2 Şubat 2017 Perşembe

Nisan'da Paris

Gezmeyi seven ve sonrasında benim gibi gezip gördüğü yerleri paylaşan insanlar için seyahat planı yapmak seyahatin kendisi kadar heyecan vericidir sanırım. Önce gidilecek birkaç lokasyon belirlenir, sonra hepsiyle ilgili teker teker yazılar okunur, görseller incelenir, kabaca maliyet çıkarılır. Sonra da diğer seçenekleri bu seferlik elemiş olmanın gönül kırıklığıyla bir yerde karar kılınır. İşte bu andan sonra detaylı araştırmaya geçilir ki benim en çok sevdiğim, daha o ülkeye/o şehre varmadan sokaklarını dolaşmamı, kafelerinde oturmamı, restoranlarında yemek yemeyi hissettiren zamanlar işte bu detaylı plan zamanlarıdır. Ulaşım şekli, konaklama, toplu taşıma, gezilecek yerler, ünlü restoranlar, meşhur tatlar ne var ne yoksa didik didik incelenir. Hatta kısıtlı zamanda çok yer görme gibi bir plan varsa bazen saat saat plan çıkarılır, google maps üzerinde en verimli rota bulunup işaretlenir. Şahsen ben her seyahatte bu saydıklarımı yapıyorum ve hiç mi hiç sıkılmıyorum. Dedim ya plan aşaması da en az uçağa binip yola çıkma anı kadar keyifli benim için. Ama bir de spontane yaşayan, gideceği yere varınca karar veren, kafasına göre takılan da bir kesim var ki itiraf edeyim onlara da özenmiyor değilim. Hayatımın hiçbir alanında öyle olamadım, bundan sonra da değişmek gibi bir iddiam yok ama sıfır planla pat diye yola çıkabilmeyi de deneyimlemek isterdim sanırım.