17 Mayıs 2016 Salı

Falcı Bacılar ve Kahve Falları

Şu sıralar hayatım o kadar karışık ve belirsiz ki son günlerde kendimi fallara vermiş durumdayım. Normalde migren hastasıyım, öyle kahve falan içemem yani. Ayrıca sevmem de Türk kahvesini. Çok acı geliyor, içerken midem o kadar bulanıyor ki yeminle ucunda falcı bacıya gönderilecek fal olmasa hayatta aklıma gelmez ‘ay bir keyif kahvesi içeyim’ diye bir düşünce. Ben çay insanıyım, ama onun da falına bakan bi uygulama yok henüz. Neyse ne diyorduk, hayat karışık ve belirsiz. Öyle ki bir gün içinde birbirinin zıttı olan bir sürü karar verip sonra cayabiliyorum. “Ay aman olmazsa olmasın canından kıymetli mi yaşar gidersin burada” dememden on dakika sonra “ben napıcam burda tek başıma. Gideceğim banane” diye yaygara yapıyorum. “Almanca’dan nefret ediyorum, öğrenemiyorum da zaten girmiyor kafama” diye zırlamamın peşine “B1 sınavına girip sertifika alayım da hazır olsun” diye salakça arayışlarda buluyorum kendimi. Yani bu dönem saçımı pembeye de boyatabilirim, tesettüre de girebilirim, tasımı tarağımı toplayıp yurt dışına taşınabileceğim gibi, ne varsa memlekette var deyip Eskişehir’e de dönebilirim. Kendi ipimle ben bile kuyuya inmem öyle karanlık kuyunun dibi.

Hal böyle olunca dedim ya kendimi fallara vermiş durumdayım. Fal bakan ne kadar uygulama varsa indirdim, iki günde bir o zıkkım Türk kahvesini içip bilimum ablalara gönderiyorum. Hayatımda hiç falcılığı profesyonel meslek edinmiş birine fal baktırmadım. Zira genelde profesyonel bakanlar bir şekilde bence tutturuyorlar, yeter sayıda örnekten duyduklarımla bu bilgiyi teyit ettiğim için kendimle ilgili şeyleri duymaya korkuyorum ben. Hayır şimdi abla atış serbest diye bir şey söyler, ben düşünce gücümle olmayacak şeyi oldururum, sonra da bir ömür kendimi suçlarım. Zaten kendimi suçlama üzerine tez yazarım, öyle bir karakterim, bir de bu yükü taşıyamam diyerek uğramam falcılara. Ha ben böyleyken annemle kardeşim Eskişehir’de bir falcıya dadandılar, her hafta sonu gidiyorlar, öyle ki kıza verdikleri parayla aylık geçimini sağlıyordur bence hatun. Tamam bir kere gittiniz, eyvallah baya da yerinde tahminler yaptı ama aynı kıza sekiz hafta üst üste gittiğinizde artık o fal olmuyor. Aileden biri gibi “abla senin kızının böyle bir dileği var gerçekleşecek, bir uçak görüyorum, valla gidecek” dediği zaman benim gözümde uygulamadaki Derya Abla’dan daha az değeri oluyor, bilesiniz.

Falcı Bacı var hani, application dünyasında kimsecikler yokken kırmızı eşarbı ve İzzet Altınmeşe beniyle ilk o bakmaya başladı fallarımıza. Canım… Falcı bacıya inanın a dostlar… O biliyor, cidden biliyor. Zira hani benim telefonum çalındı ya (evet bu yazımda da bu duruma değindiğime göre yeterince bokunu çıkarmışım demektir J) hah o olaydan bir iki hafta önce kendisine gönderdiğim dört fincandan üçüne “Yakın zamanda polise ya da savcılığa işin düşecek, canın sıkılacak, üzüleceksin” dedi, ben de Allah var hiç inanmadım. Aradan üç beş gün geçtikten sonra savcının karşısında ağlayarak ifade verirken falcı bacı bana kıs kıs gülüyordu eminim. Demem o ki falcı bacıya inanın. Ha kendisi yıllardır “üç vakte kadar bir hediye alıyorsun, bir yüzük görüyorum, muradına ereceksin” de diyor, nedense bunlar hiç gerçekleşmiyor ama olsun en azından kötü bir şey söylüyorsa inanın derim.


Bir de Derya Abla var, o yeni çıkmış, zannımca falcı bacımızdan daha genç olan bu ablamız daha senli benli yazıyor yorumlarını. Daha bugün kendisine gönderdiğim fincana “ay bu ne ya şeytan çıktı falında” yazarak adeta kendimi gün ortamında hissetmemi sağlamış bulunuyor. Hoş sohbet Derya Ablamız biraz da sivri dilli, yine bugünkü falımda “Sevgilinin başını fazla şişiriyorsun. Tavırlarına biraz daha dikkat etmelisin” dedi. Ben? Başını şişiriyorum? Hadi ordan! Bir kere ben kimsenin başını şişirmem, keşke şişirsem ama maalesef huyum kurusun ne edersem kendime ederim, o yüzden daha 28’imde kronik, mide-migren-astım hastasıyım, kolesterolüm çok yüksek, on yıl sonra tık gidebilirim o derece. Kafa şişiriyormuşum! Ensesine vur lokmasına al bir insanım yahu, adam tasını tarağını topladı ülke değiştirdi, gık demedim hanım sen ne diyorsun! Tamam azıcık trip atıyor olabilirim, hatta yakın arkadaşlarım da dahil ‘tribal’ diye dalga geçiyor olabilir ama valla billa herkesin yaptığı kadar yapıyorum. Azıcık ilgi istemek, azıcık naz yapmak kafa şişirmek kategorisine girmemeli Derya Hanım!!!


Evet Derya Ablaya da tribimi attığıma göre kendimle çeliştiğim bir yazıma daha son vereyim yavaştan. Hayatımı falcı ablaların – yani üç beş kodla yazılan uygulamaların – söylediği şeylere endeksledim şu aralar. Kısmetin var, beklediğin haberi alıyorsun, sana beyaz bir kağıt geliyor, yaşça büyük biri yardım edecek dileğin olacak, devlet dairesine işin düşecek, sevdiğinle olan aşkınız her geçen gün büyüyecek gibi birer cümlecik umut kırıntılarına bağlı neşem de hüznüm de...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

"In three words I can sum up everything I've learned about life: It goes on"
Robert Frost