenisini yapabilecek misin enerjin var mı görelim diye dalga geçiyor. 
O gidiyor, sen kalıyorsun. 
Şimdi nasıl çizeceksin yolunu görelim diyor.

Ben ne diyorum peki? Ne diyeyim? 
"Son gülen iyi güler" deyip bekliyorum...

2 yorum:

  1. Ben anladım.
    Bence sen de benim gibi akışına bırakamayanlardansın.
    İnadına hayal kuranlardan...
    Allah'a, hayrına inanmasan kafayı yiyecek olanlardan.
    Merhaba Hamide
    ben senin bir başka versiyonunum sanırım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet şu akışına bırakma olayını yapan bilen eden varsa gözünü seveyim bana da bi anlatsın yaaaa!!!

      Sil

"In three words I can sum up everything I've learned about life: It goes on"
Robert Frost