27 Mayıs 2016 Cuma

Bezdim vallahi bezdim...



Son zamanlarda öylesine depresif bir ruh hali içindeyim ki selamlaşmak için “naber, nasılsın” diye soranlara formaliteden olsa bile “iyiyim” diyemiyorum. “Kötüyüm, baya mutsuzum” diye cevap verince karşıdaki de bir afallıyor, sorduğuna soracağına pişman olup sessizce uzaklaşıyor yanımdan.

Öyle dram modundayım ki Karagül diye saçma bir dizi var, orada paso ağlayan bir ergen delikanlı var, aynı onun gibiyim. Diziyi izlemiyorum ama sanırım üç ay önce gittiğim bir ev oturmasında ev sahipleri izlediği için benim de gözüm takılmıştı, çocuk bi mezarın başında ağlıyordu. Sordum, Özcan Deniz babasıymış ama çocuk babası olduğunu bilmeden büyümüş, tam öğrenmiş babasına kavuşacak derken Özcan Deniz ölmüş. Ama bu arada Özcan Deniz’in dizideki ikinci ölümüymüş, birincisinde öldü sanmışlar ama ortadan kaybolmuşmuş (ki bu arada Özcan Deniz gidip bir başka dizide oynamış) tabii herkes adam öldü sanıp hayatına devam etmiş. Sonra Özcan dönmüş, herkeste bi sevinç bi mutluluk. Bir iki bölüm takıldıktan sonra bu sefer sahiden ölmüş. Çocuk da mezarı başında ‘geç buldum tez kaybettim’ diye ağlıyordu. Neyse aradan üç ay geçti, geçen günlerde yine aynı eve ev oturmasına gittim, Karagül günü, yemin ederim çocuk yine mezar başında ağlıyordu. Üç ay ya, 12 bölüm geçmiş aradan adam hala bıraktığım yerde duruyor. Bu sefer de anası ölmüş. Dedim ne bitmez çilesi varmış çocuğun. Bir yandan da cenabetlik çocukta mı diye de düşünmeden edemedim ya neyse.

İşte ben de bu çocuk gibi senaristin gazabına uğradım sanırım. Hiç mi güzel bir gelişme olmaz hayatımda ya! Neye elimi atsam elimde kalıyor. Senelerce ne çilem varmış, çek çek uğraş uğraş bitmedi. Başrol oyuncusu olarak bir benim bir de Arka Sokaklar ekibinin başına dünya kadar olay geliyor. Günün birinde pes edicem, bu dünyadan Hodor gibi göçüp efsane olucam az kaldı.

Mutsuzluk öyle darlıyor ki içimi ota boka ağlıyorum artık. Bir insan bulaşık makinesini boşaltırken elinden kaşık düştü diye ağlar mı? Ya da bakın bu daha absürd, kursta almanca cümle kuramadı diye gözleri dolup sınıfa trip atar mı? Ben yapıyorum. Yaptıkça kendime daha çok sinir oluyorum böyle mızmız bir insana dönüştüm diye.

Öfke… Her şeye öfkeleniyorum, bana yardım etmeyenlere, hislerimi hafife alanlara, “sabret muradına ereceksin, olacak elbet” diyenlere, bu kadar zor olduğu için Almanca’ya, uzaklara gitti diye sevgilime ama en çok da kendime öfkeleniyorum. Her şeyi kendi başıma ben açıyorum en nihayetinde. Hiç kimsenin bu durumda suçu yok ve bundan dolayı hıncımı en fazla kendimden çıkarıyorum, kendi canımı en çok kendim yakıyorum.

“Döndüm kıbleye doğru açtım ellerimi, yalvardım allahıma duysun diye beniii” diye İbo şarkıları söylüyorum evde. Hayır sesim de kötü, çevreye de birazcık rahatsızlık veriyorum ama napıyım, canımız sıkkın “ben her geceee sarhoşum derdimdeeen böyleeee, aşk yolundaaa berduşum kaderim böyleee” diye iki tek atıp efkarlanamıcaz mı canım aaa!!!

Çok şey değil, ufacık bir işaret istiyorum, geleceğin güzel olacağına dair minik bir işaret. Kapkaranlık iç dünyamı aydınlatacak bir mum ışığı. Şımarık bir insan değilim, “küçük şeyler illa ki oluyordur, sen görmeyi bilmiyorsun” demeyin gözünüzü seveyim, olsa benim gibi bir insan bu kadar olumsuz olur mu, her gece “çok mutsuzum” diye ağlar mı. Yok! Beni gelecek için umutlandıracak hiçbir şey yok! Olmuyor ve olacağı da yok.

Artık “eninde sonunda olacak” cümlesini duymaktan, “sen inan, inanırsan olur” klişelerinden de bıktım. Yeterince beklersen her şey olur tabi, ama evrenin ‘yeterince’si üç yıl mı beş yıl mı kim bilecek… Ben inanırsam olurmuş. Ulan inanmayı bırak ben kafa olarak artık burada yaşamıyorum, inanması mı kalmış. Hani? Bir bok olduğu yok işte. Myth busted canımslar.


Valla billa kendi hayatımdan o kadar bezdim ki, Arka Sokaklar dizisine geçicem. Bak Hüsnü Çoban öldü sandık, bir yoğun bakım sahnesi, iki elektroşok, bir doz epinefrinle adamı beş çocuğuna, Suat yengemize bağışladılar. Senarist dediğin böyle olur arkadaş, benimki Bihter Ziyagil gibi sıktıracak iki göğsümün arasına! Olmaz ki böyle…

9 yorum:

  1. Benim elimden bardak yere düşse bir de ona tekme atma dürtüsü var bende. Öfkemi ben de dizgunleyemiyorum sanırım. Belki de yaşlılık sendromudur benimkisi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. valla bende de aynı durum olduğundan yaşlılığa mı bağlamalıyız bilemedim :)

      Sil
  2. Bazı cümlelerinde kendimi buldum yine en basit birseye bile çok aglamam gibi. Birileri beni duysun, benimle konuşup beni anlasin, bana yol gostersin, içinde bulundugum bu sıkıcı hayattan çekip çıkarsın beni diye çok hayal ettim. Anladım ki beklemek sacmalikmis bana en iyi ilaç yine benmisim. Kendimi iyi hissetmek için kendimle barışmam ve kimseden birşey beklememem gerekiyormus. Ben bunu öğrendim şimdi daha az kızıyorum. Bir gün seninle yüz yüze tanışmayı da çok isterim bu arada :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. insanın en büyük sorunu kendiyle bir türlü barışamaması, karşılıksız kendisini sevememesi... Onu yapabildiğimiz anda daha huzurlu insanlar olacağımızdan eminim... Ayy tanışalım tabii ben de çok isterim.

      Sil
  3. Bazı cümlelerinde kendimi buldum yine en basit birseye bile çok aglamam gibi. Birileri beni duysun, benimle konuşup beni anlasin, bana yol gostersin, içinde bulundugum bu sıkıcı hayattan çekip çıkarsın beni diye çok hayal ettim. Anladım ki beklemek sacmalikmis bana en iyi ilaç yine benmisim. Kendimi iyi hissetmek için kendimle barışmam ve kimseden birşey beklememem gerekiyormus. Ben bunu öğrendim şimdi daha az kızıyorum. Bir gün seninle yüz yüze tanışmayı da çok isterim bu arada :)

    YanıtlaSil
  4. Biraz benden olmuş, aynen ben gibi, al benden de o kadar der gibi..

    O tren birgün gelecek.
    Umut en güzel bekleyiş...
    Allah büyük vesselam..En güzelini verecektir inşallah..

    YanıtlaSil
  5. Biraz benden olmuş, aynen ben gibi, al benden de o kadar der gibi..

    O tren birgün gelecek.
    Umut en güzel bekleyiş...
    Allah büyük vesselam..En güzelini verecektir inşallah..

    YanıtlaSil
  6. Sen yavaş yavaş büyük boyutlara işinizi geliştirmek için sermaye gerekiyor, biz neden bu kadar çeşitli onların günlük yaşamlarını onlara değil desteklemek ve yardımcı olmak için toplumda vb 1.000 10.000.000 avro, dolar, pound, Bireylerin değişen ucuz ve kolay online krediler sunuyoruz biz gerçeğe o rüya getirmek yardımcı olarak bugün bize ulaşın. Firmamız artık Yani işinizi artırmak için fon arıyor, Bireyler ve işbirliği organlarına krediler sunuyoruz veya kendi kişisel kullanım için kredi gerekiyor, biz sizin ve bizim faiz oranı, finansal hizmetler sunan% 2 gibi düşük bir oranı, uygulamak için bugün bana ulaşın. (KCEELOANS@OUTLOOK.COM)

    YanıtlaSil

"In three words I can sum up everything I've learned about life: It goes on"
Robert Frost