11 Ocak 2016 Pazartesi

Kayboldum, kendimi bulamıyorum...



Bir insan kendini nasıl bulur, kendine nasıl yaklaşır, kendiyle nasıl uzlaşır?
Kaybolduğu karanlık sokaklarda yolunu nasıl bulur? 
Bunun bir yolu bir yordamı var mıdır?
Diğer insanlar, sizler ne kadar yakınsınız kendinize? 

Ben yolumu kaybetmişim, ben kendimle aramdaki mesafeyi çok açmışım. 
Belki kendime oluşturduğum koruma mekanizması yüzünden, belki de bilmeden fark etmeden kendime çok uzaklaşmışım.
Başkalarının dedikleri, başkalarının düşündükleri, yorumlar, konuşmalar arasında savrulup durmuşum.
Kendime kulaklarımı tıkarken etrafımdaki diğer herkesi can kulağıyla dinler olmuşum.
Cümlelerim "bence" ile değil "sence" ile başlar olmuş.
Öznelerim hep "sen" ve "o" haline gelmiş, "ben" demez olmuşum.
O istedi, o istemedi, o gitti, o yaptı, onlar böyle söyledi, onlar öyle istemedi diye anlatmışım tüm dertlerimi.

Peki ben? Ben nerdeyim, ben ne istiyorum, ne istemiyorum?
Hayallerim neler, gönlümden geçenler neler, kimi seviyorum, neyi sevmiyorum?
Mutlu muyum, üzgün müyüm, kızgın mıyım?
Niye kendimi hiç düşünmüyorum, niye ben demiyorum hiç?

İki gündür bunu düşünüyorum. Nasıl değişirim yolumu, kendimi nasıl bulurum bilmiyorum henüz ama
Bu böyle gitsin istemiyorum.
Beni sevsinler diye mi böyle, itiraz edersem kendi istediğimi söylersem
Ters düşeriz, kırgınlık çıkar, tatsızlık olur, yalnız kalırım, tek kalırım korkusu yüzünden mi?
Neden?

Bence bu korku yüzünden! Kendime kulaklarımı bu kadar tıkamamın sebebi kendi istediğimi söylediğimde insanların benden uzaklaşması ihtimali, gerginlik kavga tatsızlık yaşanması ihtimali, yine bir başıma kalma ihtimali belki de.

Evet... Bu yüzden bu kadar kaçıyorum içimdeki benden. 
Bu kadar yok sayma sebebim bu. Sevilme, kabul edilme açlığıyla kendimi sevmeme, kendi düşüncelerime önem vermeme, aslında istemediğim şeyleri başkaları istiyor diye yapma, istediklerime de ket vurma...
Ya da daha önce kendimi dinleyerek aldığım kararda yaşadığım hayal kırıklığına savunma olarak sorumluluktan kaçma, susturma, dinlememe...

Her ne olursa olsun rahatsız edici, üzücü, mutsuz edici bir şey. Ben diye bir kavram yok hayatımda, acıtıyor işte böyle düşününce. İnsanın kendi hayatının başrolü olamaması, hayatının merkezine kendini koyamaması, çaresiz ezik biri gibi düşünüp davranması...

Nasıl yaparım, nasıl bulurum kendimi? İnsan değişir mi, iyileşir mi bu kadar kaybolmuşken, bulabilir mi tekrar yolunu? Hayatının öznesini tekrar 'ben' yapabilir mi, cümlelerine 'bence' diye başlayabilir mi, birisi bu neden böyle oldu, neden böyle yaptın dediğinde 'çünkü ben böyle istedim' diye kafa tutabilir mi? 

Olur mu?
Yapabilir miyim?
Lütfen yapabileyim, lütfen...


2 yorum:

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. Kalbi insanın pusulasıdır, sen kendini bulmak istersen önce pusulanı bul.

    YanıtlaSil

"In three words I can sum up everything I've learned about life: It goes on"
Robert Frost