23 Nisan 2015 Perşembe

Benim hüzünlü yalnızlığım...



Gece lambasını söndürüp başımı yastığa koyuyorum.
Duyabildiğim tek şey sonsuz sessizlik...
Ne kadar ironik değil mi?
Arada bir holde duran buzdolabının çıkardığı 'çıt' seslerini duyuyorum,
Mevsim kışsa kombi de eşlik ediyor 'çıt' senfonisine.

Eskiden korkardım o seslerden,
Kulak kesilirdim hemen, uykuya dalmış bile olsam.
Pencerelerin tümü kapalı, kapının tümü kilitlenmiş olsa da
Yine de benden başka biri mi var diye endişelenirdim.
Ama gitgide ayırt etmeye başladım sesleri,
Buzdolabı-kombi korosunu, üst kattakilerin ayak seslerini,
Asansörün hareket edişini, caddeden gelen araba egzozunu, 
Kısacası kendimi güvende olduğuma ikna edecek her sesi öğrendim.

Başka şeyler de öğrendim tabii,
Çürüyüp atılmasın diye taneyle meyve sebze almayı,
Nasılsa yenmez diye yemek pişirmemeyi,
Bir kase yoğurt bir tane muzla karın doyurabilmeyi,
Kilo ölçü birimini hayatından çıkarıp gramla yaşamayı,
Fırından çıkmış taze ekmeği kokusunu unutup ,
Dilim kepek ekmekle bir hafta beslenmeyi...

Bazen tüm gün hiç konuşmadığı fark ettiğimde mesela,
Kendi kendime konuşup sohbet etmeyi öğrendim. 
Sırf evde ses olsun diye kendimi kendime arkadaş ettim,
Kendimle karşılıklı içtim, sarhoş oldum, ağladım.
Kendimin omzunda sızdım çoğu zaman...

Bilmem size tanıdık geldi mi bu yazdıklarım ama
Benim çok uzun zamandır en iyi dostum,
İşte bu anlattığım 'yalnızlığım' oldu.
Salt yalnızlığım...

Nereye gidersem gideyim, fiziken yanımda kim olursa olsun
Hiçbir zaman peşimi bırakmayan o büyük boşluk.
Evimin her metrekaresinde, yatağımın diğer yanında,
Kalbimde, ruhumda, 
Hayatımın her noktasında bulduğu en ufak alanı bile işgal etmiş o yapışkan his.
Can yakan, kulak tırmalayan, halsiz, mecalsiz bırakan,
Kimi zaman da iyileştiren, yara saran, tehlikeden uzak tutan.

Bu koca şehirde senelerdir tek can yoldaşım yalnızlığım.
Çoğu zaman o 'can yakması' ile sahne alsa da,
Yine de daimi sığınağım.

Kimseden yardım isteyemeyen, kimseye müşkülatını söyleyemeyen,
Kendi derdine kendi derman olan,
Bu yüzden de içten içe hep yorulan,
Ama her şeye sahip, yalnızlığı tatmamış insanlardan çok daha fazla gülen,
Eğlenen, şükreden biri olup çıktım işte sayesinde.

Öyle yer etmiş, öyle kök salmış gibi hayatımın içine,
Sökemiyorum bir türlü, atamıyorum.
Onun yüzünden bazen yanımda sevdiğim insanlar varken bile,
Uzaklaşıyorum onlardan ve yalnızlığıma sokuluyorum.
Ama git gide yoruluyorum, hissediyorum.
Ben seni belli ki çıkaramıyorum da hayatımdan,
Lütfen sen beni terk et ve git istiyorum
Günün birinde kendi kendime teslim olmak durumunda kalana kadar sana,
Benim hüzünlü yalnızlığım, beni yalnız bırakmanı istiyorum!