25 Ocak 2017 Çarşamba

Olan Biten


Uzun zamandır gezme tozma, yeme içme, okuma izleme yazıları yazıyorum fark ettiniz mi? Nasıl fark etmezsiniz ki zaten iki günde bir “aman allahım yine dünya başıma yıkıldı, altından çıkmaya gücüm yok” diye kafanızı ütüleyen birinin yokluğunu!! Fazla sevinmeyin, zira okumakta olduğunuz bu yazıda yeterince ütülemeye şahit olacaksınız. Aslında şu sıralar böyle şeyler yazarak gidişata nazar değdirmek istemiyorum ama blog/instagram sayesinde tanıdığım bir arkadaşımın geçen hafta gelen mailine yanıt yazarken dedim bu maili (bazı sebeplerden dolayı sansürleyerek de olsa) bloğa koyayım. Ne de olsa beni özlemişlerdiiiirrrrr (ÖZLEMEMİŞLERDİ) 😂😂😂😂


Merhaba          :)

Mailini görünce ve de okuyunca gerçekten çok mutlu oldum. Ne iyi etmişsin vakit ayırıp mail atarak. 19 Ocak 2014 demek, o kadar zaman olmuş mu gerçekten! Bana bi an düşününce dün gibi geliyor ama üç yıl bitiyormuş baksana. Böyle böyle zamanlarda insan geriye dönüp bakınca sanırım fark ediyor zamanın çok çok hızlı geçtiğini. Biz sanıyoruz ki 24 saat uzun bir zaman dilimi ama günler cidden birbirini kovalıyor. Baksana daha dün yeni yıla girerken bugün 22 gün geçmiş bile. Yaşlanıyoruuuuzzz :):) Ben bu sıralar yaşlanma kompleksine girdim sanırım malum bu yıl 30. yaşımı kutlayacağım aşırının aşırısı büyük bir yaş bence :)

Neyse birbirimizle yüzyüze tanışamadık nasip olmadı ama sosyal mecralar sayesinde insan gerçekten çok eskiden arkadaşmış gibi hissediyor. Sanırım stories'den sonra birbirimizin günlük hayat rutinine de az çok tanıklık edince (bizim gibi sosyal medyayı düzgün kullanan insanlar için) yakınlık hissi daha da artıyor. Üç yıl önce biraz da vaaz misali söylemişimdir be        , geçer zaman her şeyin ilacı diye. O zamanlar bunları o kadar çok tekrar ediyordum ki psikologumun dediğine göre sanırım herkesten önce kendimi buna inandırmak için. He, işe yaradı mı yaradı! Mesela benim olayın üzerinden tam 4 yıl geçmiş olacak üç gün sonra. Dört yıl. O zaman sorsalar bırak dört yılı dört günü bile geçiremem gibi geliyordu ama şimdi geriye dönüp bakıyorum sanırım hayatımın en güzel en eğlenceli en verimli dört yılını geçirdim. Evet klişe ama hayırlısı oluyormuş. Bak sen de kendi hikayende tecrübe ettin bunu. Diğer ilişkinde üzüldün, kafana taktın, keşkeli cümleler kurdun belki ama bak seni        'ye hazırlamış tüm bu yaşadıkların, iyi ki diğeri bitmiş de şu anki ilişkini evliliğini yaşayabiliyorsun. 

İşte böyle bakınca hayatlarımız gerçekten aslında küçümsenemeyecek kadar mucizevi. Yani üzüldüğümüz şeylere bile bir zaman sonra iyi ki olmuş diyebiliyorsak bunun adı mucize değildir de nedir ki! Dün akşam 8574737 yıl sonra ilk kez Forrest Gump izledim, orada çok güzel bir laf vardı, geçmişinizi geride bırakmadan yolunuza devam edemezsiniz gibi bir şey söylüyordu Forrest'ın annesi. Öyle... Gerçekten ne zaman geçmişi olduğu gibi kabullenip (canımızı çok yaksa acıtsa bile) onunla barışıyoruz işte o zaman güzel günler umut verici gelişmeler yaşamaya başlıyoruz.

O yüzden senin de benim de hayatımın geçtiğimiz yıllarda böylesi güzel gelişmelere (tabii ki çok yorulduğumuz isyan ettiğimiz zamanlar olmuştur) tanık olmasının sebebi bence yaşadıklarımızı iyisiyle kötüsüyle kabul edebilmemizdi. Ve evet yaşadığımız ayrılıklar, düş kırıklıkları, ihanetler, yediğimiz kazıklar bizi aslında çok daha iyisine hazırlamak içindi. Bir şeyin bitmesi daha iyisiyle karşılaşmamıza yer açmak içindi. Hala inanıyorum buna...

Evet ben biraz fazlaca gezdim di mi bu sıralar :) Aslında bir şekilde tanık olduğun gibi Muro'nun aniden yurtdışına yerleşme kararı alışı ve sonrasında yaşadıklarımızın olumlu yanlarından biriydi bu gezip tozmalarım. Uzak ilişki yürütmeye başlayınca kah Almanya'nın şehirlerini kah da yaz tatillerimizi yurt dışında geçirmeye çalıştık ki son 365 günde fiziken beraber olduğumuz maksimum 60 günü bu şekilde verimli geçirmeye çalıştık. Biliyorsun ben "deneyimi" çok seviyorum yani yeni yerler görmeyi yeni şeyler okumayı yeni diller öğrenmeyi çok seviyorum. O yüzden Muro'nun uzaklara gitmiş olması beni son bir yılda birçok anlamda hem değiştirdi hem de geliştirdi. Bir gün bunu söyleyeceğimi düşünmezdim ama iyi ki böyle bir karar almış ve biz uzak ilişkinin zorluklarına yenik düşmeyerek ilişkimizi sürdürebilmeyi başarmışız.

Tabii zor da geçti, Almanca öğrenme çabalarım, Almanya'ya onun yanına taşınabilmek için verdiğim uğraşlar, ee her ilişkide olan anlaşmazlıklar, uzaklığın getirdiği iletişimsizlikler kıskançlıklar derken eğlenceli geçtiği kadar yorucu bir yıl geçirdim. Ama en sonunda nihayet her şey istediğim gibi oldu. Şanslısın diyeceksin evet biraz şans faktörü de vardır belki ama inan bir yıldır Münih'e gidebilmek için verdiğim mücadeleyi gerek Almanca öğrenmek için olsun gerekse iş bulabilmek için olsun bence şansın yanında emeğimi de gösteriyor.

Neyse sonuç olarak İstanbul'da ve Türkiye'de son iki ayım diyebiliriz. Nisandan itibaren Münih'te yaşamaya başlayacağım. Çok heyecanlıyım endişeliyim. Bir yandan buradaki evimi boşaltmaya eşyalarımı elden çıkarmaya çalışıyorum bir yandan şirketteki işleri halletmeye çalışıyorum. Uğraşım yine bitmedi yani :) Gerçi hangimizin mücadelesi bitiyor ki...

Bu yazdıklarımı düşünüp geri dönüp bakınca iyi ki dört yıl önce olanlar olmuş diyorum. Şu an hayatım o zamanlar hayalini bile kuramayacağım bir yola giriyor baksana. Eğer o zamanlar onları yaşamasaydım şu an bunların hiçbiri olmazdı... İşte mucize dediğim şey tam olarak bu :)

Uzun yazdım dimi? Sana pazar okuması olacak birazcık :) Martın sonunda temelli taşınıyorum Almanya'ya, Oktoberfest zamanı seni ve eşini Münih'e bekliyorum mutlaka gelin çok eğleneceksiniz :) Biz de severek ev sahipliğinizi yaparız :) Şubat ayında bir aksilik çıkmazsa Ankara'ya yakın arkadaşımla vedalaşmak için gelmek istiyorum. Gelirsem mutlaka haber vereceğim. Yüzyüze tanışmak umarım o zaman nasip olur.

Görüşmek üzere arkadaşım...


Mucizeler seninle olsun :) 

1 yorum:

  1. Her şeyde hayır vardır cümlesine sığınırım her zaman. Şerden de hayır çıkıyor demekki tecrübeyle de olsa idrak ediyoruz. İnsan inandığı müddetçe umud ediyor hayal kuruyor. Bazen öyle bir hayal ki, boş dediğin şeyler dolu çıtkıyor. Mucuze olmasa sevebilir miyiz, sevilebilir miyiz!.. Hatta nefes alıp verbilir miyiz. Şükür bizi yaratan, bizi rızıklandıran ve bizi terbiye eden Allah'a...

    YanıtlaSil

"In three words I can sum up everything I've learned about life: It goes on"
Robert Frost