28 Eylül 2016 Çarşamba

Ingolstadt'ta Bir Gün

"Orada bir şehir var uzakta, o şehir Almanya'nın bir şehridir. Bilmesek de gezmesek de o şehir güzel bir şehirdir" diyerek saçma sapan bir giriş cümlesiyle tanıtmaya başlıyorum Ingolstadt şehrini... Saçma bir giriş yapıyor olsam da günün birinde bu şehri ziyaret etmek isteyenler için inanıyorum ki çok yararlı bir yazı olacak. Zira google'dan her Türk gezgininin yaptığı gibi "Ingolstadt'da gezilecek yerler" yazdığınız zaman iki tane yazı çıkıyor. Evet, koskoca Ingolstadt'a giden üçüncü Türk gibi hissediyorum şu an kendimi. Öyle ulvi bir görev bilinci taşıyorum canımslar...

Neyse fazla cıvıtmadan anlatayım: Münih'ten 55 dakikalık bir tren yolculuğuyla (Tren bileti gidiş-dönüş 20 €) gidebileceğiniz Ingolstadt, maksimum üç saatte gezebileceğiniz bir şehir. Ama belki de bir tam gününüzü tüm dünya markalarına sahiplik yapan outlet köyü "Ingolstadt Village" de geçirebilirsiniz. Hatta şöyle söyleyeyim, Ingolstadt'ın dünya için varoluş amacı bu outlet köyü. İtiraf ediyorum, ben de acaba güzel bir şeyler bulabilir miyim umuduyla düşmüştüm yollara. Buldum mu derseniz, hayır tabii ki her şey ateş pahasıydı, gayet vitrinlere baka baka döndüm diyebilirim. Ama siz gidin, benim cebimde akrep vardır ama sizinkinde yoksa valla güzel şeyler alırsınız belki :)




Trenden indikten sonra istasyonun önündeki duraktan 10 ya da 11 numaralı otobüse biniyorsunuz Ingolstadt şehir merkezi Raathausplatz'a gitmek için. Otobüslere bodoslama biniliyor gibi görünse de kurallara uyan bir birey olarak günlük ulaşım biletini (4 €) istasyonda infocenter'dan alıyorsunuz. Raathausplatz'da indikten sonra işte şehir merkezi. Buradan sağa sola yukarıya aşağıya doğru kaybolma yöntemiyle gezerek şehrin önemli noktalarını bir iki saatte gezebilirsiniz. 







Eee tamam şehri gezdik gördük, peki outlet köyüne nasıl gideceğiz derseniz tamam onu da anlatıyorum ki burada vereceğim küçük ipuçlarını başka kimse vermez kıymetimi bilin. Bana da sakallarından dolayı hippi sandığım, aslında halis muhlis Türk hacısı olan 10 numaralı otobüs şoförü abi anlattı bunları. Şimdi efendim, istasyondan geldiniz, Raathausplatz'da indiniz. Sonra Raathaus'u arkanıza alıp ilk sokaktan sola sapıyorsunuz. Orada iki tane daha otobüs durağı karşınıza çıkıyor. Burada da yolun karşı tarafındaki (yani Raathaustan gelip diğer yöne giden otobüslerin durduğu) durakta beklemeye başlıyorsunuz. Ingolstadt Village'e 20 numaralı otobüs gidiyor. Ancak dikkat edin, 20 numaralı her otobüs de Ingolstadt Village'e gitmiyor, kimisinde Goetheplatz yazıyor, ona binmeyin! Üzerinde Ingolstadt Village yazan 20 numaraya biniyorsunuz, saatte bir var, tavsiyem giderken de dönerken de otobüs duraklarından otobüsün saatlerinin fotoğraflarını çekin. 


Otobüs geldi, bindiniz, Ingolstadt Village'de indiniz. Şimdi serbestsiniz Gucci senin, Micheal Kors benim gezin gezebildiğiniz kadar. Gerçekten sokaklarında dolaşılan bir köy şeklinde tasarlanmış bu outlet centerda Arap görmekten içiniz bulanabilir, hazırlıklı olun.


Ve işte Ingolstadt şehrini de böylece gezmiş oluyoruz. Bir günde bir şehri daha gezerek footprinte +1 yazabiliriz gönül rahatlığıyla :)



2 yorum:

  1. Merhaba,

    Kaleminize sağlık, çok güzel bir gezi yazısı olumuş, şehir muhteşem görünüyor :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. şehir o kadar muhteşem değildi ya, bizdeki Çorum kadar bişey :)

      Sil

"In three words I can sum up everything I've learned about life: It goes on"
Robert Frost