6 Ocak 2017 Cuma

Benim Şehrim Eskişehir


Son zamanlarda arabayla içinden geçtiğim köyün bile gezi yazısını yazan ben altı yıllık blog hayatımda memleketim Eskişehir'i anlatmadığımı, tanıtmadığımı acı içerisinde fark ettim. Üstelik doğma ve yirmi bir yaşına kadar büyüme bir Eskişehirli olarak son yedi yıldır işyerimdeki, çevremdeki, takipçilerim arasındaki Eskişehir'e gidecek insanlara üşenmeden her mecradan gezilecek görülecek yerleri anlatıyorken bunu neden güzel blogumdan ve güzel okuyucularımdan esirgemişim akıl alır gibi değil. Hayır, yazsam işime de gelirdi. Her sorana aynı şeyler tekrar tekrar yazmak yerine, linki gönderirdim olur biterdi. Bazen çalışmıyor benim kafa da işte.


Porsuk Çayı (Fotoğraf bana aittir)

Fotoğraf alıntıdır
Fotoğraf alıntıdır
Evet canımslar, hala bilmeyen gidip görmeyenler için Eskişehir tanıtım yazıma başlıyorum. Eskişehir, İç Anadolu'da Ankara'nın yamacında bulunan, iki üniversitesi, modern halkı, güzel parkları ve kışları poponuzu donduracak ayazıyla meşhur bir şehir. Hazır burada lafı açılmışken Kütahya'nın Ege Bölgesine, Bilecik'in Marmara Bölgesine dahil olduğu şu bölgelendirme yapımızda neden Eskişehir gibi modern bir şehir hala İç Anadolu şehri olarak kalıyor anlamıyorum. Bence Kütahya ya da Bilecik bizden daha layıkıyla yerine getirirler İç Anadolu ili olmayı. Biz ise bence Ege hadi bilemediniz Marmara Bölgesine dahil olmalıyız. Bu önerim ciddi ciddi düşünülmeli bence.

Eskişehir'le ilgili hemen herkesin bir fikri vardır diye düşünüyorum, son yirmi yılda ne kadar değiştiğini, Avrupa şehirleri kadar güzel bir hale geldiğini bilmeyen yoktur. Biz buna Büyükerşen Effect diyor ve Eskişehir'in çehresini ve tarihsel gelişimini BÖ-BS (Büyükerşenden Önce - Büyükerşenden Sonra) olarak ikiye ayırıyoruz.

Fotoğraf alıntıdır
Fotoğraf alıntıdır
Sizler yani son on yılda Eskişehir'i ziyaret edenler, fotoğraflarını görenler şehrimizin BS çehresini görüyor ve haklı olarak hayran kalıyorsunuz. Zira sevgili büyükşehir belediye başkanımız Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen göreve seçildiği ilk günden şu ana kadar şehri gidip gördüğü o Avrupa şehirleri kadar güzel ve yaşanabilir hale getirmek için canla başla çalışıyor. Tramvay sistemi, yayalaştırılan caddeleri, ıslah edilen Porsuk Çayı ve çevresi, iki büyük şehir parkı, Barlar Sokağı, restore edilen Odunpazarı Evleri, sahnelenen tiyatro oyunlarıyla kültür, turizm ve sosyalliğin Anadolu'daki başkenti bence.




Eskişehir'i bir haftasonunda iki günde rahatlıkla gezebilirsiniz, ben de anlatımımı iki güne göre yapıp sizlere bir rota vereceğim. Özellikle Ankara ve İstanbul'dan gidecekseniz hızlı treni kullanarak çok kısa bir zamanda kendinizi Eskişehir Garı'nda bulabilirsiniz. İstanbul'dan Eskişehir'e hızlı tren biletleri gidiş dönüş 70 TL, eğer otobüsle gitmeyi düşünüyorsanız Kamil Koç'la gidiş dönüş 60 TL'ye mal olur size. Tabi kendi aracınızla da gidebilirsiniz ama benim kişisel tavsiyem şehir merkezinde her yer yürüme mesafesinde ve araç girişine kapalı yollar olduğu için arabanızla gitmenize pek de gerek yok.

Şimdi sırasıyla Eskişehir'e gidip de görmeden dönmemeniz gereken yerleri anlatayım sizlere:

BİRİNCİ GÜN

Doktorlar Caddesi & İki Eylül Caddesi & Kızılcıklı Caddesi

Bu iki cadde biz Eskişehirlilerin 'çarşı' diye adlandırdığımız noktaları olan ve tramvaydan sonra sadece yayaların kullandığı, Avrupa'da her şehirde bulunan "Marktplatz, Bilmemne Strasse, Via del Corso" gibi gibi isimler alan alışveriş caddesinin yerel versiyonu. Günün hemen her saati canlı olan, sağlı sollu ağaçları, müzik yapan sokak şarkıcıları, sakin sakin geçen tramvayı ile şehrin en güzel üç caddesi. İki Eylül Caddesi üzerinde tüm tramvayların durduğu Çarşı Durağı ve dünyanın bize sorarsanız en eski ve ilk AVM'si Esnaf Sarayı bulunur :) Esnaf Sarayı'ndan bayramlık, gelinlik, damatlık almamış bir Eskişehirli yoktur, rastlayamazsınız.
İki Eylül Caddesi (Fotoğraf alıntıdır)
Bu üç cadde birbiriyle U harfi gibi bağlantılıdır, U'nun soldaki sapı İki Eylül Caddesi dersek U'nun tabanı Doktorlar Caddesi ve sağ sapı Kızılcıklı Caddesi şeklindedir diyebiliriz, Doktorlar Caddesi ile Kızılcıklı Caddesinin kesişiminde de minnak alışveriş merkezimiz Kanatlı AVM bulunur.

Doktorlar Caddesi (Fotoğraf bana aittir)

Adalar (Porsuk çevresi)

U harfinin iç kısmı Adalar (Porsuk kenarı, su boyu) diye geçer ve şu hepinizin gördüğü gondollu köprülü fotoğraflar ya da Porsuk'un kenarında içkisini içip gitarını çalan genç grubu buraya aittir. Adalar'da bir sürü kafe restoran vardır, özellikle yaz aylarında çok hareketli olur ve insanlar kafelerden dışarılara taşar, kaldırımlarda oturur, dolaşır, fotoğraf çeker. Ayrıca Eskişehirli olup da Adalar Migros'un önünde bir arkadaşıyla buluşmayan bizden değildir :)

Adalar (Fotoğraf bana aittir)

U harfini kapsayan alanı iki üç saatte rahat rahat gezersiniz bana güvenin. Hatta bu arada bir kafede oturup bir şeyler içebilir, Adalar'daki İnsancıl Kitabevinde kitap karıştırabilir ya da Porsuk'ta bot/gondol turu yapabilirsiniz.


Hamamyolu Caddesi & Odunpazarı

U harfiyle işinizi bitirmişseniz karnınız acıkmıştır, Papağan Çibörek'te çibörek yiyip bin kaloriyi gömebilirsiniz. Papağan Çibörek Eskişehir'deki en meşhur çibörekçidir ve önünde her daim sıra olur. Aslında çibörek yenecek daha sakin çok nokta biliyorum da kırkta yılda bir geliyorsunuz bari yerinde yiyin di mi :) Çarşı Durağından yukarıya doğru çıkan sokakta sağ tarafınızda Papağan'da yemek yiyip, sonra ileriden sağa dönüp Tarihi Karakedi Bozacısında boza içebilirsiniz. Ben Karakedi Bozası aşığı biri olarak ve İstanbul'a gelip Vefa Bozası da içmiş biri olarak söyleyebilirim ki 'Karakedi is the best boza ever' Vefa çok cıvık ve ekşi geliyor bana ama Karakedi öyle mi <3

Hamamyolu Caddesi

Neyse midemiz bayram ettikten sonra Sıcaksular ya da Hamamyolu olarak adlandırdığımız ve Eskişehir'in termal suyunun kalbi olan Hamamyolu Caddesini yürüyerek kat edebilirsiniz. Kahvecilerden gelen kahve kokusu, hamamlardan çıkan buhar ve yemyeşil renkleriyle yine bir solukta gezebileceğiniz bir cadde burası. Geniş ve yayalaştırılmış caddenin ortası yol boyunca geniş bir parktır ve içinde her daim insan ve güvercin bulunur :)

Odunpazarı (Fotoğraf alıntıdır)
Hamamyolu Caddesini bitirdiğinizde kendinizi Odunpazarı'nda bulursunuz. Odunpazarı Eskişehir'in en eski mahallesi. Eskiden köhne ve yıkılmak üzere olan evler Büyükerşenden Sonra restore edilmiş ve birçoğu müze ve atölyeye çevrilmiştir. Balmumu Müzesi, Cam Sanatları Müzesi, El Sanatları Müzesi falan bu evlerin bulunduğu yerdedir. Rengarenk evler Strazbourg'u Colmar'ı aratmaz. Odunpazarı yokuşunu tırmanırsanız eskiden benim okuluma (Bademlik Kampüsü) ev sahipliği yapan şimdiyse zincir otellerden biri tarafından kullanılan Bademliğe varırsınız ama bence çıkmayın. Yokuştan nefesiniz kesilir. Biz okurken kışları dolmuş çıkmazdı da yürüyerek tırmanırdık o yokuşu. Heeey gidi günler...

Odunpazarı Evleri (Fotoğraf alıntıdır)

Kentpark

Denizimiz olmasa da yapay plajımızın olduğu ve yazlarımızın sıcak ve kurak geçmesine son vermiş Kentpark'a gitmelisiniz tabii mutlaka. Gitmek için Odunpazarı'ndasınız hazır, Otogar yönüne giden tramvaya binin ve son durakta (yani otogarda) inin. Orada kime sorsanız Kentpark'ı gösterir. Tamam bi Vondelpark bi Englischergarten değil ama plaj var diyorum ya ve öyle kıyrıtık değil yaz aylarında baya baya dolup taşan güneşlenebileceğiniz, (yapay) denize girebileceğiniz bir plaj. Tabii parkın geri kalanında dolaşıp, söğüt ağaçlarının gölgesinde soluklanabilirsiniz.

Kentpark (Fotoğraf bana aittir)



Kentpark
Barlar Sokağı

Bence bugün yeterince gezdiniz şimdi tramvaya binip İsmet İnönü Caddesi durağında inin ve Barlar Sokağı'ndaki mekanlardan birinde (kişisel tavsiyem Varuna Gezgin Los Amigos, Hangover ya da Olympos Kafe) oturup yemeğinizi yiyip biranızı içebilirsiniz. Akşam kaldığınız yere dönerken de yine U harfini turlayıp gece güzelliğine de şahit olabilirsiniz şehrimin.

Gece hayatını sever misiniz bilmiyorum ama Eskişehir gece kulüpleriyle de oldukça ünlüdür. 222 Park, Hayal Kahvesi, Mood, Sess gibi mekanlarda modunuza ve zevkinize uygun bir gece yaşayabilirsiniz. Espark'ın hemen önündeki İsmet İnönü Caddesi boyunca sağlı sollu sıralanan bu mekanlarda kaliteli bi eğlence vaadediyorum size :)

Kentpark

İKİNCİ GÜN

Bugünü Sazova Bilim Kültür Parkına ayıralım diyorum, zira onun içinde vaktinizi geçirebileceğiniz, fotoğraf çekmekten kendinizi kaybedebileceğiniz birçok nokta var. Sazova Bilim Kültür Parkına gitmek için en iyi seçenek belediye otobüsü. Hani dün sizi Odunpazarına götürmüştüm ya bugün de oraya yürüyüp oradan Sazova Bilim Kültür Parkına giden otobüslerden herhangi birine binebilirsiniz. 20-30 dklık bir otobüs yolculuğundan sonra Sazova Parkında inip parkın içindeki Colomb'un gemisinin replikası olan korsan gemisini gezmekle başlayabilirsiniz turunuza. Bu gemi park yapıldığından beri Eskişehir il sınırı içinde evlenen her çiftin evlilik albümünde en az bir fotoğrafta yer alır :) Umarım popülerliğini anlatabilmişimdir.

Sazova Parkı (Fotoğraf alıntıdır)

Gemiden sonra Masal Şatosunu gezebilir, çocuğunuz varsa şato içindeki masal turuna katılabilirsiniz. Biz annem ve kardeşimle bile eğer saati uygun olsaydı katılmayı düşünmüştük kazık kadar insanlar olarak :)

Sazova Parkı (Fotoğraf bana aittir)

Sazova Parkının içinde Eti Sualtı Canlıları Müzesi var, İstanbul'daki Akvaryum'un minyatürü diyebiliriz. Girişler ben gezdiğimde 5 TL idi, yaklaşık bir saat sürüyor dolaşmanız ve çok güzel balıklara ve deniz canlılarına rastlıyorsunuz gezerken. Hazır gitmişken bence burayı da gezin derim. Ama tabi İstanbul'da ya da Avrupa'da benzerini gördüyseniz çok da elzem değil.

Sazova Parkı (Fotoğraf alıntıdır)

Sazova Parkında biraz da avare avare dolaştıktan sonra 'çarşıya' geri dönebilirsiniz. Büyükşehirlerde yaşayanlar olarak AVM'ye doyduğunuzu biliyorum ama Eskişehir'de AVM'ler biraz farklı. Yukarıda bahsettim, Kanatlı AVM mesela, minik ve yorulmadan gezebileceğini bir AVM. Kanatlı'nın biraz ilerisindeki Espark ise eskiden kiremit fabrikasının olduğu ve hala bacalarının AVM bahçesinde ayakta durduğu çevresinin de havadar ve güzel olduğu bir AVM'dir. Tabii şimdi içinizden 'ulan gelmiş bize marifetmiş gibi AVM anlatıyor' diyor olabilirsiniz, haklısınız ama yazmasaydım bu sefer de 'aaa ama Espark'ı anlatmamışsın' diyen çıkabilirdi.

Eskişehir'den bu kadar bahsetmişken Eskişehirspor'umuzu anmazsak ayıp etmiş oluruz. O meşhuuur 'es es es ki ki ki es ki es ki es' tezahüratı ve bando eses ile futbolseverlerin -bence- büyük sempati beslediği en güzel anadolu takımlarından biridir Eskişehirspor. Bu seneye kadar şehir merkezindeki Eskişehir Atatürk Stadyumunda oynadığımız maçları, bu sezon itibariyle Sazova'ya yapılan yeni Eskişehir Atatürk Stadyumunda oynamaya başladık. Geçen sezon facia bir sezon geçirdiğimiz için maalesef birinci lige düşen Eskişehirspor umuyorum bu sezon yeniden ait olduğu yer olan süper lige çıkacaktır. Zira Eskişehirliler kadar şehir takımına bu kadar fazla sahip çıkan şehir bulmanız çok zordur. 2008'de süper lige çıktığımız zaman günlerce genç yaşlı futbolla ilgisi olsun olmasın herkes bu olayı kutlamış, herkes evine Eskişehirspor bayrağı asmış, esnaf dükkanında günlerce Eskişehirspor marşlarını çalmıştı. Yine olsun lütfen <3

Eskişehir Atatürk Stadyumu (Fotoğraf alıntıdır)
Trenle geldiğinizi varsayarsak artık Espark'a üç dakika mesafede olan gara gidip treninize binip kalbinizin bir kısmını Eskişehir'de bırakarak yaşadığınız yere dönebilirsiniz. Eskişehir'e kısa süreliğine gelen de, öğrenci olarak gelen de, tayinle gelen de, yerlisi olup doğduğu günden beri orada yaşayan da çok sever, ayrılık her zaman zor gelir. Çünkü her gidişte 'bir daha göremezsem' gibi saçma ve korkutucu bir düşünce kaplar insanın içini. Öğrenciler yaz tatili bitsin de memleketlerinden ayrılıp Eskişehir'e dönsünler ister, benim gibi Eskişehir dışında çalışıp yaşamak zorunda olanlar da bayram, seyran, tatil kovalar bir kez daha şehrine kavuşabilmek için.

Doktorlar Caddesi (Fotoğraf bana aittir)

Vesselam çok güzel şehirdir Eskişehir. Adı eski'dir ama kendisi yepyeni, capcanlı ve hayran bırakan bir yerdir. Kabul ediyorum kışları biraz fazla soğuktur ama ne derler: "O kadar kusur kadı kızında da olur" :)

İyi gezmeler...

3 yorum:

  1. Eskişehir'i resemlerde görüyoruz hep. Gidip bizzat orayı solumak gerek. Eskişehir'in kışları soğuk olsa da sıcak mekanları vardır herhalde. Kafelerinde sıcak bir neskafe, yada tarçınlı bir salep içmek, kitabını okumak, sevdiğin bir arkadaşla sohbete koyulmak güzel olsa gerek.

    YanıtlaSil
  2. Bir kere gittim. bir gece kaldım ama dolu dolu gezdim ve çok sevdim. O gün de Fenerbahçe şampiyon olmuştu hiç unutmam. Formayla gezmiştim hatta, garipsediler sanki:) Herkes Eskişehirsporlu mu orada?
    Yılmaz Büyükerşen'i de takdir ediyoruz. Keşke her yönetici onun vizyonuna sahip olsa.

    YanıtlaSil
  3. Eskişehir' e gitmek kısmet olmadı. Görmeyi çok istiyorum.

    YanıtlaSil

"In three words I can sum up everything I've learned about life: It goes on"
Robert Frost