1 Nisan 2016 Cuma

30 yaşına gelmeden önce derken!?



Geçen gün onedio.com’da “30 Yaşına Gelmeden Önce Gezmeniz Gereken 30 Şehir” diye bir liste gördüm. Görmez olaydım! Bir insanın loserlığına bu kadar mı vurgu yapılır? Yaşım 28,5 şurda 30’a kalmış 1,5 sene ve benim gördüğüm şehir sayısı Roma, Barcelona, İstanbul ve haftaya Amsterdam’la birlikte sadece dört… Bir elin parmakları bile değil, dört…

Ay otur vur kafanı taşlara… Kalan 26 ülke nasıl gezilecek bir buçuk yılda? Kiminle gezilecek? Hangi parayla gezilecek? Seyirci jokerimi kullanmak istiyorum Kenan Bey…

Bu arada “30 yaşına gelmeden önce” ile başlayan her cümleye, listeye, tavsiyeye de kılım bu sıralar. Ulan madem böyle listeler vardı elinizde, neden 28 olduğumda çıkardınız sandıktan, 22-23 yaşındayken söyleseydiniz de yedi senede yaya yaya yapsaydık. Şimdi kalmış iki sene, yumurta kapıya dayanmış biri bir yandan ‘30’una kalmadan hayırlı bir kısmet bul evlen’ derken öbürü ‘gez, toz, nerde akşam orda sabah diye takıl’ der. Ortanız yok ortanız. Evleneyim diye uygun aday bulma/ilişki sürdürme/evliliğe ikna etme sürecini mi yürüteyim yoksa 'nerde akşam orda sabah' sürtüklüğüyle günümü gün mü edeyim. Ay lütfen “ikisini birden yapabilirsiniz şekerim” demeyin. “OKOSONO BORDON YOPOBOLORSON ŞIKIRIMM” miş. Hadi ordan! Hiç bile yapamazsın. Bir kere düzenli güzel bir ilişkin varsa öyle alem insanı gibi yaşayamıyorsun. Tamam medeni insanlarız, gez toz eğlen kimse o kadarına ses çıkarmaz ama, sen her gün feneri başka yerde söndür de göreyim bakalım senin o ‘medeni’ sevgilini. ‘Godoş, gavat, öyle böyle’ gibi sıfatlarla çağrılmıyorsa kendisi, senin ‘OY OMO BON OZGOR BO KOZOOOM’ cümlen bitmeden kendini  terk edilmiş bulursun cicim. Tam tersi erkek için de geçerli. İlişkin varsa sorumlulukların da var, havai havai takılamazsın. O yüzden 30’una kadar ya tek tabanca olarak ne bok yiyeceksen yiyeceksin ya da limitler dahilinde yaşayabildiklerine şükredeceksin.

Neyse konumuza dönersek, ben napıcam ya nasıl gezicem o kadar şehri? Düzenli ilişkimin limitleri dahilinde 24 şehir kiminle nasıl keşfedilecek? Tek başıma gitsem diye hevesleniyorum bazen ama Pippa Bacca geliyor aklıma, yol kenarında tecavüze uğrayıp elin yaban memleketinin ormanlık alanında cesedim kurda kuşa yem edilecek diye korkuyorum. Hayır neden dağda bayırda geziyorsun dersen evet saçma, ama ne bileyim tek başına yurt dışına çıkmak denince aklıma gelen senaryo bu oluyor. Hep Amerikan filmlerinin suçu. Yoksa Paris’te Eyfel’e çıkarken, Venedik’te gondolla gezerken pek de canice bir şey gelmez kimsenin başına.

Tek başına seyahate uzak durmamın bir diğer sebebi de fotoğrafımı çekecek kimsenin olmaması. Bilen bilir, ben fotoğraf çekmeyi de çekinmeyi de (tamam, çekinmeyi biraz daha fazla seviyor olabilirim) çok severim, gittiğim yerlerde de ‘anı olsun’ görünen sebebi altında ‘instagram fotoğrafı’ çıkarma sevdasıyla delice fotoğraf çekinirim, yanımdakilere gezmeyi tozmayı zehir bile ederim. Böyle bir insan tek başına bir yere giderse, cidden hayat damarlarından biri kopmaz mı soruyorum size? Ne yani selfie çubuğuyla Sagra da Familia önünde kendi fotoğrafını çeken ezik japon kız gibi mi olayım!! Oh nooo, tecavüz senaryomdan daha tüyler ürpertici bence…

Sözün özü tek başıma biraz zor giderim ben oralara. 1,5 yılda 24 ülke gezecek enerji/para/partner üçlemesiyle de ancak rüyalarda buluşuruz herhalde.

30’uma 1,5 kala kafayı yedim. Yapacak çok şey var ve tren perondan kalkmak üzere gibi bir baskı oluşturdu hayat üzerimde. Ne hayatı be! Siz yaptınız… Kiminiz evlendi, kiminiz doğurdu, mutlu aile tablosuna ince fırça darbeleriyle dokunuşlar yapıyorsunuz; kiminiz de yaldır yaldır geziyorsunuz. Bir yandan o şirin şirin konuşan bebişlerinize özeniyorum, bir yandan da Ibıza’da ettiğiniz danslara iç çekiyorum. Manyak ettiniz beni.

Neyse ki haftaya Amsterdam’a bekarlığa veda partisine gidiyorum, yıl sonuna kadar da listeden bir iki şehir daha silersek, geriye bir yıl kaldığında da THY’ye hostes olarak girer, üç dil bilen seksi hostes olup denizaşırı uçup uçup bir yılda hepinize fark atarım ^.^

30’umdan sonra da “30’unuza gelmeden Sri Lanka’yı mutlaka görmelisin, Chi Chi Adalarında gökkuşağı kokteyli içmeden ölmeyeceksin, Kongo’da epicilimus virüsü kapmadan dönmeyeceksin” diye ahkam keserim :)


4 yorum:

  1. resmen benim düşüncelerim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 30dan önce her kadın böyle düşünüyordur eminim :)

      Sil
  2. �������� bayılıyorum tespitlerine, yorumlarına pek çok yazında resmen kendimi buluyorum süper��

    YanıtlaSil

"In three words I can sum up everything I've learned about life: It goes on"
Robert Frost