31 Ocak 2017 Salı

Satamadım gitti

Son günlerde oldukça stresli bir uğraş içerisindeyim. Beş yıldır oturduğum ve her santimini ezbere bilip çok sevdiğim evimi tasfiye etmeye çalışıyorum. En son beş yıl önce ev taşımış bir insan olarak taşınmanın ne kadar zor olduğunu unutmuş olduğum gibi üstüne bir de yıllarca gözün gibi baktığın eşyaları satmaya çalışmak eklenince cinnet seviyesine gelmiş durumdayım. Yıllar önce yine buradan size "ay nasıl ev bulacağım, hangi eşyaları alsam" gibi şeylerle sızlanırken bu kez alıp da bazılarını neredeyse hiç kullanmadığım bu eşyalarımı nasıl satacağım üzerine sızlanmak istiyorum müsaadenizle.



Yaklaşık iki ay önce facebook sayfamdan yayınladım önce, dedim ki belki ihtiyacı olan arkadaşlarım vardır, hem ben mutlu olurum hem onların işi görülür falan. Tabii ki ses soluk çıkmadı. Zaten neden çıksın ki? Facebooktan arkadaşım olan insanların %90'ı evli, %3'ü kuzen, geri kalanı da kümesten kadar küçük evlerinde yaşayan benim gibi yalnız modern köleler. Eee ilk %90'lık kesime eşya satmak gibi bir hadsizliği tabii ki yapamam. Zaten almazlar. Neden alsınlar! Yeni gelinlerin tatlı telaşı sayfasında yayınlanacak pompiş pembiş evleri vardır hepsinin, benim renksiz ve iç sıkan eşyalarımı ne yapsınlar. Kuzen falan tayfasına da niyetlendim ama yok onların da ya paraları ya da evleri yok. Anlayacağınız facebooktan iş çıkmadı.

Yılmadım, evdeki tüm eşyalarımı bir excele yazdım, sonra da şu anki işyerimde samimi olduğum arkadaşlarıma gönderdim. Hani dedim belki lazımdır ya da lazım olan tanıdığınız vardır. Ben o kadar uğraşmışım, excelde listeleme yapmışım, onun hatrına o mutfaktaki sandalyeyi bari alsaydınız ya zalimler!! Yok, almadılar. Almadıkları gibi insan yanıt maili yazar, onu bile yazmadılar. Yani bu kitleden de eli boş döndüm.

Sonra bir gün beynime takılan şu reklam şarkısını mırıldandığımı fark ettim: "Çek yükle kolay at, LetGo ile rahat sat" Reklamlarda on saniye içinde satılan o tencere seti ya da org gerçek olabilir miydi, pek umudum olmasa da azıcık umudumu kendime ekmek edip evi dip köşe temizledim ve satmak istediğim tüm eşyaların fotoğrafını çektim. LetGo üzerinde açtığım profile bunları ekledim ve tataaaaammmm. Artık gelsin paracıklar paracıklaar demek isterdim ama maalesef yine olmadı. Reklamlar yalandı ve LetGo'nun %70'i apaçi/abaza karışımı tiplerle doluydu. Hayır azıcık yol yordam öğrenin bari. Sallanan koltuk koymuşum, ilk sorduğu soru "Ev nerede? Adres versene?" Yani belki ben ücretsiz nakliye hizmeti veriyorum, belki satmaktan tam o anda vazgeçtim. İlk ev adresi mi sorulur! Hayır bi de uygulamayı yapanlar hazır soru ve cevap kalıpları da hazırlamışlar. Tek tuşla "hala satılık mı? pazarlık olur mu?" falan gibi otomatik sorular soruyorsun. Telefonun ekranına bir kez dokunabil bari abaza gibi adres sormadan önce. Neyse ben profilimi açtığım günün ilk iki saatinde telefonuma tam 876 bildirim geldi (net rakam bu ha, atmıyorum) ve ben mecburen bildirimleri kapattım. Gelen mesajları şöyle göz ucuyla incelediğimde %40'ı ev adresi almak isteyen niyeti bozuklar, %40 pazarlık peşinde olan spotçu olduklarını düşündüğüm uyanık alıcılar, %20'si de 'pek durumu olmadığını iddia eden' ev kadınları. En tehlikesiz ama en az kazanç sağlayan kesime odaklanmak zorunda kaldım dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmamak için. Birkaç ev hanımı ablayla yazıştım, pazarlık şu bu derken upuzuuun eşya listemden sata sata küçük bir komodin, sallanan koltuk ve birkaç tencere tava satabildim. Evde asıl yer kaplayan ve beni endişelendiren kitaplıklarım, yatak odası takımı, buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi falan öyle gözümün içine bakıyordu.

Elde kalan eşya çok olunca dedim bir de şansımı instagramdan deneyeyim, ne de olsa binlerce takipçim var (1176 tane :)) birinden birine lazım olan elbet bir şey vardır. Gelen mesajların %90'ı bana yeni hayatımda ve yeni kararımda başarılar diliyordu, %9'u kitaplığımdaki kitapların satılık olup olmadığını (hayır satılık değiller) ve kalan %1'i ise televizyonun, buzdolabının fiyatını soruyordu. Instagram sayesinde de televizyonla televizyon konsolumu satabildim.

Halen büyük kalemleri elden çıkarabilmiş değilim ve bu ay sonunda evi boşaltmam gerekiyor. Kafamda deli sorular var, acaba depo kiralayıp satamadıklarımı oraya mı koysam, yoksa hepsini Eskişehir'e mi göndersem ya da spotçuya mı versem (yok pahasına!) Hayır kocaman da ev arkadaş, ben de maşallah almışım da almışım evde eksik yok, fazla var. Bir komodin sattım, içinden çıkanları nereye tıkacağımı bilemedim. Hal böyle olunca o koca gardrop nasıl boşalacak diye düşünüyorum ve alıyor beni bir umutsuzluk...

Ahh ahh zaten eşyalarımı satıyor olmak yeterince üzücü bir şey. Hepiniz öyle mi hissediyorsunuz bilmiyorum ama ben evimdeki rendeden, diş fırçası sapına kadar her parçayla duygusal bir bağ taşıyorum, onları satıyor olmak cidden evladımdan ayrılıyormuşum gibi hissettiriyor. Koltukla komodin gidince az biraz gözlerim dolmadı değil. Ben o kitaplıklarımı, dolabımı, masamı falan nasıl vereceğim yaa... Ay neyse alan var sanki de ayrılık acısını konuşuyorum.

Amerikalılar gibi evin önünde garage sale yapmayı düşünüyorum bir pazar sabahı, apartmandaki teyzelere tabak bardak falan satarım en olmadı. Sandalyelerimi alıp bahçedeki kamelyaya koymaya karar verirler belli mi olur. 

Bu süreçte gördüm ki benden her şey olur satışçı olmaz. Malına methiyeler düzen ama "sen şimdi kaç istiyorsun buna" sorusunu duyunca utanıp sıkılıp cevap veremeyen tek salak benim heralde. Yok yapamıyorum, sanki cebinden bana sadaka veriyormuş da ben de Sezercik misali "benim payam vay amca" ezikliğinde gözlerimi yere dikiyorum falan. Satan sensin arkadaş, 300 de 500 de di mi? Yeri gelirse sizi gözüm tutmadı satmıyorum vazgeçtim de. Benim bu satış konusundaki beceriksizliğimle koca evi bin tl'ye elden çıkaracakmışım gibi geliyor ya hadi bakalım. Geçen hafta annem yanımdaydı, birkaç pazarlığa o da denk geldi. O benden beter, alıcı kadın bana soruyor en son kaça olur diye, ben yalvaran gözlerle anneme bakarak "bilmem ki anne kaç diyelim" diyorum, niyetim annemin birazcık daha yüksek fiyat söylemesi, ama nerde. "Ne desek bilmiyorum ki kızım 100 mü desek!" Gözlerimden 100 ne anne diye ateş saçsam da neyse madem 100 verin anlaşalım deyip susuyorum. Sanırım bu yüzden annem de ben de bir ev sahibi olamadık bunca senedir. Hep veren ama hakkı olsa dahi istemeyi bilmediğimiz için böyleyiz bence, ne dersin anne?

İşte böyleee... Kaldı 28 gün... Bakalım bu seferki mücadelem nasıl sonuçlanacak? 

5 yorum:

  1. Acikcasi nereye yerlestiginizi okuyamadim ama kararinzda basarilar dilerim. Eylül 2015 te Almanya ya yerlestim. Annem baska bir sehre tasindigi icin her seyimi paketlemek ve gondermek zorunda kaldim.
    Ptt bu konuda cok isime yaradi. Yaklasik 34 kokiden sadece biri kayip ama digerleri elime ulasti hem de 15 gun icerisinde.
    Bunun disinda 3 kitaplik ve bikac mobilya icin cok da abarti olmayan bir meblağ odedim.
    Dilerseniz ismini verebilirim:)
    Kolay gelsin!

    YanıtlaSil
  2. Bu arada o kolilerin icinde bolca kitap vardi:) 3 kitaplik tika basa doluyor:)

    YanıtlaSil
  3. Bir alttaki yazıyı okuyunca Munih'e tasindiginizi kesfettim!(ne buyuk kesif:))
    Ben con yakinim Munih e...
    Buralara yerlesip biraz alstiktan sonra Augsburg a beklerim:)
    Ya da herhangi bir soruda ben burdayim:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba :) Evet Münih'e yerleşiyorum ve çılgınlar gibi eşya satıp savmaya çalışıyorum. Kitaplarımı ben de satmayacağım ama Almanya'daki evim de ilk etapta çok küçük olduğu için oraya da götürmeyeceğim. Yani aslına bakarsan benim üç farklı nakliye sorunum var 1 almanyaya götüreceklerim 2 ailemin yanına göndereceklerim 3 istanbulda bırakacaklarım :) satacaklarımı katmadım bile. Çok zormuş ama napıyım halledeceğiz bir şekilde. Ay evet resmen komşuymuşuz, neden olmasın ben oraya geldiğimde dağlar kızı heidi gibi etrafı keşfe çıkacağımdan bir gün sana da kahve içmeye uğrayabilirim :)

      Sil
  4. Ben ikinci el neyim varsa sahibinden.com’da satıyorum. Kıyafetten, ev eşyasına kadar hepsini koyuyorum. Bazen satılması uzun sürebiliyor ama en azından saçma sapan insanlarla muhatap olmuyorum. Üstelik bazı eşyalar hemen gidiyor. Mesela eski cep telefonumun ilanını koyduğum gün, pat diye satıldı. Dilerseniz siz de bir bakın derim. Sevgiler.

    YanıtlaSil

"In three words I can sum up everything I've learned about life: It goes on"
Robert Frost