13 Kasım 2015 Cuma

Stalklamak derken!



Her insanın birçok meziyeti var bu hayatta. Kimi çok güzel yemek yapar, kimi çok güzel şarkı söyler, kimi piyano çalar, kimi dans eder falan. Benim de yaptığım en iyi iki şey konuşmak ve birini stalklamak... Konuşmak kısmıyla ilgili konuşarak bir paradoksa sürüklemek istemiyorum sizleri, cuma akşamı yazık o güzel dimağlarınıza. Ama iş stalklamak kısmına gelince söyleyecek bir çift lafım var, evet.
Şimdi efendim, ben biraz meraklı bir insanım. Bu huyum da her şeyi bilme, öğrenme isteğimden geliyor. Kim ne demiş, kim ne yapmış, ne konuşuluyor, neyin dedikodusu var kendimi bildim bileli algılarım dış dünyaya karşı biraz fazla açık. Çocukken annemle yengemin mutfakta fısır fısır konuştukları her şeyi taa salondan duyardım, ama yemin ederim dinleme maksadım olmadan duyardım. Kulaklarım biraz fazla işitiyor, benim suçum mu? Mesela lisede, üniversitede benden üç sıra arkada fısırdaşanları dinler, kim kimi seviyor, kim kimle küs, kimin kimin arkasından 'yelloz' diye atıp tutuyor ben bilirdim. 

Yıllar geçti, hayatlarımıza sosyal medya denen bir sürü şirin minik applicationlar girdi; işte o zaman zat'ı alim senelerdir aradığı veritabanına kavuşmuş oldu. Şahsen sosyal medyanın her mecrasını yeterli ve verimli kullanan bir insanım, önce bloggerla başladım, sonra twitter, sonra facebook ve en son instagram derken sanal alemde on bin arkadaşım vardır herhalde. Bir de buna işle ilgili linkedin vs. gibi mecralarda eklenince Türkiye'nin yarısı elimin altında durumu oluşuyor. Buraya kadar hepiniz için aynı durum geçerli evet. Ama iş bundan sonra renkleniyor zaten.

Şimdi diyelim, biz #kahvekaramelşeker olarak öğle yemeğinde hoş bir çocuk görüyoruz ama çocuğa ilişkin elimizde hiçbir done yok. Kimdir, nerede çalışıyordur, evli midir, bekar mıdır, gay midir, nereli kaç doğumludur falan. Hiçbir done yok mu dedim az önce, pardon canlarım artık söz konusu yakışıklıyla ilgili artık anne kızlık soyadına varana kadar bilgiye sahibiz. Göz açıp kapayana kadar! Ve evet benim sayemde :)

Nasıl mı? Bir örnekle açıklayayım. Şimdi çocuğun adı Grey olsun. Grey bizim komşu binalarımızdan birinde çalışıyor ve öğle yemeklerini bizim binadaki mekanlarda yiyor. Tüm bildiğimiz bu. Peki veri madenciliği nasıl başlıyor? Öncelikle bir şekilde çocukla yakın masalara oturuyoruz, bir bakıyoruz çocuğun masasındakiler İtalyanca konuşuyor. Tipler bizler gibi bankacı. Toplantıya gelmiş olamazlar çünküü personel kartları var boyunlarında. Hmm demek ki yakınlarda bir italyan bankası var. Hemen bir google search yapıyoruz ve evet yan binada italyan bir bankanın türkiye ofisi var. Şimdi sıra geldi o ofiste çalışanları bulmakta. Linkedin bu konudaki en büyük yardımcımız. Bankanın adını aratıyoruz, çalışanlarına göz gezdiyoruz. Ahhaaaa evet bizim Grey burada. Adı soyadını öğreniiip artık sosyal mecralardan kimmiş, memleketi neresiymiş, kız arkadaşı var mı, kankası kim, en yakın arkadaşının eltisi kim, nelerden hoşlanır, arabasının markası ne, bildiği yabancı dillere kadar heeer bir şeyi öğrenip araştırmamızı tamamlıyoruz. Artık Grey'i herkesten iyi tanıyoruz. Yupiii...

Yaa işte böyle, ben bir manyağım evet! Siz siz olun, kendinizi benim araştırmama konu edecek kadar bana yanaşmayın :))

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

"In three words I can sum up everything I've learned about life: It goes on"
Robert Frost