2 Şubat 2016 Salı

Eyvah Herkes Evleniyor!!!

Geride bıraktığımız hafta sonu en yakın arkadaşlarımdan birinin daha dünya evine girmesinin ardından etrafımdaki bekar arkadaş sayısı dörde düştü. Bunlardan birinin mart ayında nişanı, eylül ayında da düğünü olacağı düşünülünce bekarlar dünyasında kala kala üç kişi kalmış bulunuyoruz. Kalan üç kişiden biri 89 doğumlu, o da daha genç dersek kaldık iki. Evet 28'lerinin ortalarında 30'a iki kala sardı korkular gelecek yıllar adeta.

Yıllar önce blog vesilesiyle tanıdığım, nişan, kına, çeyiz, evlilik gibi olaylarına yazıları vesilesiyle şahit olduğum arkadaşların durumuna hiç girmiyorum, hepsi anne oldu, anne olmakla kalmadı, çocukları gelin/damat olacak yaşlara geldi. Erken kalkan yol alır, erken evlenen döl alırmış derler; hayatımda şu an ikisi kuralın da işlemiyor olması üzerimde gereksiz bir toplum baskısı oluşturmadı değil.


Kocan Kadar Konuş'taki Efsun gibi efsunlandığım şu günlerde 'ulan yıllar geçiyor, partidir kitap okumaktı dil öğrenmekti gezeyimdi tozayımdı ve bittabi kariyer yapayımdı derken sapır sapır dökülüyor takvimdeki günler, yıllar' kaygısı kapladı içimi. Çok şükür annemin babamın o yönde bir baskısı yok ve maalesef bunun sebebi 'kızımız gezsin eğlensin daha genç' mantığından ziyade 'bu kızdan bir cacık olacağı yok, torun morun beklemeyelim, napalım kaderi buymuş, evlattır bağrımıza basıcaz' diye bir kabulleniş yaşamaları. O  yüzden canlarım henüz 23 yaşında olan kardeşimin gelecekte kuracağı yuvaya ve onlara vereceği torunlara odaklanmış durumdalar. Eee bendeki bu talihi görünce böyle düşünmelerini hiç yadırgamıyorum tabii, olsun anne ben de hala olur minik yeğenlerimi severim, hem bu oğlunun da işine gelir, tüm masrafları halalarından çıkarır çocuğunu beleşe büyütmüş olur işte :)

Gerçi düşünüyorum da anne olmak istiyor muyum, bir çocuğun sorumluluğunu alabilir miyim diye. Yok canım nerdee! Hiç 'ben kendime zor bakıyorum' tribine girmem, kendime çok güzel bakıyorum, eminim çocuğum olsa ona da çok güzel bakarım ama anne rütbesini almak yönünde istekli göremiyorum kendimi nedense. Bence bunun en büyük nedeni işyerinde saatlerimi geçirdiğim üç insanın boy boy, renk renk, desen desen çocukları olması ve benim bütün gün birinin uykusuzluğu, ötekinin hastalığı, diğerinin bir yaş partisi gibi hikayeleri dinliyor olmam. Resmen yaşamıyor gariplerim, yaşatmaya çalışırken kendilerini tüketiyorlar. İşte bu bana çok ters geliyor. Ben daha ne yaşadım ki tüketmeye başlayayım diyorum. Ay lütfen adsız anneler kulübü, hemen saldırmayın! Kabul edin siz de benzer düşünceleri taşıyordunuz kocişkonuzla bebişkonuzu yapma kararı almadan önce... Sen de anne ol anlarsın'cıları da anlamıyorum, bu böyle günün birinde vahiy gibi mi geliyor, 'doğurmalıyım doğurmalıyım, yumurtalarım boşa gitmemeli, döllenmem gerek' diye. Söylenene göre geliyormuş, birden o hisle doluyormuş yürekler, çok saçma dersem yine kızarsınız diye demiyorum.

Neyse zaten şu an çocuk muhabbeti yapmam saçma, daha ortada evlilik, evlilik yoluna atılan adım, evlilik yoluna atılan adım için kaldırılmış ayak ve hatta evlilik yoluna atılan adım öncesi geçirilen bir niyet bile yok! Ha ben inatla evlenenlerin ayakkabılarına ismimi yazıyorum, nişanlananların kurdelelerinden parçalar yutuyorum - ki söz konusu kurdeleler birleşse dünyayı bir tur sarar -  günün birinde biz dünya dışı yaratıkların yaşadığı evlerden 'dünya evine' terfi ederim belki umuduyla. 

Bir iki yıl öncesine kadar soranları 'yok yahu ben daha gencim' şeklinde savuşturuyordum, şimdi o bahane de kalmadı. Üstüne üstlük yakın arkadaşlarım bir bir evlenince onların düğünlerindeki teyzelerin 'eh sıra sen de artık! Yok mu bi konuştuğun?' şeklindeki iğnelemeleri, facebookta gelinle paylaştığın fotoğrafın altına yorum yapan dayıların 'Maşallah gelin hanım da pek güzel çıkmış, darısı siz bekarların başına' yorumları trenin kaçtığı, köprüden öncesi son çıkışın geçtiği hissiyatı uyandırıyor. 

Şimdilerde 'ee sende yok mu bir şey?' şeklindeki meraklı sorulara 'Daha 28'im, 30'a kadar zamanım var' şeklindeki züğürt tesellisi cevabını veriyorum. Ee iki yıla da kim öle kim kala. Hele bir 30 olalım ve hala bekar olalım, o zaman ciddi aksiyonlar almanın zamanı gelmiş demektir. Ben yüzümü karartır evlenme teklif ederim artık. Baktım kabul cevabı gelmedi ama benim de 'çocuk yapmalıyım' hormonlarım kabardı o zaman beyaz atlı prens hayallerime son verir, ya atı ya prensi değiştiririz. Napalım.

(DEĞİŞTİREMEDİ, EVDE KALDI!!)


6 yorum:

  1. Herşey nasip kısmet, 1 haftada hayatının aşkını bulup evlenen ve çok mutlu olanları biliyorumm :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ay ben ona pek bi inanmıyorum nedensee :)

      Sil
  2. 28!!!! daha çok gençsin yaaaaa. daha çok vaktin var gerçekten. Evlenmek için de çocuk içinde. Ama 2 sene değil. 4 sene içinde hallet bu işi :) ben 32 de evlendim 33'de anne oldum. Ve evet bir başka gerçek var ki, çocuk olduktan sonra senin hayatın kalmıyor. kimse ama çok güzel bir duygu ıvır zıvır yapmasın. Ne zaman ki çocuk oluyor, gideceğin yerleri bile ona göre seçiyorsun. Bazı çocuklar var uyumlu, uslu, laf dinleyen. benimki onlardan değil, maalesef demiycem köşe koltuğu gibi çocuğu da sevmiyorum. demem odur ki, evlenmek için daha var. Çocuk içinde. ve eğer hem hayatımı yaşayım hem çocouğum olsun dersen çocuk 2 yaşına gelince boşan. Haftasonları baba ile vakit geçirsin sende gezersin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ahahah hiç güleceğim yoktu :) son tavsiyene bittim :)

      Sil
  3. Aynı bocamaları yaşamış ve sırf bu saçma düşünceyle yanlış kararlar vermiş ve neyseki bu kararlardan dönmüş biri olarak. Dont panic be happy diyorum:) Herşey nasip kısmet dedikleri şey doğru. 33 yaşında nişanlanmış 34 ünde evlenecek süperto mutlu biri olarak söylüyorum bunu. Aman gez iç toz daha zamanın var demiyorum; zira tabi ki gez toz zamanda var ama yıllar geçtikçe doğru adayı bulma şansın düşüyor çünkü dediğin gibi çevrende evlenen arkadaşlar bekar erkek sayısını tüketiyorlar eee haliyle olasılıklar düşmeye başlıyor. Yoksa bekar erkek sayısı aynı kalsa hakkaten gez toz daha zamanın var derdim:)Ama 28 iyi bir yaş, 30 da biraz daha gayrete düşebilirsin. Bi de sorun evlenmek de değil aslında, aşk duyacağın biriyle aynı evi paylaşma, aile kurma duysunu yaşamak. Yoksa herkes istese iyi kötü biriyle evlenir. Sonra yalnız mutsuz hayatına, evli yine yalnız yine mutsuz devam eder. aman diyim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ay üzülsem mi sevinsem mi bilemedim :(

      Sil

"In three words I can sum up everything I've learned about life: It goes on"
Robert Frost