26 Eylül 2016 Pazartesi

Oktoberfest 2016


Sevgilinin günün birinde tası tarağı toplayıp Münih'e yerleşmesinin tek güzel yanı Oktoberfest'in artık kurban bayramı kadar erişilebilir ve doğal bir olay haline gelmesidir sanırım. Yani sizi bilmem ama ben kendimi bu şekilde avuttum çoğu zaman.

Zira geçen yıla kadar tek bir fikrimin olmadığı ve gitme yönünde sıfırın altında eksi on istek taşıdığım bu festivale adam Münih'e yerleştiğinden beri gün sayar olmuştum. Hayır yani ne olacaksa! Bendeki de gösteriş merakı, oktoberfest'te check-in, bir iki instagram fotoğrafı ve evet işlem tamam di mi :)


Ama öyle olmadı! Ben bile şaşırdım...

Efendim Oktoberfest'le ilgili wikipedik bilgiler işte böyle:

Festival, geleneksel olarak, Ekim ayının ilk Pazar gününü de içine alacak şekilde 16 gün sürer. Alman devletçiklerinin birleşmesinden sonra festivalin programı değiştirilmiş ve eğer ekim ayının ilk pazarı ayın 1'ine ya da 2'sine denk geliyorsa festivalin süresi ayın 3'üne yani Almanya Birleşme Günü kutlamalarına uzatılmaktadır. Festival, genellikle Almanlarca kısaca “d’ Wiesn” ya da “d'Waasn” olarak söylenenTheresienwiese (Therese Alanı) isimli yerde yapılmaktadır. Festivalin en önemli özelliği biradır ve her sene festival kutlaması, Münih Belediye Başkanının büyük bir ahşap bira fıçısına çeşme çakması töreni ile başlar, Almanlar bu eylemi “O'zapft is!” (Bavyeraca: “Çeşmelendi!”) biçiminde seslendirirler. Bu kutlamalar için özel olarak bir Oktoberfest birası mayalanır ki bu bira hem tat hem de alkol bakımından biraz koyu renkli ve serttir. Bu bira Maß denen bir litrelik özel bardaklarda sunulur ve ilk Maß Bavyera Başkanına ikram edilir. Sadece Münihli bira üreticilerinin bu özel birayı sunmalarına izin verilir ve bu sunum adı Bierzelt olan binlerce kişinin sığabileceği devasa çadırlarda yapılır.







Yaşıtlarının evlenmeyi bırak ikinci çocuklarını beklediği iki insan olarak halen daha gezme tozma peşinde olan biz bu yıl açılış günü sabahın 7'sinde dikildik çadırın önüne, tam iki saat yağmurun altında adeta donarak bekledik. Sonrasında açılan kapılardan 'hurraaa' yöntemiyle içeri girip yerimizi kaptık. Saat 9'dan 12'ye kadar çadırda öylece oturduk. Tabii ortam güzel, sıkıntıdan patlamıyorsunuz. Herkes eğlenmeye programlı zaten, eğleniyor dans ediyor, insanlar birbiriyle kaynaşıyor (Hemen aklınıza kötü şeyler gelmesin!) Derken saat 12 oluyor ve belediye başkanı ve ailesi geliyor ve halkı selamlıyor. Aynen, böyle dediğim gibi halkı selamlıyor, el sallıyor, ilk birayı içip gongu çalıyorlar veee Oktoberfest başlıyor.








İşte bu noktadan sonrası yavaş yavaş içilen weissbier'lar sebebiyle biraz flu :) Dans, müzik, eğlence, bir sürü yeni insanla tanışmaca, ingilizce ve almanca lisanlarımı geliştirme şeklinde geçen saatler diye özetleyebiliriz...



Merakı olan herkes en az bir kez Oktoberfest'e gitmeli bence. Çünkü o sadece bir festival değil, abartmıyorum bir yaşam kültürü! Herkes ama herkes yerel kıyafetleriyle gelmişti, kadın erkek genç yaşlı herkes ya drindl ya da lederhosen giymişti. Hiç kimse bir diğerine sarkıntılık yapmıyordu (en azından bana denk gelmedi :)) Düşünün bu olay o kadar önemli ve kutsal bir olay ki insanlar Oktoberfest'te çalışabilmek için yani garsonluk yapmak, masaları temizlemek, ne bileyim tuvaletlerde kağıt havlu servis etmek için para ödüyor. Gerçekten! Thomas söyledi, ben şok! Evet burada çalışmak için haftalık 100 € ödüyorsunuz ve maaş, yevmiye falan almıyorsunuz. Sadece bahşişler. Artık ne kadar çok bahşiş toplandığını da unutmamak lazım $$$$$ 





Hazır insanları Oktoberfest'le ilgili gaza getirmişken, "Oktoberfest Hakkında Bilmediğiniz 100 Şey" adlı kitabı çıkarmaya hazırlanacak kadar festival hakkında bilgi sahibi, beş senedir her açılış günü festivale giden Thomas'a da bu yıl bizi de yanına kattığı için teşekkür ediyoruz. O olmasaydı 'o' olmazdı diye düşünüyorum :) Sağol Thomas, varol Thomas. Gerçi sen bu satırları okusan da anlamazdın, benim de ne Danca'm, ne Almanca'm ne de İngilizce'm yeter bu metaforu sana anlatmaya o yüzden sen bu satırları okursan anlayacağın tek şey bari "Danke Schön" olsun :)

Son olarak bu festival benim hayatımın en mutlu gününe ev sahipliği yaptı. Yüzlerce insanın şahitliğinde yepyeni bir maceraya "EVET" dedim. Umarım her şey gönlümce olur...


4 yorum:

  1. Tatlım elbiseler çok yakismis,bende sırf onlardan giyebilmek icin oktoberfest'e gitme istediği uyandırdı ��������

    YanıtlaSil
  2. kuzumm cok cok mutlu olun insallah her say gonlunce olsun :)

    YanıtlaSil
  3. Hayırlı uğurlu olsun, sonsuz mutluluklar diliyorum...

    YanıtlaSil
  4. Merhaba, Blog Atlası'nda blog sayfanızdan kısaca bahsettim. Bilgi vermek istedim. Bu adresten ulaşabilirsiniz: http://blog-atlasi.blogspot.com.tr/2016/09/hayata-dokunan-satirlar.html

    Kolay gelsin.

    YanıtlaSil

"In three words I can sum up everything I've learned about life: It goes on"
Robert Frost