9 Haziran 2016 Perşembe

Ramazan Ayı Klişeleri


Evet yine bir koca yıl geçti ve bir Ramazan ayına daha merhaba dedik. Nefsimizi açlıkla terbiye ettiğimiz, yemenin, içmenin, sahip olduklarımızın kıymetini anlamamızı sağlayan en güzel ibadetlerden biri bence oruç tutmak. İstanbul’da bir başıma iftar yapmak ve sahura kalkmak tatsız olsa da tutmaya çalışıyorum ben de. Hadi haftada üç akşam kursa gittiğim için ıvır zıvırla açıyorum orucumu, iftarı bir şekilde geçiştiriyorum yani ama gecenin karanlığında tek başına sahur yapmak Samanyolu TV’nin duygu sömürüsü dizilerine konu olur ve inanılmaz reyting alır yemin ediyorum. Bir kere zaten gece on ikide uyumuş bünye, iki buçukta tekrar kalkıyor uykudan. İtiraf ediyorum uykum kaçmasın diye yüzümü yıkamıyorum, çapaklı gözlerimle çayımı demliyorum, yumurtamı haşlıyorum falan, sonra da Nihat Hatipoğlu Beyciğimin Sahabeyle okey çevirmişçesine kendinden emin anlattığı hikayeleri dinleyerek yemeğimi yiyorum.

Maşallah günler de çok uzun, hayır bir kere ramazan ayında ilerledikçe iftar saatinin ileri gittiği bir dönem içerisindeyiz. Ramazan’ın birinci günü 20:41’de açtığın orucu, on beşinci günü 20:48’de açıyorsun. Beş saat sonra da sahur zaten. Midem bu kadar kısa aralıklarla tıka basa doymaya alışık değil bi kere, ne oluyor diyor garibim. Daha acıkmadan bir dünya yiyorum yine. Bir de su içme olayı var ki yemin ediyorum 19 litrelik erikli damacanası gibi hissediyorum sahurda kendimi. Neyse Allah benimkini ve herkesinkini kabul etsin inşallah.

Bugünkü asıl konumuz ramazan ayı klişeleri…Eminim hepinizin seneler içerisinde dikkatini çekmiştir, ramazanın başlamasıyla televizyonda her yıl birbirinin aynı haberlere, reklamlara maruz kalıyoruz. Acaba yemek yemediğimiz için salaklaştığımızı düşünüp mü böyle yapıyor medya dünyası? Azıcık kendinizi geliştirin arkadaş, zaten 30 gün ve konsept belli. Yılın geri kalan 11 ayı yeterince düşünecek vaktiniz var bence. Şu an açım ya sinirlendim, neyse dönelim konumuza ve gelelim klişelere…

Güllaç tarifi – Genellikle ramazanın ilk günündeki haber bültenlerinin vazgeçilmezidir. Hijyenik bir müessese mutfağında tombulcana bir usta tarafından aşama aşama anlatılır, yufka yaprakları söyle ıslatılır, nar böyle serpiştirilir diye tarifi verilir. Hayatımda hiç güllaç yemedim ancak tarifini bu haberler sayesinde ezbere biliyorum.

Eyüp Sultan Camii’nde iftar – Bu da ramazanın ilk gününün vazgeçilmez haberidir. Haber bültenleri camiinin bahçesinden canlı yayın yapar, iftar için elinde sirke ve küp şekerle bekleşen din kardeşlerimizi gösterir, bir iki tane teyzeye mikrofon tutar, görev yerine getirilir.

Hurma çeşitleri ve fiyatları – Bu haber ramazandan iki üç gün önce başlar, ramazanın ilk iki üç günü devam eder. Medine hurmasından iran hurmasına, kilosu 10 TL olandan kilosu 3875 TL olana kadar tek tek anlatılır. Mekan olarak Eminönü tarafları seçilir. Her keseye göre hurma olduğu itinayla vurgulanır.

Ramazan gelince çarşı pazardaki fiyatlar – Bu haber de hurma haberi gibi <Ramazan +/- 3 gün> denklemiyle yayınlanır. Muhabirimiz bir halk pazarına gider, domatesten yeşilliğe, meyveden beyaz peynire her gıda maddesinin fiyatını sorar. Pazarcı esnafın “valla bizim malı halden alış fiyatımız çok yüksek” savunması ile müşterinin “her şey ateş pahası, bak cebimdeki 50 TL’yle ala ala bunları aldım” şeklindeki yakınmalarını dinler.

Ramazanın ilk teravih namazı – Bu da malum ramazandan bir gün önceki akşam yayınlanır. Eskiden canlı bağlantıyla yapılan haber, günlerin uzaması ve yatsı namazının gece yarısına yakın bir saatte okunması sebebiyle haber bültenlerinde hızlıca okunan bir haber olarak önemini yitirmiştir.

İftar çadırları – Kurulan iftar çadırlarından birine giderek bir yandan çadırın kapasitesi, verilen yemeklerin kalitesi anlatılırken arkada bir yerde 300 kişilik pilav hazırlayan aşçının tencerede tereyağını eritme görüntüsü verilir.

Bayramlık alışverişi – Ramazanın son günlerinde haberlerde yer bulan bu haberde genelde Bakırköy Cumartesi Pazarı ya da Bakırköy Meydan gibi adresler seçilir ve genelde çocuklu ailelere mikrofon uzatılır, miniğe “sana ne aldılar bakalım bayramlık olarak” diye sorulur, piyasadaki ayakkabının, elbisenin fiyatları esnaftan öğrenilir.

Duygu sömürüsü yüklü reklamlar – Davulcu, fakir fukara yurdum insanı, yalnız yaşayan ihtiyar temalarının kullanıldığı bu reklamlarda dede, nine, anne, baba ve çocuklar olarak geniş mutfaklı bir evde yaşayan ailemizin merhametli çocuğu reklamdaki ‘düşkün’ karakteri ya sofraya davet eder ya da yemeğini alır onun yanına gider. Bu davranışı gören dede de beylik bir laf ederek torununu onore eder.

Neşeli reklamlar – Türkiye’nin dört bir yanından iftar/sahur manzaraları içeren bu reklamlarda insanlar genellikle mutlu ve güler yüzlüdür. Masada 4839530 çeşit yemek vardır, içecekler masanın bir köşesine sıralanmıştır, doğu bölgelerimizi temsilen bir yer sofrası ve etrafında bekleyen 4363 kişilik bir aşiret ailesi vardır, Mardin’de bir evin damında kurulmuş bir sofra da olmazsa olmazdır, ezan okunur ve herkes mutlu mesut orucunu açar.

Ve son olarak orucu ne bozar ne bozmaz – Orucu bozup bozmadığı üç yüz yıldır tartışılan sakız çiğnemek, diş fırçalamak, göz damlası damlatmak gibi mevzulara bir İslam alimine danışılarak yanıt bulmaya çalışılır.


Benim yıllardır yaptığım gözlemlerde en sık rastladığım klişeler bunlar, eminim siz de bana hak vermişsinizdir. Yalansa yalan diyin yani ama güllaç tarifsiz bir ramazanınız geçti mi be gözünüzü seveyim


Ama yine de güzel ülkemin bozulmamış kirlenmemiş adetleri, güzellikleri bunlar… Hepimize hayırlı ramazanlar efendim…

7 yorum:

  1. ama reklamlar gerçekten güzel oluyor :)

    YanıtlaSil
  2. Bu klişeler olmasa bu kez de eksikliğinden yakınacak yurdum insanı mutlaka mevcuttur. Hayırlı ramazanlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. doğru hakkaten bize yaranılmaz :)

      Sil
  3. şu son karikatür de benim en çok güldüğümdür hatta kendi kendime bile hatırlayıp sesli sesli canlandırırım gülerim :)

    YanıtlaSil
  4. Ramazan-ı şerifte mukabele okumak da vardır. Ne hikmetse bundan hiç bahsedilmez televizyonlarda. Mahallede bir evde toplanılır. Bir hoca okur ve diğerleri Kur'anlarından takip ederek dinlerler. Yanlışları varsa düzeltme imkanı da bulurlar. Sohbetler anlatılır, dinlenir. Bu arada bayağı muhabbet oluşur komşular arasında. Bir ayın sonunda sarılıp helalleşilerek ayrılınır.

    YanıtlaSil

"In three words I can sum up everything I've learned about life: It goes on"
Robert Frost